Uzun Metraj

Haftanın Konuğu: Sinan Bengier

E-posta Yazdır PDF

 Sinan Bengier
Sinan Bengier
Şu an Kocaeli Kerpe’ de TRT adına çekilen Kırmızı Işık adlı dizinin çekimindeyim. İnsanlarımızı trafikte dikkatli   olmalarını, kurallara uymalarını amaçlayan bir dizi. Ne kadar faydası olur bilemem, herkesin kendine ait bir kuralının olduğu ülkede…

Yeni dönemde sizi hangi projelerin içerisinde göreceğiz?

      Almanya’ da çekilen bir ortak yapım var. Luk'un Şansı...Almanya’ daki lotodan büyük bir ikramiye kazanan ailenin başından geçenler anlatılıyor. Türkiye den sadece Sumru Yavrucuk ve ben vardım. Almanya’ da yetişen Türk oyuncular da rol aldı. Ayşe Polat yönetmenliğini yaptı. Bir de Hasan Karcı’ nın yazıp yönettiği BOZKIRDA BİR ÇİÇEK diye bir film var, Muğla’ da çekildi. Her ikisi de Kasım gibi gösterime girecek. Bir takım dizi ve film görüşmeleri var ama netleşmiş birşey yok, aslında hepsi 1 haftaya kadar 15’ ine kadar başlıyor denilerek görüşüldü, fakat TV’ lerle ilişkiler de başka şeyler aranıyor herhalde. 26 teklif var, Mart başından beri başlayamayan.

Tiyatroya başlangıç hikayenizi anlatır mısınız?

   Tiyatroya m. ö. 1968’ de okul tiyatrosunda başladım. Resim hocam Mukadder Hanım ve Edebiyat Hocam Vijdan Hanımın “sınıfta yaptığın soytarılığı sahnede yapar mısın” demeleriyle. Orada Mert Egemen’ in oyunun dekorlarına yardıma gelmesi ve beni kendi tiyatrosuna çağırması, üzerime çok düşmesi, çocuk oyunlarımızı ast sahnesinde oynamamız. Oradaki ustaları her gün prova ve oyunda seyretme şansımızın olması hayatımızı değiştirdi. Erol Demiröz’ ün uyarıları ve yardımları, Erkan Yücel gibi bir efsane ile oynamak çok şeyler kattı. Ne yazık ki Erkan Yücel çok zamansız bir şekilde aramızdan ayrıldı. Trafik canavarı bir çok değeri aramızdan aldığı gibi onu da aldı…

Yıllardır turne tiyatrosu yapmış bir insan olarak, turne tiyatrosunun zorlukları nelerdir?

Turne tüm zorluklarına rağmen oyuncu için, memleketinin insanlarını tanıması açısından çok faydalı. Ön yargıları ortadan kaldırır. Hele son zamanlarda bir kaç serserinin kendi yöre ve hemşerilerini  zan altında bıraktığı bir dönemde; genç tiyatroların turneye gitmesi, o yöre insanını yakından tanıması, sıcaklığını hissetmesi, onu döndüğünde insanlarla paylaşması çok önemli. Gittiğiniz zaman gördüğünüz ilgi o yöredeki tüm önyargıları da ortadan kaldırıyor. Bak buraya da gelindi, ciddiye alındık diyorlar. Lütfen diğer sanat etkinlikleri de gelsin diyorlar. Bambaşka duygularla dönüyorsun turnelerden. Elbette zorlukları da var; otobüslerde bitmek tükenmek bilmeyen yollar, dekoru kurup oyun bitince tekrar yüklemek ve bunu her gün yapmak, bazen dinlenmeden yola çıkmak... Eskiden çok kötü salonlarda, hatta traktör römorklarında da oynadık büyük Anadolu şehirlerinde, şimdilerde her şehirde çok güzel bir veya iki salon var, halen Ankara ve İstanbul’ da yok o ayrı var olanlara da girmek mümkün değil, salonu doldursanız ancak kiraya yetiyor. Allahtan ilçeler her yerde büyük şehirlerden çok eğiliyor bu işlere. Eskiden bir de bitmek bilmeyen emniyet soruşturmaları vardı. Sanki gelen tiyatrocu değil, ortalık karıştırıcı durumu. Şimdilerde bu parmakla sayılacak kadar azaldı. Ama gene de var. Neyse ki oynadığımız çocuk oyununda halkı isyana teşfik var denilip oyunların yasaklandığı dönemler geride kaldı. Bir kaç örnek hala var tabi.


Turnede ya da sahnede başınıza gelen en ilginç olayı anlatır mısınız?

Çok var ama uzun hikayeler ve ben bu alete çok yabancıyım, ama bir iki hatırlatma yapayım. Karşılıklı oynadığım oyuncunun bir anda çürüyen tahtalar nedeniyle sahnenin altına inmesini iki kere yaşadım. Oyun icabı istediğim çay oynadığımız salonun garsonu tarafından “buyur abi” diye sahneye getirildi. İskenderun’ a giderken adımın nüfus kağıdımda Cengiz Sinan diye geçmesi ve o sırada aranan Sinan Cemgil’ le karıştırılması, oyuna 2 saat geç gitmemize neden oldu. Bir lokantada iki arkadaş coca cola istedi geldi, birinde koka kola yazıyordu birinde coca cola, garsona seslendik biri sahte bunun diye garson geldi baktı, coca kola yazanı aldı, “vay anasını bunda coca cola yazıyor sahtesini yapmışlar” dedi.

Sizin canlandırdığınız Cevat Kelle karakteri çok sevildi. Bazı sitelerde bununla ilgili fan kulüpler kuruldu. Sizce bu karakter niye bu kadar çok sevildi?

Cevat kelle neden sevildi bilmiyorum. Belki her gün üstünde taşıdığı şeylerin değişmesi, acaba bu hafta ne olacak merakından sevildi, ama ilk başlarda sadece teknik malzeme varken de sevildi, kameraman oysa onları çeken kimdi, bir adam neden konuşmaz, sadece bakar, kedisi neden yanındadır ve o klozetin tüpün ne işi vardır neden taşır. Nedenleri çok; ama yapılan bir araştırmaya rastladım bir iki yıl önce sessiz sinema döneminden sonra sevilen tek konuşmayan film kahramanı gösterilmiş. Hatta çok yabancısı olduğum bu alette dolaşırken sosyolojik tartışmalar (TV kahramanlarının sevilmesi üzerine tartışmalar) bile buldum sevilmesi üzerine ve araştırmalar da adım bile geçmiyor benlikten çıkmış tip. Ama gurur duymuyorum dersem yalan olur. Konuşmayan bu tipe film yapmayı düşünenler de çıktı. Siyasi röportaj yaptıralım hiç konuşma diyen program yapımcıları da…

Sanat camiasında çok rastladığımız bir şey vefasızlık ve siz uzun zamandır sanatla uğraşıyorsunuz. Vefa ve vefasızlık kavramlarına içinde bulunduğunuz sanat camiası açısından nasıl bakıyorsunuz?

Vefa bu işte var, hem de çok fazla... Öldüğünde sana vefasızlık eden kim varsa mutlaka cenazene geliyor. Ulan adam bu kadar elini uzattı, biz onun için bir şey yapamadan da gitti, bende dünyanın alacağı ve emeği kaldı gördün mü borcumuzu ödeyemedik diye.  gördüğün gibi vefa var, yalnız arkadan alkışlarken sevinçten mi alkışlıyor, yoksa yaptığın işler için mi bilmem.

Sanatçının emeklisi olmaz denilir, ama bizim memlekette sanatçılar emekli olur nedense. Uzun zamandır sanatın içinde olan biri olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz?

  Sanatçının emeklisi olmaz. Bizim kariyerimizdeki hiç bir oyuncu kendini emekliye ayırdığında emekli parası olan 660 lirayla geçinemez. Sıkıyorsa emekli olsun.

TV’ de olmakla tiyatroda olmak arasında duygu anlamında nasıl bir fark var sizin için?

Tiyatro gerçekten de er meydanı, seyirciyle aynı mekanda soluk almak kadar, onun tepkilerini anında almak kadar güzel bir şey yok.  Bu işe gönül veren kim varsa sahnesiz ve tiyatrosuz kalmasın.

 Marangozluk ve el sanatlarına karşı olan ilginiz nereden geliyor?


Marangozluk, bir tahtaya şekil vermek, keserken kokusunu duymak, damarlarından fal bakmak, zımparalarken tozunu üzerine bulaştırmak... Benim için olağanüstü bir şey. Yetenekleri olan bir ailede yetiştim. Boya kalemlerim ve  kağıtlarım hiç eksik olmadı. Annem iyi resim yapardı, küçük abim de. Büyük abim gerçekten bir mucizeydi; demir süsleme, marangozluk, teknik resim, yapmadığı iş yoktu. Her iki abim de müzisyenlikte yaptılar. Hamiyet Yüceses, Müzeyyen Senar, Safiye Ayla, Neşe Karaböcek ve o zamanın tüm sanatçılarını sahnede izledim, abimler eşlik ederken. Babam da çok yetenekliydi; kesme biçme işlerinde. Herhalde genlerden geliyor. Hadi burada aramızda kalsın; Olacak O Kadar’ ın Star’ da oynadığı dönemde dekorlarının grafiklerinin yazılarının bir çoğu tarafımdan yapıldı.

 Tiyatroya yeni başlamış olan genç arkadaşlara, tecrübeli bir isim olarak önerileriniz nelerdir?

Tiyatroculara ve dizi oyuncularına bir tavsiye; ne kadar şöhret olursanız olun, sokaktan kopmayın.     Kahveden, yan semtlerden, çay bahçelerinden. Oynadığımız insanlar orada. Dışarıdan ayağınızı çektiğiniz anda tekrara girersiniz. Bakın insanlara ama görün. hafızanıza bir müddet sonra kaydolmaya başlayacaktır. Çok seneler sonra da olsa bir gün bir şey oynadığınızda, seyrederken ben bu tipi bir yerden hatırlıyorum diyeceksiniz... Kendi oynadığınız tipe ve a bu şuradaki adamdı ya da kadındı diyeceksiniz. belki bu hatırladığınız 20 yıl öncesinden biri olacak. Sadece yanınızdan geçen biriydi belki de...

 Tiyatro sizin için ne ifade ediyor?

Tiyatro benim yaşama sevincim, var olma nedenim. Her sahneye çıkışta hayattan bir gün daha çalıyorum.  Ve çalacağım çoook günler var diye düşünüyorum...

 www.uzunmetraj.com sinema ağırlıklı kültür sanat portalımız hakkındaki görüşleriniz nelerdir?

Siteye baktım. Çok derli toplu ve arayacağın her şeyin anında önünde belirdiği, seçeneklere çok çabuk ulaştığın bir site olarak gördüm. Ellerinize sağlık.



Yusuf ONUŞ
www.uzunmetraj.com
Tiyatro Yazarı


 

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 552 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »