|
Müzik, müzik, müzik...
Bir hamurdu müzik. İnsanlar hamuru oluşturabilmek için önce buğday tohumu buldular. Sonra o tohumu ekebilmek için bir tarla. Ardından suyu buldular ve suladılar. Özenle yetiştirdiler. Hasat zamanında özenle topladıkları buğdayları öğüttüler. Yavaştan hamuru yoğurmaya başladılar. İçine lezzetli olabilmesi için çeşitli tatlar kattılar. Her hamuru yapanın farklı bir tarifi vardı. Böylece ortaya binbir çeşit lezzet çıkacaktı. Hamurun güzel olması için azimle, hiç hayıflanmadan yoğurdular ve kabarmasını beklediler. Sonra, her hamura farklı bir şekil verdiler. Bazı hamurlar hemen pişiverdi, ama bazılarının da pişmesi uzun zaman aldı...
Fakat bize sunulduğunda hepsi birbirinden muazzamdı. Her birinin tadı ayrıydı. Öyle bir lezzetti ki tüm duyularında hissediyordun...
Müzik, müzik olabilmek için nerelerden geçmişti, kimleri görmüştü, yüzyıllarını adamıştı...
Kaç milyon insanın hayatı, bedeni, aklı, aşkı, ölümü, sevgilisi, sonsuzluğu olmuştu...
Üretemediklerini düşünüp kaç kişinin sonu olmuştu...
Kaç kültürü birbirine ekleyip yeni evrenler yaratmıştı...
Dünya’ya hükmedip yönetmişti...
İnsanlar arasındaki en önemli bağ olmuştu...
Peki ya şimdi?
Hayatımızın büyük bir bölümünü kaplayan müzik ne hale gelmişti_?
Sevgilerimizi, aşklarımızı, hüzünlerimizi, mutluluklarımızı paylaştığımız müziğe ne olmuştu?
Uçsuz bucaksız bir evren olan müziğik nasıl olupta kısır bir döngüye girmişti?
Son zamanlarda içimi kemiren beni sürekli düşünmeye sevk eden bu sorular üzerine sizler ile bir paylaşımda bulunmak istiyorum.
Az öncede bahsettiğim gibi, müzik huzurumuza gelebilmek için nerelerden geçmişti...
Peki, biz ne yaptık?
Maalesef ki öldürdük! Evet öldürdük! Ne yaptığını bilmeyen, ama işin ilginç kısmı, yaptıkları işlere müzik diyen, kendilerini sanatçı olarak tanımlayan birçok insan yığını ile karşı karşıya kalmış bulunmaktayız.
Onca okullar okuyan, müziğe yıllarını, en önemlisi hayatını veren insanlara ne diyeğiz peki?
Harikulade, dünyaya hükmeden abide şahsiyetlerimize ne diyeceğiz?
O kadar muazzman ve herkesin alamayacağı ‘’Sanatçı’’ sıfatını neye göre tanımlayacağız?
Bu kadar kolay sarfedilebilinecek bir kelime ve meslek değildir müzik! Keza sanatın bütün dalları için de geçerli bir kavram.
Üretebiliyor muyuz ki hepimiz sanatçı, müzisyen oluyoruz?
Her şarkı söyleyen, ya da herhangi bir ensrtuman çalan müzisyen değil, müzik yeteneği olan insanlardır. Müzisyen ve sanatçı sıfatı için yeteneğin üstünde olmanız gerekir.
Şimdilerde bizleri başka boyutlara taşıyan müzik değil de, gördüğümüz anlamsızlıklar... Tüm şarkı boyunca anlamsız sözcük ve cümlelerden oluşan garip şarkılı sözlere maruz kalmaktayız. Neyse ki güzel hanımlar ve beyler ile bir nebzede olsa bunları kapatıp, bazılarımız için boyut değiştirme sebebi yaratıyoruz. (tabii ki benim için hiç bir şey ifade etmiyor bu durum) Onlara bakarken şarkılı sözlerin nasıl geçtiğini anlamadan sonlandırıyoruz.
Şöyle ki;
- ‘’ Aaa. Falanca şahsiyeti falanca klibinde ne giymiş gördün mü? Herkes giyemez helal olsun! Vücududa güzelmiş hani ’’
- ‘’ Falanca isimli bir erkek var ne kadar yakışıklı değil mi? Şöyle şarkısı varmış.’’
- ‘’ Falancanın konserinde kavga olmuş. ‘’
- ‘’ Makyajıda güzelmiş’’
- ‘’ Falanca kişiyle, falanca eğlence merkezinden çıkarken basılmış.’’
Gerçek müzik, görselliği olsada olmasada, insanları başka boyutlara taşıyabilen muazzam yapıtlardır. Her daim sonsuzdur. Anlık değildir, kalıcıdır. Hiç bir kaygısı yoktur kendini satmak için. O müziği yapan insan ne giymiş, ne takmış, hangi renk ruj sürmüş, hangi saati takmış diye kimse düşünmez. Sadece icrasına bakar ve müziğin rüyasına kapılır, içinde yaşar. Zaten böyle bir düşünceye giremezsiniz. Çünkü o kadar asil ve zariflerdir ki... Hal hareket, konuşma, hitabet üstadlarıdır.
O yüzden, dünyanın en çirkin kıyafetini giymiş olsalar bile, en yüce insanlardır. Bilgili, görgülü, üstün kültürlüdürler. Her kim olursan ol, karşılarında konuşurken bir daha düşünüp konuşursun.
Birde bu abide şahsiyetlerin yaptıkları, icra ettikleri müziği, sanatı düşünün.
O kadar üzücü bir durum ki.
Bunca harika insanın kıymeti çok az bilinirken, diğer bahsettiğim kısır insanlar neden daha üstte tutulmakta? Hep bir karmaşa vardır kısır insanlar arasında. Dünya’ya açılmak isterler taklitle.
Biz Dünya’ya açıldık! Evet açıldık! Harika insanlarımız var bizi dünyada temsil eden. Hatta o kadar harikalar ki, birçok ödüllerle taçlandırılıyorlar. Dünya’ya hükmediyorlar. Sayılı insanlar arasına girip, parmakla gösteriliyorlar.
Peki, böyle bir durum varken neden biz onlara değer vermiyoruzda diğerleri ile ilgileniyoruz?
İnanın ki çok üzülüyorum bu duruma...
Siz hiç müzikten kaçtınız mı?
Ruhumuzun gıdası, tüm gelişimlerimize, düşüncelerimize, hayatımıza yön veren müzikten kaçtınız mı?
Ben kaçtım. Tanımsız şeylerden kaçtım. Çünkü ruhuma gıda olması gerekirken kirlilik vermekteler. Yetilerimi köreltmekte ve tekdüze bir felsefe sunmaktalar hayatıma.
Çok yazık...
Müzik, sanat bu değildir. Herkesi biraz daha özene davet ediyorum.
En azından onca insanın emeği hatrına...
Lütfen seçici olun ve değerlerinize sahip çıkın.
Sevgilerimle...
UYARI! Lütfen yorumda bulunurken, argo ve hakaret içeren kelimeler kullanmayınız. BU GİBİ YORUMLARA ONAY VERİLMEYECEKTİR Kişiler yaptığı yorumdan kendileri sorumludur. Bu gibi durumlar, sitemizi herhangi bir şekilde bağlamaz!!! 307
|