| Dünyanın en iyi müzisyenleri ile yeniden... |
|
|
|
| Müzik | Müzik Zevki | ||||
Tarih: Çarşamba, 24 Haziran 2009 02:49 |
||||
Hiç unutmuyorum, ilk Pull Me Under’ı dinlemiÅŸtim. Özellikle davul ritimleri (o zamana göre) acayip gelmiÅŸti! “Harika müzik… Hemen albümü edinelim” gazıyla, ıkına sıkına Images and Words’ü bulmuÅŸtuk. O zaman internet filan yok… CD furyası da yeni yeni baÅŸlamış… Malum, bizler için yokluk yılları! Bul plağı, yüklen kasetlere!. Kopyası, kopyası derken, hastası olmuÅŸtuk. Metallica dahil tüm klasik heavy metal icracıları bir anda gözümüzden düÅŸmüÅŸtü. Pink Floyd gibi efsaneleri de dinlediÄŸimiz için, çok yabancı gelmemiÅŸti bize ama, yine de farklı bir ÅŸeydi… Gitarıyla, basıyla, davul ritimleriyle, hiçbir ÅŸeye benzemiyordu. Neredeyse 6-7 ay boyunca, baÅŸka hiçbir ÅŸey dinlemeden, Images and Words’ü ezberlemiÅŸtik. Sonra, bir önceki (ilk) albümleri When Dream and Day Unite’ı yoÄŸun çabalarla arÅŸivimize kattık. Gerisi geldi… Bugüne kadar… * * * Åžimdilerde, özellikle rock ve metal kategorisinde iÅŸ yapan grup ve müzisyenleri “tarz olarak” sınıflandırmak doÄŸru deÄŸil. Kısaca ÅŸöyle anlatayım: Onlarca deÄŸil, yüzlerce rock ve metal türü var. Bizim için bazı türler alay konusu bile oluyor. ÖrneÄŸin; “gotik atmosferik doom metal” adı verilen bir tür bile var! (Osman’ın yakın zamanda tür konusuna el atmasını bekliyorum!) Bu artık boku çıkan kavram karmaÅŸası içinde, Dream Theater bir öncü olarak “progresif metal”in babası sayılıyor. Vikipedi’de, progresif metal çok güzel tanımlanmış: Heavy metal ve progresif rock tarzlarının bir bileÅŸimi olan müzik türüdür. Güçlü metal müziÄŸinin üstüne teknik kompozisyonal yapılar yerleÅŸtirerek üretilmiÅŸ ÅŸarkıları içerir. Åžarkılarda genellikle aksak ritimler kullanılır. Çalgılar, virtüöziteye yakın bir ÅŸekilde çalınır. Son cümledeki bir sözcüÄŸe dikkat: Virtüözite… Yani, grupta enstrüman çalanların hepsi birer virtüöz! Berklee’de buluÅŸan ve dünyanın bu en önemli müzik okulunun kantininde grubu kuran davulcu Mike Portnoy, gitarist John Petrucci ve basçı John Myung’un çaldığı enstrümanlar ile ilgili eÄŸitim videolarının olduÄŸunu belirtirsem, virtüöz konusunu açıklığa kavuÅŸturmuÅŸ olurum herhalde… Bu üçlüye, klasikçilere taÅŸ çıkartan 50’lik klavyeci Jordan Rudess’ı ve tenorlarla birlikte albüm yapan James LaBrie’yı ekleyin… Üstüne de hemen hepsi adeta birer edebi eser niteliÄŸi taşıyan ÅŸarkı sözlerini koyun… Tamam… 20 yılı aÅŸan kariyerlerine, pek çok ödül de sığdırıp bugünlere geldiler.
Sadece birlikte deÄŸil, ayrı ayrı da çalıştılar… Katıldıkları “proje” gruplarında, dünya çapında pek çok müzisyenle iÅŸbirliÄŸi yaparak, rock ve metale çok sayıda ölümsüz eser kazandırdılar. Bu satırlarda eski çalışmaları ve kariyerleri ile ilgili daha fazla detaya girmeden, asıl konumuza geçeyim… * * * Dream Theater ile Türkiye’deki ilk buluÅŸmamız, 2002’de Bostancı Gösteri Merkezi’ndeydi… 2005’te Parkorman’da, 2007’de de İstanbul Arena’da canlı olarak izledik… Sıra Maçka Küçükçiftlik Park’a geldi… Bu kez, 10’uncu stüdyo albümleri Black Clouds & Silver Linings’in turnesi kapsamında, 4 Temmuz’da sahne alacaklar… İsimleri gibi, “DüÅŸ Tiyatrosu” perdelerini bir kez daha açtığında, Türk hayranları hayatlarının en güzel dördüncü gecesini yaÅŸayacak! * * * Black Clouds & Silver Linings, 3 ayrı edisyonda piyasaya sürüldü… Birincisi; 6 yeni ÅŸarkıdan oluÅŸan, klasik tek CD’lik standart edisyon... İkincisi; sınırlı sayıdaki, 6 yeni ÅŸarkının enstrümantal versiyonlarını da içeren, ayrıca 6 cover ÅŸarkı olan 3 CD’lik edisyon… Üçüncüsü; yine sınırlı sayıdaki, içinde 3 CD artı bir DVD, mouse pad, bir klasik LP, albümün “art work”ü ve konser bileti olan özel koleksiyon edisyonu… İçeriÄŸine gelince… Bir önceki albümleri Systematic Chaos’ta baÅŸladıkları karanlık, ağır ve sert tema, yeni çalışmalarında da sürüyor. Albümdeki 6 yeni ÅŸarkı, grup üyelerinin kiÅŸisel “karanlık” deneyimlerini anlatıyor… Mike Portnoy’a göre, Black Clouds & Silver Linings; A Change of Seasons, Octavarium, Learning to Live, Pull Me Under ve The Glass Prison’ın bir karışımı… Klavyeci Jordan Rudess’a göre de “gotik içerikli” bir çalışma…Portnoy, yeni albümdeki iki ÅŸarkı için Metal Hammer dergisine ÅŸu açıklamayı yapmıştı: “The Shattered Fortress, alkol bağımlılığından 12 adımda kurtuluÅŸumu simgeleyen ÅŸarkılar serisinin sonuncusu… The Best of Times da, kanserle savaÅŸan ve albüm kayıtları sırasında hayatını kaybeden babam ile ilgili anılarımı içeriyor…” The Shattered Fortress ve The Best of Times gibi, albümün açılış ÅŸarkısı olan A Nightmare to Remember da oldukça karanlık! John Petrucci, yazdığı ÅŸarkının sözlerinde, çocukken geçirdiÄŸi trafik kazası sonrası yaÅŸadıklarını dile getiriyor. Albümün ilk single’ı olan A Rite of Passage, masonluÄŸu anlatıyor. Sözlerini yine Petrucci’nin yazdığı Wither’ın konusu da “writer’s block…” Türkçeye kısaca; “bir yazarın, yazamama durumu” ÅŸeklinde çevrilebilir. Albümün 19 dakikalık en uzun ama en “yumuÅŸak” ÅŸarkısı olan The Count of Tuscany’nin konusu ise hayli ilginç: Toskana ziyaretinde Petrucci’yi korkutan bir kontun öyküsü! Forumlar, bloglar her yeri karıştırdım ama tam öÄŸrenemedim. Muhtemelen hayali bir öykü…
Açıkçası, hepsi birer sanat eseri gibi… Orijinallerine saygı duymasam, “Onlardan iyi” diyeceÄŸim hepsi için neredeyse… Özellikle, 2007’deki İstanbul konserinde “virtüözlerden” hiç de geri kalmayıp muhteÅŸem sahne performansıyla en çok dikkat çeken isim olan solist James LaBrie’ın, Stargazer ve Queen ÅŸarkılarındaki yorumları, Dio ve “rahmetli” Freddie Mercury’yi bile gölgede bırakıyor diyebilirim… Dream Theater, 4 Temmuz’da Maçka Küçükçiftlik Park’ta, Vera Müzik, CTP organizasyonu ve Tuborg’un katkılarıyla, Türkiye’de dördüncü kez perdelerini açarken, ön grup olarak da progresif müziÄŸin önemli isimlerinden CYNIC sahne alacak. BeÄŸenin beÄŸenmeyin… Müzikle, özellikle de rock ve metal ile biraz ilgiliyseniz, bu muhteÅŸem gecede Küçükçiftlik Park’ta olun… Gitmezseniz, çok ÅŸey kaçırırsınız…
|
||||









