 Aşka Şeytan Karışır Aşk romanlarıyla pek aram yoktur aslında. Okuduğum romantik kitapların sayısı bir elin parmaklarını geçmez herhalde. Geçen gün ablamın kitaplarının arasında yazarı Hande Altaylı olan bir kitap dikkatimi çekti.
Soyadı Altaylı olunca araştırdım, ve gerçekten de yazarın Fatih Altaylı’nın eşi olduğunu öğrendim. Kitabın adı Aşka Şeytan Karışır olunca, Harlequin tadında bir kitapla karşılaşmaktan tedirgin olarak başladım okumaya. Fakat okudukça daha sürükleyici hale geldi ve iki saat içerisinde kitabı bitirdim. Sonuçta ise gerçekten etkilendim. Neden mi?
Öncelikle Aşka Şeytan Karışır’da oldukça karamsar bir hava hakim. Günümüzün yozlaşmış ilişkilerini tüm çıplaklığıyla ortaya koyarken olaylar değil mizahi, oldukça ciddi bir bakış açısıyla işleniyor. Gerek aşk, gerek arkadaşlık olsun, her tür ilişkide kendini gösteren çürümüşlük, yüze inmiş bir tokat etkisi yapıyor. Karakterler detaylı bir şekilde oluşturulmuş denebilir. Özellikle kitabın baş kahramanı Aslı, oldukça gerçekçi bir karakter. Aslı’nın kafasının içini dolduran düşünceler, aslında çoğumuzun hislerine tercüman oluyor. Şehir hayatının herkesin farkında olup da görmemezlikten geldiği kirli yüzü, Hande Altaylı’nıngüçlü gözlem yeteneği aracılığıyla bize sunuluyor.
Aşktan veya arkadaşlıktan ağzı yanan herkesin içinde kendini bulabileceği bir kitap Aşka Şeytan Karışır. Aslı’nın öyküsü sonuna kadar süprizlerle dolu ve yürek burkan bir final sizi bekliyor.
Hande Altaylı’dan bahsetmek gerekirse; Aşka Şeytan Karışır Hande Altaylı’nın ilk kitabı. 1971 yılında Edremit’ te doğan Altaylı, Boğaziçi Üniversitesi’nde Uluslar Arası İlişkiler ve Siyaset Bilimi okumuş. Çeşitli ajanslarda reklam yazarlığı yapmış ve aynı zamanda şarkı sözleri yazmış. Başka bir roman daha yazarsa hemen okuyacağımı belirtip, Aşka Şeytan Karışır’dan bir alıntıyla yazımı bitiriyorum.
“ Aslı biliyordu ki ilişkilerde iyilik pek ödüllendirilen birşey değildi ve şimdi kıskanan olmayı seçerse uzun yıllar bu rolü oynardı. O yüzden kıskanılan olmayı seçti ve bunun altını iyice çizmek için Sinan’ın görebileceği şekilde adamla bir kere daha göz göze geldi. Sinan’ın suratı iyice asıldığında görev tamamlanmıştı. Bundan sonra bir yere gittiklerinde Sinan hanımlara kilitlenmek yerine Aslı’nın bakışlarını takip etmekle meşgul olacaktı.”
UYARI! Lütfen yorumda bulunurken, argo ve hakaret içeren kelimeler kullanmayınız. BU GİBİ YORUMLARA ONAY VERİLMEYECEKTİR Kişiler yaptığı yorumdan kendileri sorumludur. Bu gibi durumlar, sitemizi herhangi bir şekilde bağlamaz!!! 157
|