Uzun Metraj

10 karakterde Sucker Punch

Oy ver
(2 oy)

1-) BABY DOLL : Babasını öldürmek isterken yanlışlıkla kardeşini vuran ve ruh sağlığı alt üst olan Doll, aynı zamanda Sucker Punch’daki mevcut evrenin kurucusu.  Fakat burada Doll’un kafasında kurmuş olduğu evrenin iki farklı katı bulunuyor. Giriş katında, kapatıldığı akıl hastanesini bir çeşit dans klübü olarak tasarlayan Doll, bir üst katta, bütün fantastik hikayelerden birkaç parça toparlayan vahşi bir fantastik evren dizayn ediyor kendisine. Diğer kızlarla birlikte kusursuz bir ölüm makinesine dönüştüğü bu üst fantastik alem, aynı zamanda Doll’un akıl hastanesinden kaçış bileti…Baby Doll’e hayat veren isim ise, Talihsiz Serüvenler Dizisi ile tanıdığımız Emily Browning…



b_320_500_16777215_0___images_stories_news_tetis_sucker.jpg
2-) SWEET PEA : Takımın anaç karakteri Pea…Doll’ün kaçışı için diğer arkadaşlarını riske atmaktan çekinse de zamanla onun fantezi dünyasının vaz geçilmez kahramanlarından biri haline geliyor. Daha önce Candy ve Bright Star gibi yapımlarla izleyiciyi büyülemeyi başaran Abbie Cornish’in bu yıl Limitless ile birlikte seyirci karşısına çıktığı ikinci film Sucker Punch…

3-) ROCKET : Doll’ün kaçış planını en fazla destekleyen karakter hiç kuşkusuz Rocket…Zaman içerisinde Doll’e yardım etme fikrinin çiğliği, yerini pişerek olgunlaşan bir özgürlük arayışına bırakıyor. İlk etapta Doll’e olan borcunu ödemek adına onun fantezi evreninin bir neferi olan Rocket, sonrasına bu kaçışı bir nevi kişisel özgürlük meselesine dönüştürüyor.

4-) BLONDIE : Takımın başı çeken il dörtlüsü içerisinde en çekimser olanı aslında Blondir. Rocket ile Sweet Pea arasında yalpalasa da, her adımda özgürlüğe yaklaşmasına rağmen, çıkmaza da giren Doll’e olan desteğini bir an olsun eksik etmiyor ve Doll’un üst fantastik evrenin azılı yırtıcılarından biri haline geliyor.

5-)VERA GORSKI: Doll’un alt fantastik evreninde dans hocası – akıl hocası olarak bellediği Vera, aslında ona üst evrenin de anahtarlarını bahşeden kişi…”İhtiyacın olan bütün silahlara sahipsin.” Mottosu da onun hikayede konumunu açıkça özetliyor. Watchmen’de anne Silk Spectre olarak izlediğimiz, Snyder’ın gediklilerinden biri olmaya aday Carla Gugino, çizgi uyarlamalar konusunda daha öncesinden de Sin City ısınmıştı hatırlayacak olursanız.

6-) BLUE JONES : Aslında hasta bakıcı olan Jones’un inanılmaz yöntemleri var. Doll’un bu yöntemlerden kaçmak için inşaa ettiği alt fantastik evren de ise Jones, kızlar üzerinden para kazanan patron olarak karşımıza çıkıyor ve Doll’un kaçış planının caydırıcı eşiği endamında filmimizin kötü karakteri suretine bürünüyor.

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_tetis_suckerpunch4.jpg
7-) WISE MAN : Aslında kendisinin Doll’ün hiçbir evreninde mevcut bir ismi yok. O, belki de Doll’un mevcut kurgusu dışında da biçili bir rolü olan tek karakter. Yol gösterici ve Gorski’nin ulaşamadığı noktada akıl hocası. Ya da diğer bir tabirle Gorski’nin kıvılcımını, Doll’ün dünyasında harlamayı başaran eşik bekçisi.

8-) H. ROLLER : Hikayeye doğrudan etken bir karakter olduğunu söyleyebilmemiz pek mümkün değil. Doll’un gerçek dünyasında onu doktor suretinde görüyoruz. Doll’un trajik hikayesinin öne çıkması için çok ufak bir rol üstleniyor. Roller’a hayat veren isim ise Mad Men ile yıldızı parlayan Jon Hamm…

9-) ZACK SNYDER : By hayal dünyasının Baby Doll’den ziyade Snyder2ın dünyası olduğunu biliyoruz. Bu sebeple genç yönetmenin oyuncularından rol çalmasına şaşırmamak gerekiyor. Fakat Snyder2ın görsel altyapı ve leziz müzik seçimlerindeki başarısını, metinsel alana da taşıyabildiğini söylemek güç. Bir fantezi fantezisi olarak algılayabileceğimiz Sucker Punch’ın çok karakterli yapısı ve hikayesi elbette altından kolaylıkla kalkılabilecek bir düzeyde değil. Fakat özellikle Watchmen’de bu çok karakterli ve karmaşık hikayelerin üstesinden gelebilmeyi başarmış bir isimden, daha özenli olmasını beklemek, izleyici olarak bizlerin kaprisi olarak da kabul edilmemeli.

10-) SLOW MOTION Ve MOTION PICTURE : Ölülerin Şafağı gibi dinamik bir zombi filmi sonrasında 300 Spartalı ile çizgi uyarlama neferleri arasına katılan Snyder, tam da bu film ile birlikte slow motion’u filmlerinin anlatısı içerisinde bambaşka bir noktaya koydu. Watchmen ve Sucker Punch ile birlikte snyder külliyatında slow motion’ın artık görsel altyapısının iskeletlerinden biri olarak küçümsememek gerekiyor. Diğer taraftan yine 300 Spartalı ile birlikte müzik seçimi ve ses kurgusu konusunda tercihlerini konuşturan Snyder, 60 ve 70’lere saygı duruşu niteliği taşıyan Watchmen’ın müziklerine yakın bir tercihle Sucker Punch’ta da 80’lerin ve 90’ların popüler parçalarının revize edilmiş versiyonlarını hikayesine yedirmeyi başarıyor. Bu durumda görsel ve işitsel tercihler de en az Snyder2ın kendisi kadar oyunculardan rol çalıp bağımsız birer karaktere dönüşebiliyorlar.

 

Son değişiklik Cumartesi, 16 Nisan 2011 19:24
Fatih Yürür

Yazan: Fatih Yürür

E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 280 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »