Uzun Metraj

Ülkeyi Düşmandan Biz Kurtardık Ey Ahali!

Oy ver
(0 oy)

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_serefmadalyasi5.jpg

Romanya Sineması geçmişiyle ve bugünüyle yüzleşmeye devam ediyor. Hatta ülkemize uğrayan filmlerinin ortak özelliği bu yüzleşme ve eleştiri meselesini ortak paydaları haline getirmeleri diyebiliriz. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen, Calin Peter Netzer’in yönettiği Şeref Madalyası filmi de, 2.Dünya Savaşı’nda yer almış olan 75 yaşındaki Ion karakterinin trajedisi üzerinden, ülkenin içinde bulunduğu duruma yerli yerince ve sakin göndermelerde bulunan bir yapım.

Ion, kendisine devlet tarafından gönderilen şeref madalyası karşısında şaşkınlık yanında bir belirsizlikte yaşar çünkü kendisine neden madalya verildiğini hatırlamamaktadır. Bunun üzerine sadece bir metal parçası ya da formalite olarak görülebilecek bir madalyanın, bir karakterin psikolojisi üzerindeki derin etkileri yanında, bir ülkenin bürokratik sistemiyle aralarındaki paralellikler anlatılmaya başlanıyor. Emekli olan Ion ve eşinin arası politik sebepler yüzünden ülkeden kaçıp, Kanada’ya yerleşen oğulları yüzünden açılmış, uzun süredir karısı Ion’la konuşmayı dahi reddetmektedir. Aynı şekilde annesiyle konuşan oğlu, babasına tümüyle sırt çevirmiştir. Hal böyle olunca, madalya Ion için hayatında kaybettiklerini yeniden kazanmak için bir fırsata dönüşebilecekken, madalyanın nasıl verildiği üzerindeki belirsizlik iki aşamalı bir duygu yaratır Ion’da.

İlk olarak belirsizliğin hakim olduğu hantal bürokrasisiyle insanı canından bezdiren ülkesinin güven duyulmaz, puslu ortamında, bir madalyanın geldiği yeri ve veriliş sebebini sorgulamak, öncelikli olarak bir vatandaşın kendisini güvence altına almasının ilk adımıdır. Yönetmen burada ilk eleştirisini gereksiz prosedürleriyle vatandaşın isteklerini daha da uzatan hantal devlet bürokrasisine ve kaos ortamını andıran ülkesinin genel atmosferine getiriyor. Aynı şekilde merkezi ısıtmaya sahip evlerinde arıza yapan kaloriferlerinin bir türlü tamir edilmeyişi de, aynı yavaşlığın ve umursamazlığın bir uzantısı. İkinci aşamadaysa madalya Ion için hayatındaki prestiji tekrar kazanma, ailesinin ve etrafındakilerin gözünde kaybettiği değere yeniden kavuşmak için bir fırsata dönüşüyor. Hem belirtilen sebeplerle hem de 75 yaşında, emekli ve hayatı durağan akmaya başlayan bir adamın yaşamına getireceği renklilik açısından önem kazanıyor madalya. Sonrasında Ion madalyanın esiri olmaktan çok, onu bileğinin hakkıyla ve ülkesini kahramanca savunarak kazandığına kendisini ikna edebilmek amacıyla üstün bir gayret gösteriyor. Artık hayatları bambaşka ve savaştan çok uzaklara dağılmış askerlik arkadaşlarıyla karşılaştığında, savaşın hayatlardaki öneminden çok önemsizliğine, hafızalarda olumlu manada yer edemediğine vurgu yapılıyor. Aslında devletlerin empoze etmeye çalıştığı kahramanlık öykülerinin ve yakıştırılan göstermelik sıfatların zaman karşısında tutunamayışlarını, bilinçlerdeki yerlerini sert bir biçimde yitirdiklerini, daha da acısı uğruna savaşılan nesillerin gözünde giderek anlamını yitirdiğini vurgulamak istiyor.
b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_seref43.jpg

Bunu da tüm sert gerçekçiliğiyle yüzlerimize tokat misali indiren finaliyle yapıyor yönetmen: Hayatını yeniden kazanmanın yolu, ailesiyle arasındaki buzları eritmenin yolu, oğlu gözünde kahraman boyutuna yükselmenin yolu olarak adlandırabileceğimiz madalya hem kimse tarafından önemle karşılanmıyor hem de torununun bir çırpıda yerinden sökebileceği denli ulaşılabilir, değeri anlaşılamayan bir seviyeye indirgeniyor. Geriye Ion’un en değer verdiği kahramanlık madalyasının nasıl bu kadar kolay alaşağı edilebildiğini, hiçbir şeye etki edemediğini gözlemleyen acı dolu gözleri kalıyor.  Madalyanın genel olarak önemsenmemesi haricinde bazı anlarda halkın gözdesi olduğuna şahit oluyoruz: Devlet başkanının verdiği davete giderken, apartman sakinlerinin Ion’a apartmanın bazı emlak işleri ve ısınma sorunlarıyla ilgili başkana ricada bulunma görevi vermeleri gibi. Ve tabi ki işlemlerin hızla hallolmasıyla devlet kanadında bürokrasinin hangi yollarla hızlanıp, ne zaman vatandaşın önünde karabasan gibi belirdiğinin ayırdına da rahatlıkla varabiliyoruz.

Yönetmen Netzer hem karakterlerinin yaşlarına hem de ülkesindeki bürokrasinin ağırlığına vurgu yaparmışçasına başvurduğu dingin ve plan sekanslara ağırlık veren anlatımı çok yerinde bir tercih olarak göze çarpıyor. Hem mekan kullanımındaki sıkışmışlık ve yalnızlık halini hem de Ion’un devlet daireleri içerisindeki çaresizliğini ve yalnızlığını öne çıkartmak amaçlı mizansen ve açı tercihleri, biçim ve içeriğin uyuşumunu gösterdiği gibi, filmin her karesi üzerinde özenle çalışıldığı etkisini de seyirciye geçirmeyi başarabiliyor. Canlılıktan eser kalmamış, pastel ve puslu görüntülerin hakim olduğu görüntüler, Romanya dahil çoğu Balkan ülkesinin günlük yaşamının gerçekçiliğinin hüzünlü ve ağır aksak renklerini birebir yansıtmaktan öte de anlamlar ifade edebiliyor, ne yazık ki tüm anlamlar içinde puslu bir karamsarlık taşımak kaderinden kurtulamıyorlar sanki.
b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_seref654.jpg

Murat Ata

Yazan: Murat Ata

E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 255 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »