![]()
Eurovision 2010 kapıya dayandı. Aylar öncesiyle şimdiki durumu karşılaştırdığımızda önümüzde apayrı iki tablo görünmekte. Eurovision’da ülkemizi temsil edecek ekip olarak Manga’yı duyduğumuzda çoğumuzun çok olumlu karşıladığını hatta ileri gidip Manga’nın Eurovision’a bir beden büyük geldiğini dahi söyleyenlerimiz olduğuna şahitlik ettik. Bir de şimdiki tabloya baktığımızda çoğumuzun bir an önce olsa da bitse dediği bir durumdan bahsedebiliriz. Peki, ne oldu da umudumuzu yeşerten Manga ve Eurovision ilişkisi böylesi karamsar bir noktaya geldi?
Manga şarkılarını ilk duyduğumuz anda bizi kendine bağlayan bir gruptu. Yavaş yavaş değişmeye ve gençleşmeye başlayan rock dünyasına yeni bir soluk getiren tarzları, sözlerindeki yaşanmışlık hissiyatı yanında eleştirel olabilmeyi de düşünen mantıkları, kendi adıma bayıldığım introları ile çok büyük bir kitleye ulaştılar. Hele hele ikinci albümleriyle müzikleri de sözleri de olgunlaşıp, çok yerinde ve yaşlarına uygun bir felsefi altyapıyla donatılınca çok daha zengin, hazmetmesi zor ama zevkli, dinlendikçe değeri artan ve hayatlarda yer eden şarkılarıyla tarzlarını oturtmaya başladılar. Tam rüzgarı arkalarına alıp uçacakken Eurovision teklifi zamanlama açısından büyük bir soru işaretini de beraberinde getirdi: Manga Eurovision’a katılmalı mı ya da katılacaksa dahi zamanlaması doğru mu? Kendi adıma Manga Eurovision’a katılmalıydı ama belki birkaç sene daha bekleyebilirlerdi. Çünkü şu ana kadar TRT karşısında aldıkları tavırla yetkinleşme ve direnebilme konularında yol almaları gereken zamanları olduğu görüldü.
TRT kurulduğu günden bu yana bürokrasi ile anılan, yönetimsel kararlarında en büyük belirleyicinin katı bürokratik kurallar olduğu bir kurum. Eurovision tarihimize baktığımızda da temsilcimiz olmuş her şarkıcıya ve gruba karşı aldığı tavırda bu bürokrasinin ve sınırları çok katı bir şekilde çizilmiş modelistliğin etkilerini görebiliriz. Her sene aynı döngü tekrar sahnelenir. Bir şarkıcı ya da grup seçilir, hemen TRT modelistliği devreye girer ve seçilecek parçanın türü, içeriği, dili; koreografinin yapısı, eğitmenleri gibi konularda sınırlar çizilir ve uygulamaya konulur. Bu Kenan Doğulu da olsa Hadise de olsa, Mor Ve Ötesi de olsa Athena da olsa değişmez. Hiçbir sanatçımızın kendi tarzlarını tam olarak sahneye yansıtabildiklerini görememişizdir, hep bir kısıtlama, yukarıdan komutlar veriliyormuşçasına yapılan hareketler, özgün olmakla kukla olmak arasında bocalayan ve ortaya her yönden amatörce, yapay ve itici bir sahne performansı koyan sanatçılarımızı görürüz. Avrupa’daki konserlerinde seyircileri mest eden sahne performanslarına sahip Hadise’nin bile geçen sene sokulmaya çalışıldığı, kendisinin bir yabancı gibi dört döndüğü alaturka sahne gösterisi en yakın zamanlı örnek. Bu bürokratik kısıtlamanın Manga’ya nasıl yansıyacağı tabi ki bir merak konusuydu ve sonuçlarını gördüğümüzde umutlarımızın yavaş yavaş kırılışıyla yüz yüzeydik artık.
Manga’nın şarkısı We Could Be The Same ilk dinlendiğinde yapılan yorumlara baktığımızda olumsuz görüşlerin sayısı fazlaydı ama olumsuz eleştirilerin içerikleri daha ilginçti, yorumları Manga ile beraber düşündüğümüzde. “İlkokul İngilizcesiyle yazılmış, 70’lerde düğünlerde çalınan parçalara benziyor” gibi yorumlar Manga sevgimiz ağır bastığından insafsızca gelmedi değil. Kendi adıma parçanın bir TRT feat Manga çalışması olduğunu, Manga’nın yine de müzik altyapısıyla ve nakaratıyla tarzını biraz olsun yansıtmaya çalıştığını düşünmekteyim. Fakat bir türlü vazgeçemediğimiz hayat, barış, özgürlük, kardeşlik temalı şarkı seçimimiz Manga’yı da sarsmış bence. Ve ortaya olması en kötü durum çıkmış: TRT ile kendi tarzı arasına sıkışıp kalma ve eğreti bir model. Biz yine de Manga’dan umudumuzu kesmemişken, Oslo’daki provaları gördükten sonra ne yaptın Manga diye sormaktan kendimizi alamaz olduk. Kıyafetlerinden sahnedeki olamayan koreografiye, sözlerin bir türlü anlaşılamamasından görsel etkinlikteki yoksunluğa değin Manga’da olmayan her şey sahnede endam olmaktaydı. Tamam Manga dahil olmak üzere ülkece sahne performansları konusunda yerle bir haldeyiz. Tarkan, Hayko Cepkin, Duman gibi birkaç isim dışında sahnede harikalar yaratan şarkıcılarımız yok. Vizyonda olmayan yaratıcılık ithal koreografilerle süslenince ortaya tam bir arabesk çorba çıktığı da aşikar fakat Manga’nın kabullendiği ve içine sokulduğu kalıp kendileriyle tam olarak çelişmeleri olarak değerlendirebileceğimiz bir durum. Umarız Eurovision sahnesinde tüm provalardan çok daha iyi bir performans ortaya koyulur ve Manga hak etmediği bir dereceyle ülkeye dönmez. Çünkü kötü bir sonuç kariyerlerinin başındaki bir grup için birkaç yıl gerileme demek olabilir. Kendileri Eurovision’u bir sıçrama tahtası olarak görürken, baş aşağı çakılmaları olası. Kanımca yarışmadaki en önemli avantajları yarışmanın tek rock grubu olmaları ve sempatik grup üyelerinden oluşmaları. Özellikle ikinci nakarat bölümünde iyi bir sahne gösterisiyle olumlu bir ivme yakalanabilir.
TRT’nin Manga’yı soktuğu kalıptan bahsettiğimiz kadar, Manga’ya karşı aldığı tavırdan da bahsedebiliriz. Aslında sadece TRT’nin değil tüm basın ve medyanın en başından beridir Manga’ya aldığı tavır şu son günlerde iyice ayyuka çıktı. Geçen yıl Hadise’nin attığı her adım olay olurken, giyeceği kıyafetten sahnedeki şovuna değin her şey en ince ayrıntısına değin incelenip, ana haber bültenlerine taşınırken: tüm medyanın Manga’ya karşı üç maymunu oynaması ülkemizde popülarite ve rock müziğe karşı alınan bir tavır olarak okunabilir. TRT’de en küçük bir haberin dahi geçmediğini, gazetelerde yorumların çıkmadığını görüp, tüm olan biteni Manga’nın fanlarından ya da Eurovision resmi internet sitesinden takip eder hale geldik. Nedense birileri Eurovision’u hiçbir şekilde nimetten saymayıp, bir müzik çöplüğüne benzetmeye çalışsalar da, Eurovision bu ülke için önemini hep koruyacaktır. Bu yarışma devam ettiği sürece TRT boyunduruğundan kurtulamayacak olsa da, ülkemizin Eurovision ile kurduğu manevi ilişki kesintiye uğramayacaktır.
{hwdvideoshare}id=702|width=400|height=300{/hwdvideoshare}
Manga TRT bürokrasisi karşısında
Online Üyeler »
0 Kullanıcı
ve 212 Misafir
Çevrimiçi


