Uzun Metraj

Eurovision nedir? Ne değildir?

E-posta Yazdır PDF

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_eoru554.jpg

Eurovision kimin müziği en iyi yarışması değildir. Belki vakti zamanında öyleydi ama şu anda geldiği konum siyasi-coğrafi tercihlerin ağırlığını koyduğu, müziğin kalitesinin ve içeriğinin ikinci plana itildiği bir organizasyona dönüşmüştür.

Eurovision geçirdiği olumsuz değişim ve siyasetin içine karışıp bulanıklaştığı ve rahatsızlık verdiği yapısına karşın bazı nedenlerden dolayı hala kimilerimiz için özeldir. Neden mi?

Eurovision’un tarihi bir anlamda ülkemizin de tarihidir. Eurovision’da ilk sahneye çıktığımız dönemleri hatırladığımızda, ülkemizin içine düştüğü ekonomik darboğaz, siyasi ve toplumsal çalkantılar, içine kapanmış devletçilik anlayışıyla o dönemdeki gururlu sonunculuklarımız, spordaki şerefli yenilgilerimiz bir paralellik içermiyor mu biraz olsun? Yenilginin, başkalarının galibiyetlerine sevinmenin, hatta onlar içinden birisine taraftar olmanın ruhsal durumunu göz önüne getirmeye çalışın. Bize yakın ülkelere, sempatik şarkıcılara olan taraftarlığımız ya da Maradonalara, Alman Panzerlerine, Portakallara olan sempatimiz bir türlü gelmeyen başarılar sonucu hep taraftar kaldığımız durumların avuntuları değil midir?

Eurovision her ne kadar toplumlar aynılaşsa ve ortak temalar ve sahne gösterileri üzerinde yoğunlaşsa dahi, oturduğunuz yerden Avrupa’daki ülkelerin farklı müzik kültürlerini izleyebildiğiniz bir fırsattır. Tamam, ülkelerin çoğu bu yarışmaya önem vermese, yolladıkları şarkıcılar ülkelerinin ikinci sınıf isimleri dahi olsa bizim gibi gelişmekte olan ülkeler açısından hala önemini koruyan bir yarışmadır.

Eurovision özellikle Eski Doğu Bloğu ülkelerinde ve İskandinav Yarımadası’nda önemli bir müzik organizasyonu olarak görülmekte ve seçilen şarkıcılar bu doğrultuda olmaktadır. Sonuçta gelişmekte olan ülkelerin çok da pozitif olmayan genel toplumsal ve siyasi ortamları, alınabilecek iyi bir derece ile geçici de olsa oyalanacak bir konu bulacaktır. Gelişmiş ülkelerin iyice kanıksadığı bir başarı diğerleri için bazı anlarda hayati öneme sahip olabilir.

Eurovision çoğu kişi burun kıvırsa da son yıllarda genç isimler açısından bir sıçrama tahtası vazifesi görebilmekte. Hatta nerdeyse her yıl bir yıldız adayının ya da sürprizin ortaya çıktığını söyleyebiliriz. Bu da şarkıcıların ülkeleri dışındaki müzik hayatları açısından önem taşımaktadır.

Eurovision ayrıca o yılın müzik trendiyle de yakından bağlantı kuran kimi örneklerin sahne aldığı hatta sonrasında albüm ve konser ataklarına giriştiği de bir fırsatlar organizasyonu olarak görülebilir.(Ülkemizdeki tanınma ve benimsenme kriteri ise cep telefonu melodilerinde yer edinmeyle sıkı sıkıya bağlantılıdır)

Eurovision dediğimiz gibi gitgide belli bir formülün hakimiyet kazandığı ve herkese yayıldığı bir organizasyona dönüşürken, kendi kültürel özelliklerini müziklerine yansıtan kimi ülke performansları için dahi izlenebilecek bir yarışmadır. En yakın örnek olarak geçen yıl ki mükemmel Ermenistan performansı verilebilir.

Eurovision başladığı yıldan bu yana bir türlü memur şarkıcılık konseptinin etkisinden de kurtulamamış bir yarışmadır. Yine diktatörsü ülke temsilcilerinde ve bizde ağırlıkta olmak üzere şarkıcıların belli bir kalıba sokulduğu, sanki Eurovision’a özgü bir tarzmışçasına görev icabı şarkı söylüyorlarmış havası veren şarkıcıların yer aldığı da bir yarışmadır. Fakat bu sıkıcı tablo içinde müzik ve kalite anlamında sivrilenlerin her daim oluşu da umudu korumaya yardımcı olmaktadır.

Eurovision böylesi olumsuz bir dış baskıyla çevrilmesine karşın ülkeler arası rekabet, puan dağılımı, gitgide artan heyecan, yapılan yorumlar, önyargılar, beklentiler, iddialar gibi konularla özellikle topluluk olarak seyredildiğinde etkisi tam olarak hissedilen de bir yarışmadır.

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_semihayanki.jpg
Eurovision ne olursa olsun bu satırların yazarı için her daim özel bir yarışma olacaktır. Gözünü kırpmadan baştan sona tüm performansları seyredip, ülkeler ve müzikleri konusunda yorumlar yapıp bağlantılar kurmayı sevecektir. Çoğu kişi bir müzik çöplüğü olarak görse de, birkaç tane dahi iyi parçanın organizasyonu kurtardığını, renklendirdiğini düşünmektedir. Ve her seyrettiğinde aklına Semiha Yankı’nın harika “Seninle Bir Dakika”sı gelmekte, o parçanın sonuncu olmasını bir türlü kaldıramamaktadır. Sertap Erener’in birinciliği karşısında gözleri dolduğunda aklına ilk olarak “Seninle Bir Dakika” ve Semiha Yankı gelmiştir, eminim en çok o sevinmiştir diye.  Ve artık vakti zamanının barış, kardeşlik mesajları yerini siyasi oyunlara, oylara bırakırken, Eurovision’u müzik piyasasını şahlandıracak, dünya barışına katkıda bulunacak bir organizasyon değil; birkaç saat için farklı ülke müziklerinin sahnelendiği, gitgide görsel anlamda şovlara önem verilen, yer yer kalitesi artan bir organizasyon olarak görmek galiba en doğrusu, en azından benim için öyle…

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 213 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »