Televizyon dizileri, özellikle internetin inanılmaz geliÅŸimi ve “YaÅŸasın korsanlık!” anlayışının hızla yaygınlaÅŸmasıyla, tüm dünyada sinema filmlerinden daha çok ilgi çekmeye baÅŸladı neredeyse…
Fringe
Film endüstrisinde olduÄŸu gibi, televizyon dünyasının anavatanı olan Amerika’daki pek çok diziyi, yayınlandıktan sadece birkaç saat sonra izlemek mümkün… Öyle ki, Amerika’da herhangi bir “cable tv” kanalında yayınlanan herhangi bir diziyi pek çok Amerikalı izleyemezken, Çin’den Rusya’ya, Türkiye’den Fransa’ya kadar pek çok “internet kurdu” günü gününe takip edebiliyor.
Özellikle 90’lı yıllardan sonra, televizyon dizilerine harcanan paralar, sinema filmlerinin bütçeleriyle yarışır hale geldi. Bu, aslında bir etki-tepki olayı…
Yönetmenleriyle, oyuncularıyla; sinemacılar televizyon dizilerine el atmaya baÅŸlayınca, geliÅŸme kaçınılmaz oldu. Senaryo ve görsellik açısından zenginleÅŸen televizyon dizileri, yüzlerce örnekle, tüm dünyada beÄŸeniye sunuldu. Diziler beÄŸenildikçe, bütçeler arttı; vs. vs…
Amerika’daki belli baÅŸlı televizyon kanalları, genelde dizilerinin bütçelerini açıklamıyorlar. Ancak zaman zaman basına sızan bilgiler, iÅŸin boyutlarını gözler önüne seriyor. ÖrneÄŸin, tüm dünyada fenomen haline gelen Lost’un sadece bir bölümünün maliyetinin 20-25 milyon doları bulduÄŸu söyleniyor.
90’lı yıllarda, CBS’in 20-25 dakikalık bir sit-com için ayırdığı bütçe, bölüm başına 900 bin dolardı. Bugün, The Simpsons, South Park gibi üst düzey bir animasyon dizisinin bile tek bir bölümü için 3 milyon dolarlık bir bütçe söz konusu…
10 sezon süren ve finali 2004’te yayınlanan Friends adlı sit-com’un en popüler oyuncusu Jennifer Aniston’ın bölüm başına 1 milyon dolar aldığını düÅŸünürseniz, maliyetin nasıl rakamlara ulaÅŸtığını hesaplayabilirsiniz.
Hal böyleyken, birinci sınıf sinema oyuncularının bile bir zamanlar dudak büktükleri televizyon dünyasına artık sıcak bakmaya baÅŸladıklarını da görüyoruz… Al Pacino ve Meryl Streep gibi…
* * *
Televizyon dünyasının son dönemdeki “harika çocuk”larından biri, J.J. Abrams…
“Ne yaparsa izlerim” diyebileceÄŸiniz tiplerden…
Tam adı Jeffrey Jacob Adams olan bu zat için Amerikan basını “Televizyon dünyasının Spielberg’ü” yakıştırmasını yapıyor. Felicity ve Alias’tan sonra patlattığı Lost bombası, Abrams’ı Amerika’nın en popüler isimlerinden biri yaptı.
Aslında bir sinemacı ama televizyonlara yaptığı iÅŸler daha çok ilgi çekiyor.
Yine de, hayal kırıklıkları yok deÄŸil…
MüthiÅŸ oyuncu kadrolarına raÄŸmen; What About Brian 2 sezon, Six Degrees de sadece 13 bölüm yayınlandı. “Kötü” diziler deÄŸillerdi ama yeteri kadar (Ölçüsü bilinmiyor) rating alamadıkları için yayınlarına son verildi.
Bu iki hayal kırıklığından sonra bir bomba patlatması beklenen Abrams, fitili çekti: Fringe…
“Bilim-kurgu, korku, gerilim, dram” türündeki Fringe, ÅŸimdiye kadar örneÄŸi olmayan bir yapım… Kabaca; bir FBI ajanının, “kafayı sıyırmış” bir bilim adamı ve oÄŸluyla, olaÄŸanüstü olayları, sıra dışı yöntemlerle çözmelerini konu alıyor.
Fringe, ilk bölümlerinden itibaren Fox’un yüzünü güldürdü. 90 dakikalık pilot bölümü 9 milyon, ikinci bölümü de 13 milyon kiÅŸi tarafından izlendi… Amerika’da bu sezon baÅŸlayan diziler içinde, 90210’dan sonra en iyi ikinci rating’i aldı.
Vatan gazetesinin 4 Ekim Cumartesi günkü Bizim Kahve ekinde, “Bu dizilere bağımlı olacaksınız” baÅŸlıklı bir haber yayınlandı. Fringe’i atlamışlar!..
Aralarında Gossip Girl, Project Gary, The Mentalist, Eleventh Hour ve Life On Mars’ın da bulunduÄŸu pek çok dizi Türkiye’de de popüler olmaya aday yapımlar arasında gösterilirken, listede 90210 gibi Fringe de yer almıyordu.
Türkiye’de Digiturk veya DoÄŸuÅŸ Grubu’ndan hangisi önce uyanıp Fringe’i kapacak, merak ediyorum…
* * *
Türkiye demiÅŸken…
Arada sırada televizyon kanalları arasında dolaşırken, yine birbirinden kalitesiz yapımlara rastlıyorum. Ne senaryo var, ne doÄŸru düzgün yönetmenlik örneÄŸi…
Aman Nursel Köse duymasın!..
Bizler “sinema filmi tadında televizyon dizisi” izlerken, televizyon dizisi tadında bile televizyon dizisi yapamayan insanların Türk halkını dumura uÄŸratma çalışmaları sürüyor!
DoÄŸru düzgün “çalıntı” bile yapamamışlar. Grey’s Anatomy’yi “Doktorlar” diye yuttururken, saçmalamışlar!
Olan, tiyatro kökenli oyunculara oluyor…
Ama arada kötü oyunculuk denemelerini görmek de doÄŸrusu iyi oluyor!
“Ece” diye bir diziye rastladım. BaÅŸrolde Hande Ataizi… Ege olarak uykuya dalan ancak yapılan bir büyü sonrası yataktan kadın olarak kalkan Ece’yi oynuyor… Daha doÄŸrusu, oynayamıyor!
Belli ki, dizinin yapımcıları It’s A Boy Girl Thing adlı filmi izlemiÅŸler!
Ama Ataizi, Hollywood’un “ikinci sınıf” genç oyuncularından biri olan Samaire Armstrong’u izlememiÅŸ…
Tavsiye ederim… İzlesin, öÄŸrensin!..







