Şu an hasetimden çatır çatır çatlıyorum. İnanılmaz derecede kıskancım. İçim, dışım, öfke ve hırsla dolu... Neden mi? Pazar gecesi 03.00'te başlayan ve Bloomberg TV'den canlı yayınlanan 52. Grammy Ödül Töreni'ni canlı canlı izledim de ondan...
"Ne alaka" diyeceksiniz, şu alaka:
Gece, Sir "Eltim" John ile "monster" Lady Gaga'nın müthiş düeti ile başladı. Gaga, garipliklerine "Eltim" John'u da dahil etmiş. Dünyanın çok önemli müzisyenlerinden birisi olan İngiliz sanatçı, ilginç makyajı ve gözlükleriyle hayli ilginç piyanonun başına oturdu ve "monster" ile inanılmaz bir parçayı seslendirdi.
Ardından Roberto Carlos gibi baldırlara sahip olmasına rağmen inanılmaz güzellik Beyonce sahneye çıktı. Aman yarabbim bu nasıl bir şey? Robocop askerlerden oluşan gösteri takımının arasında Carlos baldırlarıyla bir o yana, bir bu yana koştu Beyonce... Güzelliğiyle ekran başında gecenin 3'ünde beni benden aldı. Resmen eridim bittim koltukta...
Çılgınlar kraliçesi Pink... Geçen seneki Grammy Ödül Töreni'nde de iplerle cambazlık yapmıştı. Ama bu muhteşem yetenek, bu sene bu şovu hayli ilerletmiş. Engin mavilikleri andıran muhteşem sahne dekorunun içinden bembeyaz / melek kıyafetiyle çıktı. O muhteşem parçasını okumaya başladı. Ve seyircilerin tam ortasına geldiğinde üstündeki o beyaz tülü hayli seksi bir şekilde çıkardı. Vücudunu saran beyaz bantlarla platformun ortasına yürüdü ve yine iplere asılı bir şekilde "havalandı". Bugüne kadar onlarca ödül töreni izledim ama böylesine muhteşem bir sahne performansına hiç kimse yaklaşamadı. Ne Ellen DeGeneres (2008 Oscar), ne Hugh Jackman (2009 Oscar) ne de Beyonce (2010 Grammy)... Tek kelimeyle muh-te-şem... Aşağıdaki videoyu izleyin, kendi gözlerinizle görün...
Ardından Black Eyed Peas... Pink ve Beyonce kadar gösterişli olmasa da sahne kıyafetleri ve şovları, bu muhteşem geceye keyif kattı.
Takdirle izlediğim isimlerden olan Jamie Foxx da T-Pain ile birlikte "Blame It On The Alcohol" isimli şarkısını seslendirdi. Bu ikilinin de sahne performansları harikaydı.
Popun kralı Michael Jackson, 3 boyutlu olarak anıldı. İzleyenler gözlük taktı. Ardından kralın çocukları Prince ve Paris, "Ömür Boyu Başarı Ödülü"nü birlikte aldı. Dünyaya sesini ilk kez babasının ölümünde duyuran ve ağlayan Paris, ikinci kez Grammy Ödül Töreni'nde sahneye çıktı ve yine çok kısa konuştu. Uzun konuşmayı abisi Prince'e bıraktı.
Beyonce'tan sonra (6) gecenin en çok ödül kazanan ismi olan (4) Taylor Swift, bu ödülleri belki haketti ancak sahne performansı bu muhteşem görsel şovların çok çok gerisinde kaldı. Tamam Country müzik dalı Swift ile birlikte dünyadaki dinlenilebilirliğini arttırdı ama görsel yönünün de hayli gelişmesi lazım... Zaten o ucuz kıyafetinin fotoğrafta da farkına varacaksınız.
52. Grammy Ödül Töreni izlenimlerim bunlar... Ama başa dönelim...
Böylesi muhteşem şovları fena halde kıskandım, kıskançlıktan öldüm. Oscar, Golden Globe, MTV Müzik Ödülleri, Cannes ve Grammy gibi büyük organizasyonlar için yıl boyu organizatörler hummalı bir çalışma içine girer. Ama canım Türkiyem'de bu işler nasıl yürüyor? Törene bir hafta kala patlatıyorsun, "Cem Yılmaz" adını... Şovu, gösteriyi tek bir adama bırakıyorsun. SİYAD'da olduğu gibi... Ayrıca bizim tören anlayışımız, koca ve dekorsuz çıplak bir sahne... Bir tane konuşmaların yapıldığı dandirikten platform... Çağır ödül alanları, şak şak şak... Ver ödülünü... Bu mudur arkadaşlar?
Grammy ve SİYAD ödülleri gazetelerde aynı gün yer aldı. Ben özellikle dikkat ettim, siz de hafızanızı şöyle bir tazeleyin. Hangisi daha çok ilgi gördü? Basınımız bile Grammy'ye daha çok itibar gösterdi.
Diğer ödül törenlerimiz farklı mı? Antalya Altın Portakal ya da Kral TV Video Müzik Ödülleri, veya diğerleri? Bu konuda Hıncal Uluç'a yerden-göğe hak veriyorum. Ülkemde ödül almaya gelen kişi kendisini bir "şey" sandığından sahneye bir tişört, bir kotla çıkıyor. Nedir bu laubalilik? Aynı babayiğit, Altın Küre ya da Oscar Ödül Töreni'ne o kılıkta gitsin bakayım tören alanına 15000 metre yaklaştırıyorlar mı adamı?
Halbuki ülkemizin, Antalya Altın Portakal'ı sahiplenmesi gerek. Biliyorsunuz Antalya, Avrupa'nın en önemli sahil şeritlerinden bir tanesi. Gerçi canım Türkiyem'in kıyılarının her bir santimetresi ayrı bir güzel ama o ayrı. Altın Portakal bugün dünyada çok önemli bir yere sahip değilse, bu tamamen organizatörlerin suçudur. Dünyanın en güzel otelleri bu sahilde... Muhteşem bir iklimin, muhteşem bir doğal güzelliğin var. 50 kilometre arayla aynı anda kayak yapabiliyor, aynı anda denize girebiliyorsun. Ama sen bunu kendin kullanamazsan, "Vay anam beni saymıyorlar" diye ağlaşmayacaksın! Yöneticiler, Altın Portakal'ı adam etmeye karar verirse ilk şart, "Koyu renk takım elbise" kuralı olmalı! Tişört/yırtık kot rezaletine son vermeliler. Bu sadece Altın Portakal için de geçerli değil. Adam yerine konmak istenen tüm törenler, Grammy gibi, Cannes gibi, Oscar gibi katı kurallar almalı. Hele ki gözbebeğimiz olabilecek en önemli organizasyon olan Altın Portakal... Kesinlikle Cannes'ın önüne geçebilecek niteliklere sahip... O sahiller, o kumsallar, o doğal güzellik, o deniz, o şehir, o iklim, o muhteşem oteller... Saymakla bitmez ki bu nitelikler... Ama sen ne yapıyorsun? Yalandan 5 tane üstü açık jip alıyorsun, koyuyorsun içine yıldızları, Antalya'nın göbeğinde iki tur attırıyorsun. Oluyor sana "Antalya Altın Portakal Film Festivali"... Ne altını... Portakal fena halde çürümüş haberiniz yok! Bu mudur "müthiş şov"... Yoksa Grammy, Oscar'daki gibi midir?
Neyse... Sinirim çıktı yine... Sonuçta bu bir süreçtir. Doğru hamleler yaparsanız ilk başta belki adam yerine konmazsınız. Ama zaman sizi haklı çıkartır. Tişört/yırtık kot/parmak arası terlikle törene gelenler, siz işleri doğru yaptıkça en şık smokinlerle ortalıkta dolaşır. Dünyada saygınlığınız olur. Benim Oscar'ı beklediğim gibi, insanlar da Altın Portakal'ı iple çeker. Tüm dünya sizin bütün güzelliklerinizi canlı yayında verir. Antalya, fabrikasız, bacasız ekonominin kalbi olmaya devam eder ve Türkiye'ye müthiş bir döviz girişi sağlar, milyonlarca dolarla yapılmayacak reklamı yapar.
Ama tabi bunları yapmak için "ball" lazım!!!!!!
Yoksa dünya gıptayla Grammy'yi takip eder, biz de evimizde oturup Gremlinler'i izlemeye mahkum oluruz.
Hasetim, kıskançlığım, sinirim, öfkem bu yüzden arkadaşlar...
{hwdvideoshare}id=515|width=350|height=250{/hwdvideoshare}


