"Micheal Bay'i neden bir türlü sevemiyorum" sorusunu kendime her sorduğumda,bir Bay filmini aklımda canlandırıyor ve sevmemek için onlarca neden bulup rahatlayarak yeniden hayatın akışına bırakıyorum kendimi. Roland Emmerich ile birlikte sinema tarihinin en saçma filmlerinin bir kısmında imzasının bulunması son derece sağlam bir dayanak olabilir benim için.
Amacım bu noktada Kesinlikle Bay'i karalamak falan değil! Yanlış anlaşılmasın.
Yani karalama kampanyası yapmıyorum burada. Fakat Bay'in gişeye hizmet
edebilmek adına her tencereden bir kepçe doldurup yer yer mide bulandıracak bir
yemek ortaya çıkartması da doğru değil! Bunu daha önce Armageddon gibi bir
kıyamet filminde de gördük. Sululuk konusunu o kadar çok abartıyor ki kendisi,
araya yerleştirdiği dramatik sahneler de, sabun köpüğü kıvamında geliyor
izleyiciye. Her kitleye hitap edebilmek adına şekilden şekile girmesi de
nihayetinde bir sinema filminden çok, ruhunu seyirciye satan ve bütün tuzaklara
birer birer düşen bir şov sunuyor. Belki bu şov izleniyor ama kalıcı olabiliyor
mu orası tartışılır.
Açılımı bir de Transformers üzerinden yapalım isterseniz. İlk filmin yükünden
kurtulmuş, dolayısı ile manevra kabiliyeti kazanmış bir film var önümüzde. Hal
böyle olunca ilk filmin çok daha ötesinde bir film ortaya çıkarabilmek
kolaylaşıyor. Gelin görün ki ilk etapta yapılacak eleştirilerin en büyüğü
filmin süresi ve süresine oranla kof olması. 147 dakikalık bir film var
önümüzde ki, böyle bir fantastik-aksiyon film için oldukça uzun bir süre. Fakat
bu sürede neler var? Öncelikle sinirlerinizi bozan bir anne figürü var ki
filmde sormayın gitsin. Filmin izlenme yaş sınırını da kalitesini de aşağılara
çekmekten başka hiç bir amaca hizmet etmiyor. Hani dolduralım da nasıl
doldurursak dolduralım. Özellikle Sam Witwicky'nin annesinin ve babasının her
yerde pat(!) diye karşımıza çıkması ahengi bozmuyor değil! Dipnot geçeyim
isterseniz, kendi yazıma başlamadan önce Oktay Ege Kozak'ın Sinekritiğini
okudum...İronik bir şekilde zaten benim burada sayacağım eksilerin hepsine
kendisi değinmiş yazısında!
Transformers - Revenge Of The Fallen, bütün kartlarını gişeye oynayan bir film.
Elinde ne var ne yok yüklenmiş. İzlediğiniz bir aksiyon filmi mi, sulandırılmış
bir komedi mi, patlaması-çatlaması-abartısı eksik olmayan bir aksiyon filmi mi
yoksa gereksiz bir dram mı? Hiç bir rota yok ortada! Tek bir gerçek var ki o da
seyircinin zekasını hiçe sayan bir film olduğu! Tadı tuzu eksik, ekşi bir
bulamaç var ortada...Bunu yemekten zevk alanlar olabilir elbette fakat ben
kusanlar arasındayım diyebilirim.
Bir de abartılar silsilesi olan Megan Fox'a değinmemek olmaz! Erkek izleyici
kitlesinin göz banyosuna maruz kalması açısında hikayedeki etkinliği daha fazla
arttırılmış olması aslına bakacak olursanız bir "oyuncu" için de aşağılamadan
fazlası değil! Yani bu durum Megan Fox'un motosiklet tamiratı yapmış olduğu,
filmde ilk göründüğü sahneden itibaren kendisini açık ediyor. Orasına burasına
biraz daha yağ sürülmüş, parlatılmış daha da vahimi bütün bu ilüzyon sayesinde
"yeteneksizliğinin" önüne geçilmeye çalışılmış olması aslında ağlanılacak bir
durum.
Filmin odağında son derece vahim bir durum var! Fallen'in dünyaya inme yollarını
gözlemesi ve binyıllar önce başlamış olduğu işi bitirme planı! Alternatif bir
kıyamet senaryosu da diyebiliriz kendisi için rahatlıkla! Fakat o kadar çok
durak var ki yolda! Ailenin öneminin karikatürize vurgulanışı mı dersiniz; yoksa
baş ağrıtmaktan başka hiç bir işe yaramayan dırdırcı yan karakter mi?
Aşağılayıcılık kervanına ırkçılığı katmak mı dersiniz; yoksa Decepticon'ların
islami terör örgütü suretine bürünmesi mi? Çaptan düşmüş yırtık karakterin
hikayeye dahil olması mı dersiniz, yoksa Amerikan Ordusu'nun daimi doğru
tercihleri mi? Görsel başarının arkasına sığınmak adına bütün kirini pasını
bunun arkasına saklamak derseniz o da var! Yok yok ki? Ben gidiyorum bu filme,
Sen gideceksin...Öbürü gidecek...Diğeri gidecek! Film izlenecek ve Bay amacına
ulaşacak mı? Evet? O halde Bay'in bu tutumuna devam etmemesi için bir sebep var
mı? Yok! Ne de olsa Bay ve türevlerinin asıl amacı ceplerini doldurabilmek işte
iyi oldukları konu da bu zaten! İzleyici ne de olsa salonu dolduruyor!
Shia LaBeouf'a gelecek olursak...Spielberg'ün müthiş keşfi adı altında abartılan
bir başka oyuncu da kendisi. Fakat son dönemde oradan oraya koşuşturmak dışında
bir becerisine nail olamadık. Bir saniye durup soluklanacak vakti olmuyor. Eagle
Eye, Transformers...Koşturdukça koşturuyor Jason Statham misali. O koşturdukça
bazıları onun oyunculuğunu daha çok övüyor. Kendisini Constantine'de gördüğümüz
ilk andan itibaren onun başarılı bir oyuncu olabileceği kanaatini getirmiştik.
Fakat oynadığı filmlerde yeteneğini tam anlamıyla göremiyoruz!
Gelelim bir diğer mübaalaya...Görselliğe yani! Burada esas konu görselliğin
başarısından ziyade bizim o görsellikten ne kadar tat alabildiğimiz. Yani
Görsel anlamda tartışmasız bir başarıya sahip olsa da son derece göz yorucu bir
filmle karşı karşıyayız. Üstelik ilk film zaten baş ağrısı konusundaki hünerini
cümle aleme kanıtlamıştı. Daha çok aksiyon daha çok komedi düsturuna sadık
kalmak amacıyla en olmadık yerlerden bile espri çıkartmak için kasım kasım
kasılmak niye? Hani varsa arada 1-2 tane yaratıcı espri, onlar da eriyip
bitiveriyor bir anda! Elde kala kala kupkuru bir film kalıyor hal böyle olunca!
Şimdi durumu tekrar şu şekilde özetleyelim isterseniz Transformers'da neler var
neler yok :
- Erkek izleyicinin beğenisini uyandırabilmek amacıyla, bir erkeğin isteyeceği
her tür detayla giydirilmiş bir Megan Fox : VAR
- Kafa şişiren ses ve göz bozan görselliğin ahenksizliği : VAR
- Hikaye anlatımı namına daldan dala konarak, sadece aksiyon arayan; sinema
salonuna deşarj olmak amacıyla teşrif etmiş izleyiciyi bile canından bezdirmek :
VAR
- Saçma sapan ve basit esprileri boyayarak seyircinin zekasını hafife almak : VAR
- Ebeynlerimizi sevelim, askerlere kulak verelim, insanız hatalıyız, lanetiz,
kendimize hayrımız yok bakın 3-4 robot tepemize bindiği anda elimiz kolumuz
bağlı kalır türünden bayat mesajlar : VAR
- Micheal Bay'a sinir olmak için sebep : ÇOK VAR!
Basite indirgemek artık çağımızın sinema kolerası olarak nitelendirilebilir. Fakat
ne yazık ki olay bir arabayı, çetrefilli bir robote dönüştürmek ile bitmiyor. Eğer
bir film kendisine güldürmeyi amaçlıyorsa kozlarını bu yönde kullanmalı! Ortada
trajik bir felaket filmi varsa bu da sulandırılmamalı! En kralından aksiyon
sahnesi eklenecekse bile kokusunu aldırabilmeli. Biri olursa diğeri olmamalı gibi
bir durum yok ama hepsini de gereğinden fazla eşeleyince ortaya Tranformers :
Revenge Of The Fallen gibi "eciş bücüş" bir film çıkıyor maalesef! Maksat panayır
izlemekse buyrun film sizleri bekler. Sinema namına hiç birşey aramayın yeter...







