2-) DOĞRU YÖNETMEN DOĞRU FİLM : Rivayete göre, Rupert Wyatt’ın projeye seçilmesinin en önemli sebeplerinden biri The Escapist’in bir kısmı ile Maymunlar Gezegeni’nin pararelliğiymiş. Büyük bir kısmının “kaçış” üzerine kurulu olduğu düşünülecek olursa yerinde bir tercih bu! Wyatt, Hollywood için yeni bir isim fakat belki de bundan sonraki elini blockbuster çamuruna bulayacak pek çok yönetmen için ders niteliğinde bir film ile çıkıyor karşımıza. Türün belli başlı klişelerinden uzaklaşmayı da başarabiliyor üstelik.
3-) TEMMUZ REHAVETİNDEN SIYRILIŞ : Sinemaseverler için en sıkıntılı ay hiç kuşkusuz Temmuz…Coğrafyamız gibi sinema salonlarımız da büyük bir kuraklığın içine düşüyor. Bir de ardından gelecek olan yaz blockbusterlarının hayal kırıklığımızı katlayacağı şüphesi de ayrı bir paranoya yaratıyor. Neyse ki Maymunlar Gezegeni : Başlangıç, bu kuraklık üzerine birkaç bardak soğuk su ekebilecek ebatta bir süper prodiksiyon olarak dikiliyor karşımıza!
4-) CGI, PLASTİK MAKYAJI DÖVEDEBİLİR! : Uzun bir süre yapımcıların kafasını kurcalayan konu hiç kuşkusuz buydu. Eğer plastik makyajın altına girecek olsalardı, hem serinin geleneksel duruşuna herhangi bir şey eklememiş olacaklardı hem de her halükarda aksiyon sahnelerinde CGI teknolojisine baş vurulacağı için görsel müdahaleler kendisini belli edecekti. Neyse ki WETA imdada yetişti ve daha önce Yüzüklerin Efendisi’nde Gollum ve sonrasında King Kong için uygulanan performans yakalama tekniğini bir aşama daha ileri götürerek, yeni filmin ana karakteri olan Sezar’a uygulamayı başardılar. Eleştiriler bu tercihlerinde yanılmadıklarının açık bir kanıtı!
5-) ANDY SERKİS FAKTÖRÜ : Genel anlamda iyi kotarılmış bir kadroya sahip olsa da, Sezar’ın etrafında gelişen hikayeden kelli karakterlerin büyük bir kısmı geri planda kalıyor ister istemez. Buna rağmen Wyatt mümkün mertebe her bir karakterin içini makul olanda doldurmasını bilmiş. Fakat Sezar’ın sırtlayıp götüreceği bir hikayede, özellikle ifadenin çok kritik önemi bulunuyor. Bu noktada da, performans yakalama konusunda kıdemli olan Andy Serkis devreye giriyor. Sırf daha önce King kong’a da performans yakalama tekniği ile hayat verdiği için “kendini tekrar ettiği” gerekçesi ile eleştirilen Serkis; Gollum ile birlikte belki de sinema tarihinin en etkileyici CGI karakterlerinden biri olarak anılabilecek Sezar’a da şapka çıkartılacak biçimde hayat vermiş.
6-) GÖRSEL İŞÇİLİK : Serinin son halkasının maharetleri sadece CGI ile de sınırlı değil. Görüntü yönetmeni Andrew Lesnie’nin de maharetlerini göz ardı etmek pek de mümkün olmuyor. Sonuçta bir tarafından dört başı mamur bir kaçış öyküsü olsa da, asıl gücünü epik yanından alıyor film. Leslie’nin dokunuşları da bu epik fantezi ile dirsek temasında olan filmi daha lezzetli kılıyor. Özellikle finaldeki köprü sahnesinin, filmin illüzyon yanına oldukça ivme kazandırdığını söylemeden geçmek olmaz!
7-) BAŞLI BAŞINA SEZAR : Bütün metinsel ve görsel başarının taçlandığı asıl mesele ana karakter Sezar’ın işleniş biçimi. Bir anlamda onun da Gladyatör’deki Maksimus’tan hiçbir farkı yok! Öyle ki, bir serinin kökenine, karakter odaklı inmeye soyunan Wyatt ve ekibinin, böyle bir yükün altından kalkabilmesini sağlayacak kadar etkileyici bir karakter Sezar. Her şey nihayete erdiği zaman ister istemez kendisine hak vereceğiniz ve mücadelesini haklı bulacağınız bir karakter aynı zamanda…
SÖZÜN ÖZÜ : Doktor Will Rodman, alzheimer’a bir gecede nasıl tedavi buldu, maymunlar bu kadar hızlı nasıl bilinçlendi ve emsali sorulara cevap aramaya yeltenmezseniz, Maymunlar Gezegeni : Başlangıç’ı belki de epik fantezi listenizde en üst sıralara yerleştirebilirsiniz…Laf aramızda, bunu hak ettiğini söylemekle de pek yanlış kelam etmiş olmayız! Daha fazla sorunun cevabını ise şimdilik devam filmine bırakalım…