Hollywood, Türkiye ve Bahadır Karataş PDF Yazdır E-posta
Sinema | SineKritik

Tarih: Salı, 05 Mayıs 2009 04:06
  
AddThis

ImageNTV’de 4 Mayıs Pazartesi günü yayınlanan Yakın Plan programının konusu “Türkiye’yi Hollywood için cazip hale getirmek” idi.

Kültür ve Turizm ile Maliye bakanlıklarının ortaklaÅŸa yaptığı bir çalışma ile özellikle Hollywood’lu yapımcılara Türkiye’de film çekmeleri konusunda birtakım kolaylıklar getirilmesi planlanıyor.

Geç kalınmış, ama çok yerinde bir düÅŸünce… Tabi hayata geçirilebilirse…

Yeni yasa ile yabancı yapımcılara, KDV indiriminin ve Türk ÅŸirketleriyle ortaklıkların kapısı açılıyor. İşin “teÅŸvik” kısmında çıkan anlaÅŸmazlık aşılırsa, yasanın ülkemizin tanıtımı bir yana, istihdam ve profesyonelleÅŸme adına da çok önemli olanaklar saÄŸlayacağı kuÅŸkusuz...

Dünyanın en büyük endüstrilerinden biri olan sinemanın, özellikle bizimki gibi tanıtıma ihtiyacı olan ülkelere ne gibi katkılar saÄŸlayacağını anlatmaya satır yetmez!..

Türkiye çok uygunken ve yapımcılarının da aklında Türkiye varken, Troy’un Meksika’da, Gladiator’ın Fas’ta çekilmesinin nedeni, ülkemizdeki yasal sorunlar, bürokratik engeller ve sigorta sektörünün geliÅŸmiÅŸ olmaması gibi mali eksikliklerdi.

Bu tip sıkıntılar nedeniyle senaryolarında Türkiye veya Türkler’in olduÄŸu pek çok film, belli kısıtlama ve sınırlamalarla, zaman zaman yetkililerden izin bile alınmadan çekildi! ÖrneÄŸin; özellikle İstanbul’da, Galata Kulesi, Kız Kulesi, Kapalıçarşı gibi tarihi mekanlar, genellikle bilgisayar ortamında filme dahil edildi.

Son dönemin bazı yapımlarına bakalım…

1999 tarihli, Pierce Brosnan’lı James Bond filmi The World Is Not Enough’ın en can alıcı sahneleri Kız Kulesi’nde geçerken, ne Brosnan’ı ne de Sophie Marceau’yu bu tarihi mekanda izleyemiyoruz!

Hitman’de Galata Kulesi’ni, Galata’yı, Kuledibi’ni ve Haliç’i, çok az görebiliyoruz.

Ve The International…

Tom Tykwer’ın son filminin bazı sahnelerinin ülkemizde çekildiÄŸini, ilk kez geçen yıl uzunmetraj.com ziyaretçileri öÄŸrenmiÅŸti. Her zamanki gibi “geç uyanan” mümtaz Türk basını, Kapalıçarşı’da elinde silahla adam kovalayan Clive Owen’ın “Beni kimse tanımadı! Elimde silah olduÄŸu halde kimse müdahale de etmedi” ÅŸeklindeki sözlerine, filmle ilgili haberlerinde yer verdi.

Ben iÅŸin baÅŸka bir boyutunu aktarayım…

AfiÅŸinde bile İstanbul reklamı olan The International’ın resmi internet sitesi ve imdb’deki forumlarında en dikkat çekici baÅŸlıklar, İstanbul ve Kapalıçarşı ile ilgili. Yazarlar genel olarak İstanbul’un güzelliklerinden, Kapalıçarşı’nın egzotikliÄŸinden söz ediyor. İstanbul’u daha önce görenlerden birinin ÅŸu sözü çok dikkat çekici:

“Filmi izledikten sonra İstanbul’a bir daha gidesim geldi! Bu muhteÅŸem kenti görmeyenlere ÅŸiddetle tavsiye ederim…”

İstanbul’un bütün çirkinlerini unutturuyor insana…

İşte gündemdeki yasa, bu nedenle çok önemli…

Gerçi, özellikle tarihi ve fantastik filmler için DoÄŸu ve GüneydoÄŸu bölgelerimizde çok uygun yerler var ama, buralardaki otel vb. alt yapı sorunları, yapımcıların önüne engel olarak çıkabilir.

Yine de, aşılmayacak sorun yok. İsteyelim yeter…

* * *

Geçelim baÅŸka konuya…

Türk sineması konusundaki görüÅŸlerimi artık bilmeyen yok.

