Sinema
SineKritik
Minik sarı psikopat kedi
Minik sarı psikopat kedi |
| Pazartesi, 21 Temmuz 2008 | |||||||
|
Ama şimdi, köşeyi döndüğüm anda ne yapacağımı bilememenin sıkıntısı sarıyor bedenimi. Biliyorum bekliyor... Ben güvenlikçiye iyi geceler deyip eve doğru yürümeye başladığım anda çıkacak ortaya. Korktuğumu anladı ya daha da çılgın artık. Hızlı hızlı yürürken önümden geçip ayağımı çarpmamı sağlayacak ve ben daha attığım çığlık tamamlanmadan kendi etrafında daireler çizerek dönüşünü görünce bir kez daha Alacakaranlık Kuşağı'nda kaybolduğumu düşünüp dehşete kapılacağım. Sonra soldaki iğde ağacının altında kaybolacak gözden. Tam gitti deyip rahatladığım anda bu kez sağdaki çiçek tarhlarının arasından bir jimnastikçi edasıyla fırlayıp merdivenin alt basamaklarında belirecek ve ayaklarını yana açıp gözlerini bana dikecek. Sonra yürür gibi yapıp gerinecek bana ha saldırdı saldıracak deyip kalp çarpıntıları geçireceğim. Dış kapıma uzanan 40-50 metrelik yolu bu kalp çarpıntıları ile aşmaya çalışacağım. Ve bütün bunlar olup biterken ben yalnızca "Pıssst" diyebileceğim. "Pısssssst" O bizim sitenin nereden peydahlandığı belli olmayan minik sarı psikopat kedisi. Ve ben hemen her gece bunu yaşıyorum. Saçmalama demeyin. Bütün bunların sabaha karşı ezan okunduğu saatlerde yaşandığını düşünün. Sürekli oradan buradan fırlayan ve gözlerinize odaklanan bir kedi. Tamam ben lise yıllarında izlediğim "Kediler" (Orijinal adını hatırlayamadım) filmi nedeniyle biraz korkuyor olabilirim ama orada hiç olmazsa kediler sahiplerini açlıktan yiyorlardı. Bunun derdi ne. Korku demişken aslında "film" kaynaklı başka korkularım da var. Örneğin kargalardan korkarım. Menşei büyük usta Alfred Hitchcook'un Birds'üdür (Kuşlar) ama olayın üzerine tuz biber eken ve kalıcılaştıran da Göztepe'de oturduğum dönemde ağaçtaki yuvasına taş attı diye günlerce kapıcımın başının üzerinde daireler çizen ve "Gak"layan koca kargadır. Şimdi oturduğum sitenin hemen altındaki sitenin damında da hep aynı saatte "Gak"layıp tehdit daireleri çizen bir karga var. Ama "kör noktalar" nedeniyle onun kurbanı kim henüz anlayamadım. Korkudan bahçeye çıkıp aşağıya da bakamıyorum. Bir dönem de mezarlıklardan çok korktum. Şimdiki gençler bilmez; Stephen King'in hikayesinden Brian De Palma'nın filme çektiği bir Carrie vardı... İki büyük ustanın bu eserindeki, içinden kol çıkan mezar sahnesi yüzünden geçemez olmuştum oralardan. Sonra biricik babamı emanet edince Eyüp Sultan'a, anladım ki korkulası değil sevilesi yerler. Bebekli çocuklu filmler de çok etkiler beni. (Yani korkutur) Oyuncak moyuncak... Yarısından çoğunu sesi kısık ve gözlerim kapalı izlediğim halde "Chucky" yüzünden oyuncakların dolup taştığı çocuk odalarına geceleri giremem hala. İtiraf ediyorum... E.T.'yi de sinemaya gittiğim arkadaşımın sırtına kafamı gömerek seyretmiştim. Resmen ödüm kopmuştu.
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."UYARI! Lütfen yorumda bulunurken, argo ve hakaret içeren kelimeler kullanmayınız. BU GİBİ YORUMLARA ONAY VERİLMEYECEKTİR Kişiler yaptığı yorumdan kendileri sorumludur. Bu gibi durumlar, sitemizi herhangi bir şekilde bağlamaz!!! 198 |
|||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
“Taşıyıcı 3” (Transporter 3)... Serisinin şimdilik son halkası…
devamını oku
“Yalanlar Üstüne” (Body Of Lies), adına nedense kirli savaş...
devamını oku
Mafya, uyuşturucu, kara para, cinayet, işkence ve ölümüne bir...
devamını oku
Ayşe Kulin’in yeni çıkan kitabı Umut, Osmanlı’nın son ...
devamı oku