Uzun Metraj

Sinema zevkimin içine eden başyapıt: Bay Hiçkimse!

E-posta Yazdır PDF

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_poster45356.jpg

Eğer gerçek bir sinemaseverseniz, yani sinema hayatınızın bir parçasıysa, hayal gücünüzün sınırlarını zorlayan, dünyaya bakış açınızı değiştiren filmler vardır.

 

Benim için bilim-kurgular öyledir. Star Wars ya da son ikisini çok beğenmesem de Matrix serisi gibi...

Çeşitli türlerde, eski-yeni çok sayıda örnek vermem mümkün ama, son izlediğim filmlerden birisini bu satırlarda anlatmak zorundayım...

Mr. Nobody... Türkçeye tam çevirirsek, Bay Hiçkimse...

Şu açıdan üzgünüm; eğer İstanbul Film Festivali'nde kaçırdıysanız veya “İnternetten nasıl film indirip seyrederim?” diye soranlardansanız, izleme şansınız yok...

Çünkü, yapımcılar (veya yönetmen) sadece Avrupa ve Asya'da birkaç ülkede, genelde festivallerde gösteriyor filmi. ABD'de gösterime girip girmeyeceği belirsiz olduğu için, dünya çapında dağıtımı yapılıp izlenme olasılığı da  yok gibi...

47 milyon dolar tahmini bütçeye rağmen, elde ettiği toplam hasılat sadece 2.5 milyon dolar...

Açık yüreklilikle söylüyorum, son yıllarda bu kadar güzel bir filme rastlamamıştım.

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_jaredleto.jpg
Senaryo, olağanüstü... Oyunculuk, muhteşem... Görsellik, inanılmaz... Müzikler, müthiş...

Kısaca, her şeyiyle dört dörtlük...

Filmi tavsiye ettiğim insanlardan gelen tepkiler de beni doğruluyor. Sıradışı yapımları seven genç bir arkadaşım şöyle dedi örneğin:

Abi yaktın beni! Bundan sonra hiçbir filmden zevk almam artık...

Bu satırları yazdığım sırada, “Dahice” şeklinde yorumlara rastlayabileceğiniz imdb'de puanı 10 üzerinden 7,6 idi... Bu konuda sürüpgiden bir tartışma da var forumda. Biri yazmış:

Bu olağanüstü filme sadece 7,6 puan mı?

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_nobody435.jpg
Geçelim detaylara...

Hiçbir şey gerçek değildir, her şey mümkündür...

Filmin “sloganı” bu...

20 ve 21. yüzyılda, farklı zaman dilimlerinde geçiyor.

Dünyadaki son “ölümlü” insanın tercihlerini... Bir yaprak, bir yumurta, bir yağmur damlası veya bir ayakkabı bağcığının, insanın yaşamını nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.

“Hangi usta sinemacı bu işi kotarmış?” derseniz; benim de daha önce hiç tanımadığım Jaco Van Dormael... 1957, Belçika doğumlu...

Senaryo da Van Dormael'e ait. Yani, tamamen Jaco Van Dormael imzasını taşıyan, Avrupalı bir film; Mr. Nobody... Çekimlere ev sahipliği yapan; Belçika, Almanya, Fransa ve Kanada ortak yapımı...

2007'de, haziran-aralık arası 6 ayda bitirmiş filmi Van Dormael...

Daha önceki filmlerinden hiçbirini izlemediğim için, genel bir yorum veya kıyaslama yapamayacağım ama, gerçeküstü unsurları seven bir yönetmenmiş.

Zaten Mr. Nobody de öyle...

Hollywood ile yakından uzaktan hiçbir ilgisi yokken, Mr. Nobody'de ilk kez ünlü oyuncularla çalışmış Van Dormael.

Başrolde Jared Leto var. Leto'ya, Hollywood'un Almanya'dan transferi Diane Kruger ve son dönemin başarılı Kanadalı sinemacılarından Sarah Polley eşlik ediyor. İngilizler'in yeni gözbebeklerinden Juno Temple'ın performansı da dikkat çekici...

Filmin “Müthiş” dediğim müziği, Jaco Van Dormael'in kardeşi, Pierre'e ait. Aslen bir caz gitaristi olan Pierre Van Dormael, Mr. Nobody'nin kurgusu bittikten sonra gösterime girmeden, 2008'de, 56 yaşında kanserden hayatını kaybetmiş.

Soundtrack'te de çok tanınan, nostaljik şarkılar var.

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_nobody43564557.jpg

Avrupa sineması ile ilgili bir blog'da, Jaco Van Dormael'in Belçika'da verdiği bir röportaj, Türkçeye çevrilerek yayınlanmış:

http://avrupasinemasi.blogspot.com/2010/04/jaco-van-dormael-roportaj.html

Daha fazla uzatmadan, “İmkanı olan Mr. Nobody'yi kaçırmasın” diyerek, filmdeki en dikkat çekici diyaloglardan biriyle noktalayayım konuyu:

“You have to make the right choice. As long as you don't choose, everything remains possible...”

Türkçesi:

Doğru seçimi yapmanız gerekir. Hiçbir seçim yapmadığınız sürece, her şeyi mümkün kılarsınız....

*   *   *

Bir film daha var...

Mr. Nobody'den önce izlemiştim, bu yazının asıl konusuydu aslında ama; gölgede kaldı. O yüzden kısaca değineceğim.

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_micmac5656.jpg

Alien: Resurrection, Amélie, Un long dimanche de fiançailles (A Very Long Engagement ) gibi çok başarılı filmlere imzasını atmış, Oscar'a aday olmuş Fransız yönetmen Jean-Pierre Jeunet'den:

Micmacs...

Kafasında kalan bir mermiyle, sıradışı arkadaşlarıyla birlikte silah tüccarlarına savaş açan Bazil'in trajikomik öyküsü...

Jeunet'nin nefis anlatımıyla, müthiş eğlenceli bir film...

Yedinci sanatın ne olduğunu anlamak veya anlatmak isteyenlere, özellikle de Türk sinemacılara, şiddetle tavsiye edilir...

İyi seyirler...

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 491 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »