Uzun Metraj

Haftanın Konuğu: Osman Wöber

E-posta Yazdır PDF

Osman Wöber
Osman Wöber
Ünlü Türk sinema ve tiyatro oyuncusu, eski İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürü Osman Wöber'le www.uzunmetraj.com okuyucuları için yaptığımız çok özel röportajımızı yayınlıyoruz...

     Osman Wöber:
     Türk sinema ve tiyatro oyuncusu ve yönetmeni. Kurtlar Vadisi adlı TV dizisinde Tuncay Kantarcı karakteriyle tanınmaktadır.
     İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü. Devlet Tiyatrosu’nda tiyatroya başladı. Öğrencilik döneminde Şan Tiyatrosu, Kenter Tiyatrosu ve Yeditepe Oyuncuları’nın oyunlarında roller aldı.
1988 - 1993 yılları arasında Adana Devlet Tiyatrosu, 1995 - 1998 yılları arasında ise İstanbul Devlet Tiyatrosu'nda Müdür ve Sanat Yönetmenliği yaptı. Goethe Enstitüsü bursuyla tiyatro çalışmalarında bulundu. 2001 yılında yeniden İstanbul Devlet Tiyatrosu’nun başına getirildi ve bu görevi, 2009'a kadar sürdürdü. Devlet Tiyatroları'nın sahnelediği ve Memet Baydur'un yazdığı oyun olan "Kamyon"'un yönetmenliğini yaptı.

     Sekizinci Saat, Cumhuriyet gibi filmlerde roller üstlenmiştir. Osman Wöber, oyuncu ve sunucu Müge Wöber'in eşidir.

                                                                          **

      İstanbul Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü görevinden istifa etme nedeninizi bize anlatır mısınız?


     Devlet Tiyatroları’na katıldığım 1986 yılından bu yana, değişik dönemlerde toplam 16 yılı aşan bir süre müdürlük görevi üstlendim. Bunun 10 yılı aşkın bir kısmı İstanbul’daydı. Yöneticilik görevi, artistik sorumluluklar yanında idari ve mali sorumluluklarla dolu ağır bir görev. Doğal olarak negatif enerjisi çok yüksek bir iş.. Bir süre sonra her şeyi bırakmış, yüzlerce sorunla boğuşan bir makineye dönüşüyorsunuz. Bu yüzden tekrar mesleğimin koridorlarında dolaşmaya çıkıp taze soluk almak niyetindeyim. İstifa nedenim bu.



     Yıllarca Devlet Tiyatrosunda Müdürlük ve Genel Sanat Yönetmenliği yapmış biri olarak sizce yöneticilik kuralları nelerdir, yönetici nasıl olmalıdır ve sizin yöneticilik anlayışınız nedir?

     Bizim sistemimizde yöneticiliğin her iki yönüyle de tek kişi ilgileniyor. Hem artistik direktör, hem de finansal ve idari direktör aynı kişinin sorumluluk alanında. Büyük hacimli bir tiyatroda bu tekil yetki-sorumluluk alanını tek başına kontrol etmek olanaksız. Bu nedenle ekip çalışmasına çok önem vermeye çalıştım. Artistik tercihleriniz, birilerinin kariyerini de etkileyen tercihler olduğu için farklı dengeleri de gözetmeniz gerekiyor. Sirklerde görmüşüzdür, bir sürü sopanın üstünde bir sürü tabak çeviren bir jonglör vardır. Bizim sistemimizin idarecisinin böyle bir mahareti olması bekleniyor. Bu garip kurguyu kontrol etmenin tek yolu ekip çalışması.

     Hukuk Fakültesinde okurken oyuncu olmak aklınızdan geçti mi? Oyuncu olmaya ve bu işin eğitimini almaya nasıl karar verdiniz?


     İyi bir hukukçu olmak için etkili konuşma ve etkili iletişim becerilerine sahip olmak gerektiğini düşünüyordum. Konservatuvar o dönemde Kültür Bakanlığına bağlı bir okuldu ve ikinci üniversite olarak okunabiliyordu. Ancak o yıl YÖK’e bağlandı ve sınavı kazananların lise diplomaları istendi. Beni çok etkileyen bin macera yaşamışım ve her şeye baştan başlamaya karar verdim. Hukuk Fakültesinden kaydımı alıp Konservatuvara kaydoldum.



     Yıllardır tartışılan oyuncunun alaylısı ya da okullusu diye bir kavram var mıdır? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

     Oyuncudan beklenen sonuçlara bakarsak, bu ayrımın hiç bir önemi olmadığını görürüz. Bir oyuncunun mertebesini belirleyen bir unsur değil bu. Oyunculuk eğitiminin temel sahası, hayatın ta kendisidir. Eğitime gelince, hangi meslek için eğitim gereksiz diyebiliriz ki? Eğitim öğrenmenin mekaniğini, kaynaklara nasıl erişilebileceğini öğretir ve sizi sahaya bırakır. Hele ki oyunculuk eğitimi ömür boyu süregiden bir eğitimdir. Unutmayalım ki insan, oynayarak öğrenir hayatı. Birey olmayı da, sosyal davranışı da oyunlarla öğrenir yetişirken. İşte eğitim belki bu algıları açmanın anahtarlarını sunar.. Ama bu herkesin doğuştan “oyuncu” olduğu gerçeğini değiştirmez.

     Oyunculuğun olmazsa olmazları nelerdir?

     Oyunculuk “olmayan durumlara” ve “uydurulmuş kişiliklere” kesin inançla yapılan çok eğlenceli bir eylem. Ancak bu inanç, şizoid bir yapı için tehlikeli sonuçlar doğurabilir örneğin.. Bu yüzden, oyunculuğun olmazsa olmazı zihin sağlığı diyebiliriz. Geri kalan her şey sonradan edinilebilir.

     Tiyatro hep muhalif olmak zorunda mıdır?

     Shakespeare’in ünlü kahramanı Hamlet, babasını öldürüp tahta geçen amcasının ve onun suç ortağı annesinin huzurunda bir tiyatro sergilemeye kara verir. Amacı, oyundaki durumla gerçek hayatın benzerliğini amcasıyla annesinin yüzlerine yansıyacak ifadeden okumaktır. İşte bu oyunun öncesinde o tiyatro grubunun oyuncularına, nasıl oynamaları gerektiğini anlattğı bir tirad vardır. Orada der ki: “Doğduğu gün de, bugün de nedir tiyatronun amacı? Dünyaya bir ayna tutmak. İyilerin iyiliklerini, kötülerin kötülüklerini göstermek..” Muhalif olmak geçici bir durumdur bence.. Namık Kemal’in “Vatan yahut Silistre” adlı oyunundan sonra sokaklara dökülen binlerce insana o gün “muhalif” denmişti.. Bugün biz o muhalif görüşler üzerinde bir dünya kurmuşuz.. Önemli olan, size belki de çok iyi bildiğiniz bir gerçeği bambaşka bir yanıyla göstermesidir tiyatronun..

     Türk tiyatrosunun geldiği noktayı; oyuncu, seyirci düzleminden yola çıkarak değerlendirebilir misiniz?

     Yine bir aforizmadan yola çıkayım. Meyerhold’un bir sözünden: “İyi bir tiyatronun kötü bir seyircisi olamaz; tıpkı kötü bir tiyatronun iyi bir seyircisi olamayacağı gibi..” Tiyatro giderek anlatım kodlarını yeniliyor, yenilemek zorunda. Seyircinin sizi tercih etmek için bir nedeni olmalı deniyor ya.. Bu yaklaşımı güden tiyatroların seyircisi her zaman var. Tiyatronun elit ve sıkıcı bir sanat olarak algılanmasının “müsebbibleri”artık yaşamıyor. Yaşıyorlarsa bile, seyirci için ölmüş durumdalar. Şaka bir yana, tiyatronun ortalama zekası yükseldikçe seyircinin talepleri de zenginleşektir zaten. Oyuncu zekasının bu ortalamaya etkisi müthiştir.. Tiyatroda beklenen hamle, bu etkileşimin yükselmesine bağlıdır biraz.

     Özellikle özel tiyatroların içinde bulunmuş olduğu seyirci sorunu konusunda ne düşünüyorsunuz?

     Yıllardır bu yakınmayla yaşadık ve anlaşılıyor ki bizden sonra da yaşayacak.. Yukardaki aforizmayı aynen aktarmalı buraya da.. Eğer şaşırtacak bir şey yapıyorsan, farklı bir haz yaşatıyorsan mutlaka seyirci geliyor. Tiyatro, talebini kendi yaratan bir sanat. Demek ki hayranlık ve ilgi uyandıracak bir buluş yapman gerekiyor.


     Türkiye’ deki geniş kitleler sizi Kurtlar Vadisi dizisindeki Tuncay Kantarcı karakteriyle tanıdı. Yıllarca tiyatro yapmış insanların televizyondan tanınması durumuna nasıl yaklaşıyorsunuz?


     Oyunculuk mesleğinin hangi alanda yapıldığı çok önemli değil bence.. Tiyatro seyircisi, tanıyor ve takip ediyor oyuncuyu zaten.. Daha geniş kitlelerin sizden haberdar olması mutluluk veren bir duygu.. Çok değerli bir çok oyuncumuzun geniş kitlelerce tanınıp sevilmesine vesile oldu televizyon.. Onlara duyulan hayranlık, oyunculuk mesleği kadar, tiyatroya da farklı bir saygınlık kazandırıyor. Baykal Saran gibi müthiş bir oyuncuyu Kurtlar Vadisi dizisinde tanıdı seyirci. Hatta yurtdışında bir çok ülkede tanınır hale getirdi. Buna bir çok örnek ekleyebiliriz..



     Kurtlar Vadisi çok tartışılan bir yapım. Bu dizi hakkında sizin düşüncelerinizi öğrenebilir miyim?

     Yedinci bölümünde başladığım bu dizinin en eski oyuncularından biriyim.. Dramatik kurgusu, öykü ve karakter zekasının yüksekliği, sosyal ve psikolojik boyutunun çok güçlü olması bu dizinin temel başarısı bence.. Öyküyü o kadar çok sevdi ki seyirci, o öykünün karakterlerini de bağrına bastı adeta.. Hatta bir çok rolü kimin oynadığının bile önemi yok buradan bakılınca. Öykülerdeki rol kişilikleri zihinlerde derin iz bıraktı.. Diziden ayrılan bazı oyuncular, Vadi’deki kimliklerinden kurtulamadılar çoğunlukla. Çünkü seyircinin zihnine o karakterlerle kazındılar. Kurtlar Vadisi’nin en önemli özelliği, söyleyecek sözleri olan cesur bir ekibin yarattığı bir yapım. Unutulmamalıdır ki, sonuçta her şey bir “şaka”dır ve bir şakadan daha fazla ciddiye alınmamalıdır.

        www.uzunmetraj.com sinema ağırlıklı kültür sanat portalımız hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

   
Çok etkileyici ve seviyeli bir portal gerçekten. Çok geniş bir ekibin yoğun emeğiyle ortaya çıktığı ve yaşatıldığı apaçık. Tebrik ediyorum. Hemen her etkinliği ve bilgiyi elinizin altında hissediyorsunuz. Favorilerime ekledim çoktan.


Yusuf ONUŞ
www.uzunmetraj.com
Tiyatro Yazarı

  • Image folder specified does not exist!
  •  

 

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 550 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »