Uzun zamandır, belki de haddinden fazla bir gizem perdesinin ardından yaratım sürecinde bulunan bu yeni 'hediye', gösterimine dört aydan kısa bir süre kala en sonunda yüzünü pencereden hafifçe çıkarıverdi. Yaratıcısı, yönetmeni, hatta her bir şeyi(!) diyebileceğimiz Cameron uzun yılllardan sonra sinema dünyasına yine kendinden beklenecek şekilde; kocaman bir hengameyle ve sert adımlarla geliyor. Projesi hakkındaki ilk resmi duyurusundan sonra sinema severlerin tek öğrenebildiği şey, filmin adı (AVATAR), müthiş bir görselliğe sahip olacağı, tarihin belki de en yüksek bütçeli yapımı olarak vizyona gireceği, Cameron'ın yepyeni bir Dünya, yepyeni kültürler, diller, ırklar, canlılar.... kısacası sıfırdan yeni bir Evren kurduğu ve bunu en son teknolojik imkanlarla gerçekleştirdiğiydi. Ne bir görsel, ne bir hikaye, ne de işe yarayacak bir ipucu. Kusursuz bir pazarlama dehasının ürünü gibi gözüken bu gizem, hem yaratacağı (ki çoktan yarattı bile!) infial ile gişeyi garantileyecek, hem de yıllar sonra kamera arkasına geçen Cameron'ın yeni eserini belki de film vizyona bile girmeden kült statüsüne taşıyacaktı .. ki neredeyse bunu da başarmak üzere!
Henüz ortada tek bir film içi görsel, tek bir kare, kısacık bir teaser trailer, ... neredeyse hiçbir şey yokken, çok büyük bir kitle arasında merakla beklenmeye başlayan ve hatta Dünya Avatar Günü, diye özel bir gün icad edilen(!) bir proje bu.
Ve günler birbirini kovalayıp da, gösterime sayılı zaman kala filme ait tek bir kare sanal aleme sızmışken, James Cameron'dan büyük bir haber geldi! "Ey faniler! Dünya çapında, sınırlı sayıda sinemada, sınırlı sayıda kişi, yeni yüzyılın bu sinema devrimini yaratacak denen filminden seçilmiş özel sahneleri üç boyutlu olarak izleme şansına erişecek!"
Biz de Titanic öncesi filmografisinin hatrına kendisini kıramadık, seçilmiş basın kişileri(!) olarak ön-izleme 'ritüeline' katıldık.
Bu çok uzun giriş kısmını hemen geride bırakıyor ve biz "özel" insanlara lütfedilen 3 boyutlu 16 dakika'yı sizlere aktarmaya başlıyorum.
*16 dakika süren ön-izleme, Cameron'ı üç boyutlu olarak beyazperdeye taşıyor, kendisine yeni projesini kısacık bir süreçte anlattırıp, izleyicisini Yeni Dünya'ya taşıyor.
*Günümüzden çok uzak bir zamanda, başka bir gezegende öldürülmeleri çok çok zor olan insan benzeri bir ırk ile (her nedense) savaşacak bir askeri birliği, komutanlarından brifing dinlerken görüyoruz. Konuşmanın sonuna doğru ise Terminator 4 'de oyunculuğu ile Christian Bale'i ezip geçen, kötürüm asker Sam Worthington sahneye adım atıyor.
CUT!
*Alien-sever aktirst Sigourney Weaver, kötürüm askeri Avatar'ına* dönüştürecek olan mekanizmaya bağlıyor.
CUT!
*Askerimiz, seyircinin hafif şaşkınlığı ve meraklı bakışları ile yeni bedeninde, savaşmaları gereken Irk'ın bir üyesi olarak uyanıyor. Uygulanmış olan CGI efekti 'muazzam'.
CUT!
*Askerimiz, tahminen kendisi gibi Avatar'laşan diğer iş arkadaşları ile birlikte, o yabancı Dünya'nın vahşi cangıllarında, Cameron'ın yaratısı olan vahşi habitatla tanışıyor. Tamamıyla görsel efekt işi olduğu belli olan her bir canlı, dokunabileceğiniz kadar gerçek. Ve hayır! Bu üç boyutlu gösterimin değil, görsel efekt ekibinin, sanat departmanının ve tabii Cameron'ın marifeti!
CUT!
*Kısa ancak adrenalin dolu bir kovalamaca. Asker kaç, canavar kovala, seyirci... hayran kal! Ne Cameron'ın kamerayı nasıl kullanacağı konusunda ki olgunluğu, ne efektlerin gücü, ne de başka birşey! Tek bir sebep var; perde de gördüğünüz her canlı varlık gerçekten yaşıyor! İfadeler, vücutlarının verdiği istem dışı tepkiler, bakışları, hatta kovalamaca esnasında avcı rolündeki yaratık. Her bir hareketi ile ben yaşıyorum diye yüzünüze haykırıyor.
Bu gerçekçiliği destekleyen en büyük etmenlerden biri de, sıfırdan yaratılan ve içinde koşarak girmek isteyeceğiniz yabancı-Doğa!
CUT!
*Askerlerimizin bedenen taklit ettikleri, yabancı gezegenin yerli halkı ile tanışma! Şapşal askerimiz ölümle burun burunadır ve dişi - yerli hayatını kurtarır, kendi Dünya'sından bir hayatı söndürmek pahasına!
CUT!
*Kahramanımız bir şekilde gezegenin yerli ırkının arasına karışmış, ritüellerini öğrenmiş, belki de onlardan biri olmasını sağlayacak son töreni yapıyor. Ruhen birbirlerine bağlanacakları kanatlı bir yaratığı dize getirip, manevi yolculuğunun ilk adımını tamamlamak! Arka plandaki inanılmaz yabancı-Doğa, kanatlıların ürküten gerçeklikleri, adrenalin...
CUT!
*Ardı ardına gelen spot sahneler! Büyük bir savaş, devasa uçan gemileri, savaş uçakları ile gelen İnsanlar ve onlara karşı savaşan Habitat! Büyük patlamalar, inanılmaz alan derinliğine sahip gökyüzü manzaraları, kıyım, korku ... tek bir öpücük ve Sahne!
Bu derece büyük bir pazarlamayla, hem de tüm Dünya çapında savaş davulları çalarak gelen, Sinema için yeni bir çağ başlatacak dedikodularının yayılmasına sebep olan, hatta kendine ait özel bir gün ilan edilmiş bir film var karışımızda. Görsel gücüyle de, teknolojik açıdan devrim yaratacak denen arka planıyla da, hikayesi, karakterleri, tarihi, doğası, canlıları, herşeyi ile sıfırdan yaratıldığı söylenen Evren'i ile de ayaklarını yere vura vura gelen bir 'şey' var kapımızın eşiğinde.
Sinema'yı ve James Cameron'ı sevenlerin aklında ise belki de tek bir soru: Terminator gibi kendi janrını yaratacak ve bu şanını hak edecek bir 'şey' mi geliyor, yoksa son dönem Hollywood'unun çırpınışlarından birinin süslenip, makyajlanmış hali mi?
Şimdilik işaretler ve ümitler ilk seçenekten yana gibi.
Cevabı ise 18 Aralık 2009'da.
*Avatar: Mitoloji'ye göre Tanrı'lar, yeryüzüne, insanların arasına inecekleri zaman kendilerine bir beden yaratır,tayin ederlerdi ve bu bedenle dolaşırlardı. Avatar adı ise bu gizli kimlik - bedenlere verilen isimdi.
Filmin fragmanı için buraya tıklayınız...