Yine de hatırlatayım: Türk sinemasının oyuncu deÄŸil, senaryo ve yönetmen sıkıntısı çektiÄŸini düÅŸünenlerdenim. Ve “Oscar’a aday bir film çıkarana kadar Türk sinemasını izlemeyerek protesto ediyorum” ÅŸeklinde acayip bir inadım var!

Ancak, zaman zaman bu inadımdan vazgeçtiÄŸim de oluyor… Yine olacak…

2 Mayıs’ı 3 Mayıs’a baÄŸlayan gece Disko Kralı’nda, Usta adlı filmin yönetmeni ve oyuncularını ağırladı Okan Bayülgen.

Yönetmen Bahadır KarataÅŸ dikkatimi çekti.

1991’de Anadolu Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi Sinema-TV Bölümü’nden birincilikle mezun olduktan sonra, 14 bin kiÅŸi arasından seçilerek, özel bir bursla Amerika’ya gitmiÅŸ. Oscar’ları dağıtan AMPAS’in (Kısaca Akademi) California’daki sinema okulu USC’ye kabul edilmiÅŸ. 3 yıllık “üst düzey” yönetmenlik eÄŸitiminden sonra 1996’da mezun olmuÅŸ.

Ödüllü pek çok reklam filmi, kısa filmi ve belgeseli var…

Usta, KarataÅŸ’ın senaryosunu Ayfer Tunç ile birlikte yazdığı uzun metraj bir film. Çok iyi de bir oyuncu kadrosuna sahip.

Resmi sitesine göre film; uçak yapma tutkusunu hayatının merkezinde gören bir erkekle, kendisini, kocasının hayatının merkezinde görmek isteyen bir kadının bitmeyen çekiÅŸmesini konu ediyor.

Yine resmi siteye göre KarataÅŸ “gerçekçi” bir üslup kullanmış. Sadece Türk sinemasının deÄŸil, Avrupa sinemasının en tipik özelliklerinden biri…

Gerçekçi olup olmaması deÄŸil, KarataÅŸ’ın anlatmak istediÄŸini beyazperdeye nasıl aktardığı önemli.

En kısa zamanda Usta’yı izlemeye çalışacağım.

Aldığı eÄŸitim, KarataÅŸ’ı dünya çapında bir sinemacı yapabilecek mi; göreceÄŸiz.

Umarım, Türk sinemasının yüz akı olur. Usta’dan umutluyum…

* * *

BaÅŸka bir dala daha konalım…

Türk televizyonlarında yayınlanan muhteÅŸem ötesi (!) yerli dizilerde oynayan oyuncuların aldığı ücretler açıklandığında, dudağı uçuklayanlar oldu!

Bölüm başına 17 ila 50 bin lira arası kazanıyorlarmış…

Kızmayın garibanlara!

Televizyon dünyasının anavatanı Amerika’da, birinci sınıf bir oyuncunun, 20-25 dakikalık bir sit-com’dan bölüm başına aldığı ücret 1 milyon doları bulabiliyor.

İngiltere’de BBC’nin önemli yapımlarında rol alan oyuncuların ücretleri bölüm başına 50-100 bin sterlin civarında…

Fransa’da rating’lerin üst sıralarında yer alan dizilerin oyuncuları yine bölüm başına 100-150 bin euro kazanıyor.

Yani…

Bizimkiler hala fakir!

* * *

Eurovision heyecanı yaklaÅŸtı… Bu skandal organizasyon ile ilgili benim de söyleyeceklerim var.

Ama yarışmadan sonra…

Not: Yazılarımda konu ettiÄŸim yabancı filmlerin orijinal isimlerini kullandığım için eleÅŸtiriler alıyorum.

Yabancı filmlerin isimlerini Türkçeye çevirenleri elime geçirirsem eÄŸer… (!)

40 Days and 40 Nights: Elim Belim Bağlı

Rush Hour: Bitirim İkili

There’s Something about Mary: Ah Mary Vah Mary

Zack and Miri Make a Porno: Garip Bir AÅŸk Öyküsü

School of Rock: Hababam Rock

Little Children: Tutku Oyunları

Cold Prey: Şeytanın Oteli

Bu ve benzeri binlerce deli saçması çeviri olduÄŸu sürece, ben de orijinal isimleri kullanmaya devam edeceÄŸim. Kimse kusura bakmasın!

 

 

Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir..
Hemen üye olun!

ÜYE ALANI


Yasal Uyarı
Kültür Sanat sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır.
Sitemizde yayınlanan haber ve videolar, eğer sitemizin kendine aitse, sitemiz kaynak gösterilmek veya ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir.
Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar ile ilgili her türlü yasal haklarımız saklıdır..


UzunMetrajTV | Sosyal Ağ | Sinemetraj | Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası | İletişim