| NeymiÅŸ? Hadise, Patricia Kaas'tan daha iyiymiÅŸ! |
|
|
|
| Müzik | Müzik Zevki | ||||
Tarih: Çarşamba, 20 Mayıs 2009 02:48 |
||||
Dünyanın en salak müzik yarışması Örovizyon’da dördüncü olmanın gururunu yaşıyoruz milletçe!
Pek ünlü köÅŸe yazarlarımız bile olaya el attı; göbeÄŸini kaşıyan adamları tartışmayı bıraktı, Hadise’nin göbeÄŸine ve giysisine taktı… Böylece bir kez daha anladık ki, bu salak organizasyona en çok önemi biz verdiÄŸimiz için, gerçekten aptal bir milletiz! * * * Salak-malak… KüçüklüÄŸümden beri hep müzikle iç içe olduÄŸum için, bu organizasyonu sürekli takip ettim… İşte aklımda kalanlardan bazıları: 1980’de; “Süperstar” (!) Ajda Pekkan, Petrol gibi söylenmesi çok kolay bir ÅŸarkıyı icra ederken bile sahnede detone olmuÅŸ, kafamı duvarlara vurmuÅŸtum! Fas’tan 12 puan almıştı! 1986’da; Gür Akad ve Candan Erçetin’li Klips ve Onlar, Halley ile bence Sertab’ın birinciliÄŸinden bile daha çok alkışlanması gereken müthiÅŸ bir baÅŸarıya imza atmış; dokuzuncu olmuÅŸtu (O zamanın siyasi ve oylama ÅŸartlarına göre). Gerçekten güzel ÅŸarkıydı… 1987’de; arkasından kovalayan varmış gibi sahnede sürekli koÅŸuÅŸturan Seyyal Taner, nefesini kontrol edemediÄŸi için, ÅŸarkının sözleri arada kayboluyordu! Sıfır puan aldı… 1990’da; hiçbir ÅŸarkısında gitar sesi duyulmayan Kayahan’ın, elinde gitarıyla çalıyormuÅŸ gibi yapıp, ÅŸarkı bittikten sonra da gitarını öptüÄŸünü hatırlıyorum. Geri vokalde Demet SağıroÄŸlu vardı. 1997’de; Åžebnem Paker’in üçüncülüÄŸü beni hayrete düÅŸürmüÅŸtü. Çok kötü rakipleri olduÄŸu için, aradan sıyrılıp tırmanmıştı. Bu dönemlerde Billboard’un Türkiye versiyonu henüz yoktu ve ben dünyanın bu en saygın müzik dergisinin orijinal Amerikan baskısını buldukça alıyordum. Bir Örovizyon finalinin sonrasına denk gelen sayıyı incelerken, acı gerçekle karşı karşıya kaldım! “Dünyanın en büyük müzik yarışması” denilen Örovizyon’un, dünya müzik endüstrisine yön verenlerin gözünde hiçbir deÄŸeri yoktu. Örovizyon’a, Billboard’un son sayfalarında, biz gazetecilerin tabiriyle, “tek sütuna kutu haber” ÅŸeklinde yer veriliyordu. Gerçekten de; adı “yarışma” olan bu etkinlik, reklama ihtiyacı olan “gariban” ülkelerin, veya sokak İngilizcesiyle “loser”ların, sadece bir gecelik tanıtım yaptığı, kendisini kanıtlamaya çalıştığı, sıradan bir organizasyondan baÅŸka anlam ifade etmiyordu… Moskova’daki son yarışma için 24 milyon euro harcanmasına raÄŸmen, etmemeyi de sürdürecek böyle giderse. Adı yarışma ama, baÅŸlangıcından bugüne kadar geçen 54 yılda, uluslar arası müzik piyasasına kazandırdığı ÅŸarkıcı ve grup neredeyse yok. Sadece… ABBA, 1974’te Waterloo ile birinci olduktan sonra, dünyanın en popüler müzik grupları arasına girmiÅŸti. Waterloo dahil pek çok ÅŸarkısı bugün bile dinleniyor. Celine Dion, 1988’de 20 yaşındayken -Kanadalı’ydı ama Quebeq doÄŸumlu olduÄŸundan- Fransızca bir ÅŸarkıyla İsviçre’yi temsil etmiÅŸ ve birinciliÄŸe ulaÅŸmıştı. Küçük yaÅŸlardan beri müzikle uÄŸraÅŸan Dion, Eurovision sayesinde kendisini Avrupa’da tanıtmış, daha sonra İngilizce albümlerle dünya çapında popüler olmuÅŸtu. Bu ikisi dışında, 54 yılda ipe-sapa gelir iÅŸ yapan kimse çıkmadı Örovizyon birinciliÄŸi sonrası… Bu yıl dahil, zaman zaman ünlü isimler de katıldı yarışmaya. İkisi hariç, hayal kırıklığı yaÅŸadı. 1990’da İtalya adına Toto Cutugno ve 1997’de İngiltere adına Katrina and the Waves, nispeten tanınmış isimlerdi birincilik aldıklarında. Åžarkıların rezilliÄŸi bir yana, oylamalarda yaÅŸanan skandallar, iÅŸin en önemli ve tartışılan boyutu… Örovizyon’un Avrupa çapındaki izlenilirlik oranları düÅŸtükten sonra hayata geçirilen SMS ile oylama sistemi, EBU’nun (Avrupa Yayın BirliÄŸi) başına daha büyük bela açtı. Garo Mafyan, bu yılki yarışma için görüÅŸleri alındığında “KomÅŸuvizyon” tabirini kullandı… Ben daha da ileri götüreyim: FaÅŸistvizyon! Milliyetçilik, ırkçılık, din hatta mezhep kardeÅŸliÄŸi; SMS oylaması sistemine geçildikten sonra had safhada… KomÅŸular, aynı dili konuÅŸanlar bir yana; aynı dini de geçtim, aynı mezhebe mensup olanlar birbirine çalışıyor. İskandinavlar’ı, dağılan Ruslar’ı eleÅŸtiriyoruz ama, bu sistem bizim de iÅŸimize yarıyor. Sertab’ın 2003’teki birinciliÄŸinden sonra, çok kötü ÅŸarkı ve performanslarla bile, en az 91 puan almışız. Tepkiler artınca geçilen “oyların yarısının SMS, yarısının jüri aracılığıyla hesaplanması” da görüldü ki bir iÅŸe yaramıyor. DoÄŸal... ÖrneÄŸin; Türkiye jürisinde Ugandalı mı oturuyor, aynı dili konuÅŸtuÄŸumuz Azerbaycan’a çalışmayacak?! Bu faktörlere bu yıl, yakışıklılık ve güzellik de eklendi. Yani; boktan olsa bile ÅŸarkıyı söyleyene aşık ol, at oyunu! BirinciliÄŸi kazanan Fairytale, pop listelerine zor girer. Kısaca, kötünün iyisi… Ama rekor puan topladı. Sırf söyleyen “baby face” (bebek yüzlü) olduÄŸu için!
Yani çocuksu… Ülkelerinin puanlarını duyuran kadın sunuculardan bazılarının ağızlarının suyu bile akıyordu Norveç’i anons ederken! Hatta yanlış hatırlamıyorsam biri abartıp, “12 puan güzel çocuÄŸa” gibi bir ifade kullandı. Telefon numarasını isteseydin bari! “Bebek Yüzlü” Alexander Rybak Norveç’e döndüÄŸünde, Oslo’da havaalanında kendisini karşılayanların tamamı, en büyüÄŸü 18 yaşında olan kızlardı… Anlayın artık… * * * Pop dinlemem ama, Hadise isim olarak iyi bir seçimdi. Bestesi de, genelde ikinci-üçüncü sınıf ÅŸarkıların yarıştığı bir organizasyon için idare ederdi. Ama ilk önce yarı finalde ÅŸok etti. Kötü deÄŸil, faciaydı! Åžarkıyı neredeyse hiç söyleyemedi. Geri vokaller olmasa, detone olmuÅŸ veya zar-zor çıkan bir ses, ya da enstrümantal bir ÅŸarkı duyulacaktı! İşin garibi, yarı final sonrası NTV’ye Hadise’nin performansını yorumlayan bir müzik eleÅŸtirmeni “Her ÅŸeyiyle çok beÄŸendim” ifadesini kullandı. Yuh! Serdar Ortaç’ı, Petek Dinçöz’ü “Sanatçı” diye alkışlayanların ülkesine, böyle müzik eleÅŸtirmeni… “Hasta olduÄŸu için fazla eleÅŸtirmeyelim, finali bekleyelim” dedim ama… (Bence hasta olması, kendisi ve arkasındaki ekip için ayrı bir eleÅŸtiri konusu... Yarışmanın günü, saati belli… Madem profesyonelsin, kendini ona göre hazırlayacaksın… Turne deÄŸil ki bu! ) Finalde sahneye çıkan 25 icracı içinde, ÅŸarkısını en kötü söyleyenlerden biri Hadise idi… Yine geri vokallerle ayakta kaldı. Arnavutluk’un 16 yaşındaki ÅŸarkıcısı bile, daha zor bir ÅŸarkıda daha iyiydi… O çok eleÅŸtirilen, kendisinin de beÄŸenmediÄŸi oylama sistemi sayesinde, dördüncü oldu. Zaten; Türkiye bu sistemde sahneye odun, kamyon ya da Ajdar’ı çıkarsa, ilk 10’dan aÅŸağı kalmaz ki! Batı ve orta Avrupa’dan sadece Türkler deÄŸil; Pakistanlı, Arap tüm Müslümanlar oy vermiyor mu bize? İstanbul’a dönüÅŸte havaalanında yaptığı açıklamada ÅŸöyle dedi Hadise: Ses sorunu rejiden kaynaklandı. İyi de, geri vokalli bir sürü ÅŸarkı varken, sadece bizimkine mi denk geldi sorun? İnandırıcı bulmadım… * * * Herkes Hadise’ye odaklandığı için, dikkatlerden kaçan ÅŸeyler de vardı Moskova’daki yarışmada… ÖrneÄŸin; bugüne kadar 40 milyondan fazla albüm satan Patricia Kaas… Moskova’da olsam, basın toplantısında “Ne iÅŸiniz var burada?” diye sorardım. Karizmasıyla, sesiyle, ÅŸarkısıyla, performansıyla müthiÅŸti. Hele öyle bir final yaptı ki; “İşte bu” dedirtti. Patricia Kaas gibi beni ÅŸaşırtan diÄŸer isim, İngiltere’nin ÅŸarkısının bestecisiydi: Andrew Lloyd Webber… Jesus Christ Superstar, Cats, Evita, Phantom of the Opera (Operadaki Hayalet) gibi çok önemli, dünya çapındaki projelere imza atmış; 7 Tony, 3 Grammy, bir Altın Küre, bir de Oscar ödülü kazanmış; “Sir” unvanlı birisinin böyle bir organizasyonda yer almasını çok yadırgadım. Hadise’nin son anda geride bıraktığı Jade’in seslendirdiÄŸi ÅŸarkı, tipik Webber çalışmasıydı ve Hollywood filmleri için bestelenen eserlere benziyordu. Ama bu yarışma, yarışma olmadığı için, beÅŸincilikle yetindi. Bir örnekleme yapayım: ÇoÄŸunluÄŸu Amerikalı, dünyaca ünlü ÅŸarkıcı, besteci ve yapımcılardan oluÅŸan 10 kiÅŸilik bir jüri bu yarışmanın sonucunu belirlese; Patricia Kaas ile Fransa açık ara birinci olur, Jade ile İngiltere ikinci sırayı alır, Alexander Rybak ile Norveç orta sıralarda yer bulur, Hadise ile Türkiye de sonuncu olmamak için çırpınırdı! Bu kadar basit… Bir ayrıntı daha… “Kültürel ve tarihi zenginlik” fakiri Almanya; swing-rock’n roll karışımı, Amerikanvari bir ÅŸarkıyla yarıştı. Sürprizleri, ünlü striptizci Dita von Teese idi… Psikopat rock’çı Marilyn Manson’ın eski karısı… “Bu hatun ÅŸimdi soyunur, tam skandal olur” dedim ama, öÄŸrendim ki organizatörler büyük bir baskı yaparak, giysisinin usturuplu olmasını bile tembihlemiÅŸ Von Teese’e… * * * Åžöyle bir toparlarsak… Ne dersler çıkardık Moskova’daki son organizasyondan? Örovizyon öyle bir yarışma ki; Hadise’nin Patricia Kaas’tan daha iyi ÅŸarkıcı, Sinan Akçıl’ın da Andrew Lloyd Webber’den daha iyi besteci olduÄŸunu öÄŸretti bize! Eh; sonuç bu… Seneye, İngiltere’yi temsilen Iron Maiden, Almanya’yı temsilen Rammstein, İrlanda’yı temsilen U2, Hollanda’yı temsilen Within Temptation, Fransa’yı temsilen Calogero, İtalya’yı temsilen Lacuna Coil, Türkiye’yi temsilen ise İsmail Türüt katılmazsa, Örovizyon’u izlemiyorum! Bu kadar…
|
||||









