Tesadüfler, ya da gâvur ilindeki adıyla ‘I heart Huckabees’i izlememe engel olan şey, filmin daha başında beynimin ortasından vurulmuşa dönmem oldu. Ödünç bir ceketin cebinde bulduğu bir kartla hayatı değişen Albert’ın (Jason Schwartzman) ‘ruhani’ yolculuğuna tanık olduğumuz filmde, Albert cebinde kartını bulduğu ‘varoluş dedektiflerine’ yaşadığı bir tesadüfü açıklamaları için gidiyor. Daha tanışmada gemleri azıya alıyor dedektiflerimiz..
Albert soruyor, Bayan Jaffe’ye (Lily Tomlin), “Bana evreni açıklamalısınız, şu büyük olanı. Yaptığım şeylere devam edebilir miyim, yoksa durumum umutsuz mu?”
Ve Bayan Jaffe, Albert’ı uyarıyor:
“Burada gerçeği bilmek isteyen bir sürü insan gördük Bay Markovsky. Her şeyi eşleştirmek isterler ama bu sürpriz dolu ve acılı bir süreç olabilir. Bu dünyanın üzerindeki örtüyü kaldırabilir. Bu nedenle birçok insan olayların yüzeyinde kalmayı tercih eder. Belki eve gidip iyi bir uyku çekmelisiniz.”
'Uyku çekmek'... Çok iyi fikir!
Başı ağrıyan ortalama bir Kaan ne yapar?
a) Ağrı kesici alır
b) Ağlar
c) Kafasına sıkar
ç) Ağrının geçmesini bekler
d) Neden başının ağrıdığını düşünür
e) Aslında baş ağrısı yok
f) Aslında Kaan da yok
Hadi gidip uyuyalım…
Buddha’nın uyanışıyla küçük bir bağlantı kurmamak mümkün değil bu noktada. Buddha, uyanışına, dünyanın mükemmel olmadığını anladığında adım attı. Bu dünyanın acıyla sarsıldığını görmesi için sadece 3 örnek yetti üstelik…
Kafasına fosfor bombası atılan, annesinin kollarından fırlayıp, bir askerle, suçu yalnızca o topraklarda doğmak olan bir adamın arasında kaldığı için öldürülen çocukları görseydi ne yapardı kimbilir?…
Hadi gidip uyuyalım...
Tam da bunları düşünürken, Bayan Jaffe, kahramanımız Albert’i, ‘eşi ve meslektaşı’ Bay Jaffe’ın (Dustin Hoffman) ofisine sokar. Bay Jaffe, hiç bekletmeden verir öğretiyi:
-Tamam başlayalım hadi. Bu battaniyenin, her şeyi ve evrendeki enerjiyi simgelediğini düşün. Tamam mı? Sen, ben, her şey. Hiçbir şey bunun dışında değil anlaşıldı mı? Bütün parçalar, her şey…
-Battaniyenin dışında ne var?
-Daha fazla battaniye… Olay da bu.
-Yani çarşaf her şeydir?
-Kesinlikle. Bu her şeydir tamam mı. Diyelim ki, (çarşafın altından sol elini gösterir) bu benim, 60 küsur yaşındayım, gri bir takım giyiyorum ve saire… (Sağ elini yine çarşafın altından gösterir) bu sensin, 21 yaşında falansın, siyah saçlı ve saire… (Sol elini bu defa çarşafın başka bir yerinden gösterir) Bu da Vivian, karım ve meslektaşım. (Sürekli ellerini çarşafın altında farklı yerlerden göstererek sıralamaya başlar) Bu Eifel Kulesi, burası Paris, Bu bir savaş, bu bir müze, bu bir salgın hastalık, bu bir orgazm, bu da bir hamburger…
-Her şey farklı görünmesine rağmen, aynı…
-Kesinlikle. Her gün kullandığımız zihnimiz ise bunu unutur ve her şeyin sınırlı olduğunu düşünmeye başlarız. Ben buradayım, sen şuradasın gibi… Bu doğru. Ama tamamiyle değil. Çünkü hepimiz birbirimize bağlıyız.(Battaniyeyi gösterir) Çünkü birbirimize bağlıyız.
Şimdi, günlük koşuşturmacanın içinde, battaniyenin gerçekliğini görmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Uykusu olan?
Peki kafasına bombayı yiyen kim bu durumda? Bombayı atan kim bilin bakalım? Başkası mı? Kötü adamlar? Bizi ‘hiçbir neden yokken’ terk eden eski sevgililerimiz? Camiden ayakkabılarımızı yürüten aşağılık hırsızlar?
Bir dilenciye neden para verir insan? Onu düşündüğünden, ona acıdığından mı? Yoksa günün birinde onun yerinde olma ihtimaline karşı umut mu satın alır ondan? Yolda yürüyen o kızı hatırlamak kolayken, dün karşılaştığımız evsizi hatırlamak neden zor peki?
Uyku?!..
Bombanın atıldığı ile atan nasıl aynıdır? Siyahla beyaz kadar farklılar oysa…
Siyahla beyaz ne kadar farklı peki?
(Fark: Bir kimse veya nesnenin bir başkasıyla karıştırılmamasını sağlayan ayrılık, benzer şeyleri birbirinden ayıran özellik, başkalık, ayrım, nüans)
Uyhk… zZZzZzzzzZzzZZzZzzzZZzzzZ
BATTANİYEYİ UNUTMA!
|
Bu yazı yazılırken dinlenenler: Madcon - Beggin' / Beggin |
