DÖVÜŞ : Cehennem Melekleri ile birlikte “kaslı adamın karşısına daha kaslısını koyan” maço aksiyon anlayışı yeniden hortlamaya başladı. Hızlı ve Öfkeli 5’de bu furyadan fazlasıyla nasibini alıyor. Tek başına filmin kas kat sayısını sırtlayıp götürebilecek olan Vin Diesel’in karşısına, yine kastan neredeyse yürüyemeyen Dwayne Johnson –nam-ı diğer The Rock- ı koyuyor. Buna rağmen piyasadaki örneklere nazaran “maço aksiyon” ögelerini temiz bir biçimde kullanmasını biliyor yönetmen Justin Lin. Ölümüne uzayacakmış gibi görünen serinin en fazla patlama çatlama barındıran filmi olması, bu ilelebet aksiyon iddiasına yağ sürecektir elbette! Bunun yanı sıra sadece Diesel ve Johnson’ın birbirine savurduğu tekmeleri ve fiskeleri de ağzı açık izleyecek bir “Smackdown” kitlesinin de varlığına yürekten inanıyorum. Eklemeden de edemiyorum, serinin beşinci halkası, emsallerinin pek çoğundan daha iyi yediriyor yumruklarını izleyiciye…
ÇATIŞ : İşte en sıkıcı maço aksiyon maddesi de hali hazırda çatışma sahneleri. Ya da çatışma sahnelerinin formalite icabı filme çivi ile çakılması. Eeee malum mekanımız Rio. Rio varoşlarının bol çatılı arka sokaklarında Yamakasi ekibi gibi damdan dama koşmak dışında yapılabilecek en iyi şey, dar arka sokaklarda çatışmak(!) Halihazırda Rio, son birkaç yıl içinde pek çok yapıma meze olmuşken! Sıcak çatışmalar kuşkusuz ki ekibimize hem hızlı hem de öfkeli olmak için daha fazla sebep sunuyor. Fakat Lin’in sıkıntısı, bütün malzemeyi de filme sıkıştırmak için sarf ettiği çaba. Nasıl mı? Bir taraftan Rio mafyası diğer taraftan C.I.A ile harala gürele münasebeti. Öte yandan aile saadeti, beri tarafın köşe ucundan da dostları bir arada tutma isteği. Dağınık mı? Aslında değil fakat şişirilmiş dediğimde de bana kızmazsınız umarım!
KONUŞ : Filmdeki herkes konuşuyor. Yok yok…Doğru tabir “gereğinden fazla konuşuyor.” Olmalıydı. Karakterlerin büyük bir kısmının da düpedüz ego manyak olduğunu da hesaba katmamız gerekiyor fakat konuşma misyonunu ağırlıklı olarak, Tyrese Gibson’ın car car öttüğü Roman ile Ludaris suretinde hayat bulan Tej üstlenmiş vaziyetteler…Gevezelik müessesesi, her ne kadar homojen olarak yayılmamış olsa da, Diğer 4 fiil ile iştigal olmadıkları sürece bol bol konuşuyor karakterlerimiz. Tabi bu kadar konuşma mevzu bahis olduğunda da filmin kağıt üzerindeki başarı durumu dikkatimizi çekiyor. Daha ziyade ergenlere hitap eden bir film olduğu düşünülürse (hala mı?!) diyaloglar kendisinden beklenmeyecek kadar iyi. Hatta Chris Morgan’ın kalemi bazı bazı yetişkin kitleyi de şaşırtacak kadar iyi işliyor. Bir Pop corn filminden beklenmeyecek bir iki sürpriz varsa o da kağıt üzerinde kondurulmuş zaten filme. Bunun dışında izleyici bir Hızlı ve Öfkeli filminden ne bekliyorsa onu alıyor zaten. Üzerine de biraz Görevimiz Tehlike ile Ocean’s serisinin sosunu boca ettiğiniz vakit, serinin son filminin hem kıvamını hem de tarifini kabaca elde etmiş oluyorsunuz.
YARIŞ : Sokak Yarışı kısmı serinin bu filminde fazla yer işgal etmiyor. Hatta Dominic, Brian, Roman ve Han’ın “adet yerini bulsun” diye, tıraş bıçağı gibi polis otoları ile yaptıkları kısa yarış dışında, serinin çıkış noktası olan “sokak yarışlarına” dair hiçbir emare yok! Fakat neredeyse 20 dakikayı bulan açılış kısmı ile, şehrin bir ucundan diğer ucunu halatlarla sürükledikleri –içi 100 milyon dolar ile tıka basa doldurulmu- kasa ile katlettikleri final sahnesi, aksiyon açlığınızı büyük oranda giderecektir. Özellikle bu iki sahnenin kurgu masasındaki başarısı önem teşkil ediyor.
Bütün bunlarla birlikte Hızlı ve Öfkeli, eklenenlerle, çıkarılanlarla birlikte hala Hızlı ve Öfkeli. Lin’in ellerinden çıkan bu son filmi serinin bir nevi Best Of’u olarak düşünmek hiç de yanlış değil. Fakat film hala mantıksız, hala maço ve hala fantastik. Diğer taraftan, beşinci halkasına kadar yoluna devam etmiş olan bir seriden, bunlardan arınmasını beklemek de yanlış. Ya böyle kabul edin, ya da uzak durun…İyi seyirler!