Uzun Metraj

Türk seyircisi 1 numara... Arada salaklıklar olmasa!

Oy ver
(0 oy)

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_kaan_metallica---james-hetfield.jpg
   80'lerde, rock ve metal dinlemeye başladığımızda, bu günleri hayal bile edemezdik.

 

   Öyle ki; bırakın konseri festivali, sevdiğimiz grupların albümlerinin çıktığını, Ankara'da sürekli uğradığımız birkaç dükkanın vitrinine asılan plak kapaklarından öğrenirdik. Hemen bir boş kaset ayarlar (baba grupsa kromundan) yalvar yakar kayıt yaptırır, 1-2 gün sonra okul çıkışı koşa  koşa dükkana gider, cep harçlığımızdan bir bölümünü verir, eve dönüp albümü dinlerdik. 

   Okul yıllarında albümlerine ulaşmak için kıçımızı yırttığımız grupları, 90'lardan beri canlı canlı izliyor, dinliyoruz!

   Son halka, Sonisphere oldu...

   İnönü Stadı'nda muhteşem 3 gün yaşadı, rock ve metal dinleyicisi... Benim gibi eskiler ve “yeni yetme” gençler bir arada...

   Tabi, bazı aksaklıklar ve salaklıklar da oldu ama... Onlar işin tuzu-biberi deyip, bir veteran ve gazeteci gözüyle, basın tribününden genel izlenim aktarması yapalım:

   İlk gün, Dünya Kupası'ndan kaynaklanan iş yoğunluğu nedeniyle gidemediğim için, Rammstein'ı izleme fırsatı bulamadım. “Industrial”dan hoşlanmam ancak yorumları okuyup izleyenleri dinleyince, gitmediğime pişman oldum! İlk günün yorumunu Osman'a paslıyorum. Zaten etkinliğin tamamını da yazacak.

   İkinci gün, rock ve metalin 80'lerdeki efsanelerinden Manowar ve Accept'ten önce, Hayko Cepkin vardı sahnede...

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_kaan_accept.jpg

   Çok fazla brutal takıldı. Ses düzeni de kötü olduğu için, ne söylediği hemen hemen hiç anlaşılamadı!

   Başlıktaki “salaklıklar”ın ilki Hayko'da başgösterdi. Küçük bir grup genç Manowar'cunun protestosu, terbiyesizlikten başka bir şey değildi. Adam İstanbul'daki uluslararası bir organizasyonda, Türkiye'nin en iyi rock ve metalcilerinden biri olarak sahneye çıkmış; saygı göstereceğin, alkışlayacağın yerde “Çek git” dersen, kafana sıçarlar!

   Hayko sahneden erken inince, bir sonrakinin daha önce çıkacağını sanacak kadar da aptallar!

  

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_kaan_hayko-cepkin.jpg
Nitekim; “Bana verilen süreyi doldurmak zorundayım” sözünden sonra tüm stat, gerizekalı yeni yetmelere alkış dersi verdi ve Hayko iyi-kötü sahnesini tamamladı.

   Geçelim Manowar'a...

   Headliner olmaları gerekiyordu bana kalırsa; Accept'in arkasında...

   Accept bir yana; Manowar'un metal dünyasındaki yeri bambaşkadır.

   Headliner olmalarını Metallica'nın engellediği şeklinde söylentiler çıksa da, bunu doğrulatamadık; ayrıca inandırıcı gelmedi...

   Ses düzeni yine iyi değildi. Manowar, çok farklı bir sound'a sahip olduğu için, trash'çilerinkinden değişik bir düzen gerekiyordu. Yine de, tam bir performans ve gaz grubu olduklarını kanıtladılar. Tek eksik, melodik şarkılarına destek verecek klavyenin olmamasıydı arkada. Yedikule'deki konserlerine de klavyeci getirmemişlerdi.

   Joey DeMaio'nun Türkçe konuşması ve “Big Four”a çakması, bence organizasyonun bir numaralı olayıydı. Zaten manyak olan hayran kitlesi, iyice coştu. Müthiş eşlik ettiler gruba...

   Organizasyonun özelliğinden mi bilmiyorum; hızlı bir setlist'leri vardı. Final şarkısı Black Wind Fire and Steel ile iyice abartıp noktaladılar.

   Ve Accept...

   Metal tarihinin en önemli vokallerinden biri olarak kabul edilen Udo (Dirkschneider) ayrıldıktan sonra pek sevgim kalmamıştı. Şimdiki solistleri Mark Tornillo, Udo'yu aratmayacak bir performans sergileyerek, beni hayretler içinde bıraktı.

   Accept, “Ben metal dinliyorum” diyenlerin mutlaka bilmesi gereken bir grupken, Manowar bittikten sonra stadı terkeden kitle, organizasyonun ikinci salaklığını yaptı!

   Ekşisözlük'tekiler başta olmak üzere internetteki bazı yorumlarda, “Accept'i hiç dinlememiştim” gibilerinden şeyler gördüm.

   Aferin size yeni yetmeler!

   80'lerde bu yola başkoyanlar için; Black Sabbath, Iron Maiden, Judas Priest neyse, Accept de öyledir. 1979'la 1986 arasında çıkardıkları 7 albüm “kült” kabul edilmiş ve 30 milyondan fazla satmışsa, Accept dinlememek ve sahneye çıktığında stadı terketmek, koskoca bir ayıptır!

   Hele hele Metal Heart ve Balls to the Wall'u hiç dinlemediyseniz, Serdar Ortaç'a kadar yolunuz var!

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_kaan_manowar.jpg

   Umarım dersinizi almışsınızdır...

   Üçüncü, yani asıl güne geçelim...

   Metallica'yı ayrı tutuyorum; trash, hele hele speed, 80'lerden beri hoşlanmadığım türler olduğu için, “Big Four”un ilk üçünü sadece meraktan izledim.

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_kaan_megadeth---dave-mustaine.jpg
    Eski konserlerini bildiğim Anthrax, etkileyici performansıyla kendini kanıtlarken, Megadeth'in durumu vahimdi! Genç Dave Mustaine olsa, ilk şarkısının sonunda sahneyi terkederken, sesçilerin ağzını burnunu kırardı!

   Ses düzeninde sorun yaşayıp kulaklığı da bozulunca, iyice delirdi. Bir-iki anfiyi devirip, gitarını atarak sahneden indi. Sinirinden Billboard'a röportaj vermediğini de öğrendik...

   Çok kötü bir ses düzeni vardı; ne gitarlar, ne bas, ne de Mustaine'in sesi doğru düzgün duyulmadı. Öyle ki; Peace Sells'i çaldıklarını -belki de yerim nedeniyle- birkaç dakika sonra kavrayabildim!

   Organizasyonun en bahtsız grubuydu. Oysa, Metallica'dan sonra en çok onlar bekleniyordu.

   Şahsi fikrim, Slayer ile Megadeth yer değiştirmeliydi!

   Slayer'ı, aynı soloyu iki kez üst üste çalamayan gitarist Kerry King için değil, sadece davulcu Dave Lombardo için izledim! Yine olağanüstüydü. Adam harbiden harcanıyor Slayer'da!

   Vokalist-basçı Tom Araya belinden sakatmış. Bu yüzden fazla hareket etmedi. Ama insan biraz konuşur be adam! Her grup seyirciye övgüler yağdırırken, odun gibi çıktığı sahneden yine odun gibi inerek, beni şaşırtmadı!

   Ve Metallica...

   Türk metalcilerin bir numarası, James Hetfield'ın da müzik dünyasının gelmiş geçmiş en büyük “frontman”lerinden biri olduğu, bir kez daha kanıtlandı.

   Daha önceki Türkiye konserleri ile kıyaslarsak; setlist biraz farklı olduğu için, bazı şarkıları genç Türk metalcilere uzaktı. Biz eskilerin en çok sevdiği şarkılardan biri olan The Four Horsemen'a fazla eşlik edilmemesi, bunu kanıtladı. Ama diğer şarkılarda, özellikle Nothing Else Matters, Enter Sandman ve Seek and Destroy öyle bir eşlik gördü ki...

   Bu kadar yıl geçti, onlarca Metallica konseri izledim, açıkçası böylesini görmemiştim.

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_kaan_seyirci-5.jpg

   Hani “Gözlerim yaşardı” desem yeridir!..

   2008'deki Ali Sami Yen konserinde bile, bu kadar coşku yoktu.

   Sonisphere'in Sofya ayağını izledikten sonra da, başlığın ilk cümlesini çıkıverdi ortaya: Türk seyircisi 1 numara...

   Biraz açlıktan, biraz maç kültüründen, biraz da giderek tecrübe kazanmaktan, müthiş bir izleyici kitlesi oluştu Türkiye'de.

   Eskiden İngilizler'e, Brezilyalılar'a özenir “Ah-vah” çekerdik. Artık Türkiye'de son dönemde öyle kitleler dolduruyor ki konser mekanlarını, sahnedeki grup bile afallayıp gaza geliyor!

   Sonisphere'in Sofya ayağı 2 gün sürdü. Dört gözle beklediğim AC/DC'ye de 14 Mayıs'ta ev sahipliği yapan Levski Stadı'nda düzenlendi. Kapasitesi ve tribünlerin mimari yapısı nedeniyle İnönü'den daha fazla seyirci aldığı için, bizdekinden daha kalabalık, tahminen 60-70 bin civarında izleyici vardı.

   Sonisphere’in son ayağı bizimkiydi ama, teknik imkanlar nedeniyle Sofya'da çekim yapmayı tercih etmişler. Pişman olmuşlardır!

   Siyahtan başka her renk vardı izleyicilerde… Hiçbir grup, bizdeki kadar alkışlanmadı. Ne bizim kadar sesleri çıktı, ne eller havadaydı... Üstelik; tarihte ilk defa, 3 dakikalığına da olsa, “babaların” hemen hemen tamamı sahnedeydi. Am I Evil'ı hep birlikte çalıp söylediler. Bir zamanlar birbirleriyle kanlı-bıçaklı olanlar sarmaş-dolaştı sahnede...

   Bu organizasyonu Olimpiyat Stadı'nda yapsaydık, tarihe “soğuk” Bulgarlar değil de biz tanıklık eder miydik acaba?

Son değişiklik Perşembe, 01 Temmuz 2010 23:34
Devrim Demirel

Yazan: Devrim Demirel

E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 194 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »