SineMasal
Bir festivalin adının başına ‘uluslararası’ ifadesi gelince üstlendiği sorumluluk da içeriğindeki ağırlık da birkaç kat artıyor sanki. İstanbul Film Festivali’de uluslar arası ifadesinin altını doldurabilmek için kuruluşundan bu yana büyük çaba gösteriyor. Fakat çabalar büyük olmasına karşın, galiba dünya festivali olmak konusunda biraz daha ayrıntılara önem vermek gerekiyor. Festivalin yalnızca dünyanın dört bir yanından kaliteli filmler gösteren bir aktivite olmadığını, yan etkinliklere çok daha fazla yer verilmesi gerektiği kanısındayım.
Yayınlandığı yer
SineMasal
Yayınlandığı yer
SineMasal
Romanya Sineması geçmişiyle ve bugünüyle yüzleşmeye devam ediyor. Hatta ülkemize uğrayan filmlerinin ortak özelliği bu yüzleşme ve eleştiri meselesini ortak paydaları haline getirmeleri diyebiliriz. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen, Calin Peter Netzer’in yönettiği Şeref Madalyası filmi de, 2.Dünya Savaşı’nda yer almış olan 75 yaşındaki Ion karakterinin trajedisi üzerinden, ülkenin içinde bulunduğu duruma yerli yerince ve sakin göndermelerde bulunan bir yapım.
Yayınlandığı yer
SineMasal
Festival filmlerini anlatım yapıları, üslupları, içerikleri, genel geçer olandan farklılıkları gibi unsurları haricinde, karakterlerinin kendilerine has tavırlarıyla da ayrı bir tabloda değerlendirmek gerekir herhalde. Karakterlerin yalnızca ilginçlikleri veya absürde varan halleri değil, derinlikli çizimleri ve birbirleriyle uyumları da onları öne çıkartan faktörler olmakta.
Yayınlandığı yer
SineMasal
Yayınlandığı yer
SineMasal
Multithumb found errors on this page:
There was a problem loading image /home/asmodeus/public_html/portal/../eski/images/stories/news/abidin3/romeo346.jpg
There was a problem loading image /home/asmodeus/public_html/portal/../eski/images/stories/news/abidin3/romeo346.jpg
Yaklaşık dört yüz yıldır pek çok farklı dile çevrildi bu sözcükler. Yaklaşık dört yüz yıldır zavallı Romeo'nun dilinden pek çok 'aşık'ın ruhundaki aynı cümleler günyüzüne çıkıyor.
"Ey kavgacı sevgi, sevilen öfke!
Ey hiçten yaratılan şeyden öte!
Ağır hafiflik, ağırbaşlı uçarı!
Uyumlu şekillerin, biçimsiz karmaşası
Kurşundan tüy, parlayan duman havada,
soğuk ateş, turp gibi hasta ayakta!
Uyanık kalan uyku, her neyse öyle olmayan
Hissettiğim aşk, içinde aşk barındırmayan..."*
Yayınlandığı yer
SineMasal
Geçtiğimiz kasım ayında Los Angeles’ta Güney Kaliforniya Üniversitesi’nin bir konferans salonunda, Peter Broderick adında bir film danışmanı, bir devrimin fitilini ateşledi. Broderick film yapımcılarına pazarda kendilerine yer bulabilmeleri için duygusal ve ekonomik anlamda yol gösteren bir kişi. Bağımsız sinemacılar için bir bağımsızlık bildirgesi kaleme almış. Broderick film distribüsyonu yani film dağıtımcılığı dünyasını eski ve yeni olarak ikiye ayırıyor.
Yayınlandığı yer
SineMasal
Sanatçı’nın yaptığı şey karmaşıklığı basitleştirerek ya da basitliği karmaşıklaştırarak estetik bir ürün ortaya koymasıdır. Zaten karmakarışık bir dünyada yaşadığımızı varsayarsak karmaşık olay ve fikirleri yalınlaştırabilen bir zihin sanatsal yaratımlar yapmaya en elverişli zihindir. Peki gerçekten karmakarışık bir dünyada mı yaşıyoruz? Bu sorunun cevabını verebilmek için yaşam tarzımızı, çok değil bir kaç yüz yıl önce yaşayan atalarımızın yaşam tarzıyla kıyaslamamız yeterli olacaktır. Basit bir gözlem yaparak tezimizin gerçekliğini araştıralım:
Yayınlandığı yer
SineMasal
Online Üyeler »
0 Kullanıcı
ve 486 Misafir
Çevrimiçi
