Aşk Tutulması; Bir Kere Tuttun mu Bir Daha Bırakamazsın! PDF Yazdır E-posta
Sinema | SineMasal

Tarih: Çarşamba, 08 Nisan 2009 16:21
  
AddThis

ImageHer ne kadar film delisi olmasam da öyle anlar geliyor ki hiç farkında olmadan filmin içinde buluyorum kendimi. Ve yine her ne kadar filmler hakkında yazı kaleme almasam da bu sefer kendimi tutamayacağım.

Aşk’ın, yüzyıllardır insanoğlunun başına gelebilecek olan “en güzel” –şey!- olduğuna inanıyorum. Ve insanoğlu aşkı için nice şeylerden vazgeçmeyi bilen bir âşık-tır. “Aşk Tutulması” isimli bir süre önce vizyona giren Türk filminde de böyle.
Bir yanda hayattaki en büyük aşkı Fenerbahçe olan Uğur, öteki yanda duygusallığın sınırlarını gelgitlerle zorlayan “saf aşkı” arayan Pınar… Aşk Tutulması’nın ana karakterleri.
Filmin içerisinde birçok anlatılmaya değer sahne ve konuşma olmasına rağmen ben bu filmdeki “ruh”ları anlatmak istiyorum.
Her şey bir kazayla başlar. İlaç Mümessili olarak çalışan Uğur araba kullanırken yakın arkadaşı (takımdaşı) … telefon açar ve yazdığı marşı okumaya başlar. Tam bu esnada yanan kırmızı ışığı görmez ve önceki arabaya vurur. Araba Pınar’ın arabasıdır ve Pınar arabadan inerek Uğur’un yanına gelir. Uğur Pınar’ı gördüğü gibi dünyayla ilişkisini keser. Pınar’ın güzelliği her şeyi aklından almıştır. Uğur kendine gelip gerçek dünyayla arasındaki bağları tam düzeltecek olduğu sırada polisler gelir, raporlar tutulur ve Pınar çeker gider.
Uğur’un aklı Pınar’dadır ve Pınar’ın da Amerika’ya giden sevgilisi vardır.
İkinci buluşma, eczanede olur. Pınar, astım hastasıdır. İlaç almak üzere girdiği eczanede Uğur’la karşılaşır. Bu karşılaşmadaki tavrı da kaza günü olduğu gibi “sert”tir. Bu esnada eczacıya ilacın ismini söyler ve söylediği gibi Uğur, farklı bir ilacı tavsiye eder. Nitekim eczacı da Pınar’ın istediği ilacın bittiği bahanesiyle Uğur’un tavsiye ettiği ilacı verir.
Uğur, tamamen tutulmuştur. Pınar’ın Amerika’daki sevgilisi ayrılık mektubu…
Bütün bunlar olup biterken, Uğur’un annesi Latife hanımın katıldığı “güne” Pınar’ın annesi Makbule hanım da dahil olur. Tanışırlar, kaynaşırlar… Tabii arada çöpçatanlık faaliyetleri başlar bir an da. Okunmuş şeker bile yaptırılır. Nitekim şekeri Pınar yerine Uğur yemektedir. (Makbule hanım kızı Pınar’ın 27 yaşında ve evlenmediğini, Latife hanımda Uğur’un 30 yaşında olduğunu söyler, planlar yapılır.)
Makbule Hanım, Pınar’a evlenmesi konusunda sürekli baskı yapmaktadır ve Pınar da bu baskılardan fena halde bunalmıştır. Yine bir buhranın ardından, bunalan kızına yarın çarşıya çıkmaları konusunu açar ve Pınar’da kabul eder. Aynı saatlerde Latife Hanım da Uğur’a çarşıya çıkma fikrini söyler.
Üçüncü buluşma tam planlandığı şekilde başlar, fakat sonu istek dışıdır. Pınar, sahilde çay bahçesinde Uğur’u görünce bir anda köpürür. Herkes bir bahane uydurup masadan ayrılır. Sonrası malum sahne; artık başbaşadırlar. Herkes ikilinin tanışıp konuşmalarını beklerken, Pınar bu olanların Uğur tarafından organize edildiğini düşünür. Oysaki Uğur’un hiçbir şeyden haberi yoktur. Bu da fiyaskoyla sonuçlanır.
Buzların erimesi bir sonraki karşılaşmadadır.
Pınar’ın patronu Burç Bey Pınar’ı Amerikalılarla iş yemeği yenecek bahanesiyle yemeğe çağırır. Pınar mekâna geldiğinde karşısında Uğur’u kadeh silerken görünce çok şaşırır. (Uğur’un kardeşi dershaneye başladığından evin yükü artmış ve Uğur’da akşamları ek iş olarak garsonluk yapmaya başlamıştır.) Pınar masaya oturur ve kısa bir süre sonra da Burç Bey’in neler planladığını anlar. İstifasını verip koşarak mekândan ayrılır. Mekândan ayrılmasıyla birlikte Uğur’da peşinden gider. Pınar, astım krizi geçirmektedir ve nefes alamamaktadır. Uğur hemen onu alır ve tanığı bir eczacıya götürüp gerekli ilaçları alır. Bu hareket, Pınar’ın hoşuna gitmiştir. Her şey normale döndüğünde Pınar Uğur’u işyerine bırakır ve Uğur’da Burç Bey’le tartışmaya girer. Sonuç olarak işten çıkarılır.
Uğur, aradığı aşk’ı bulmanın ama O’na bir türlü ulaşamamanın burukluğunu her dem hissetmektedir. Pınar’da aradığı aşk’ı bulmuştur ama farkında değildir.
Pınar, kafasını dinlemek için yazlığa kapanır ama mümkün değildir. Uğur, Pınar’ın yazlıkta olduğunu öğrenir ve soluğu orada alır. Pınar, esneyerek güne merhaba derken karşısında Uğur’u görünce yeni bir şok daha yaşamaktadır. Uğur’un “Buralarda bildiğin iyi bir restaurant var mı?” sorusuna gülerek cevap vermekten kendini alamaz.
Bu esna da Burç Bey’de planlar yapmaktadır.
Pınarla Uğur birlikte yemek yerlerken, Uğur içkinin de etkisiyle iyice kendinden geçmiştir ve içinde sakladıklarını çaktırmadan dışarı çıkarmaktadır. Pınar’da yavaş yavaş hoşlanmaya başlamıştır. Ve bir anda kendilerini sahilde Ay’ı seyrederken bulurlar.
Halatlarda burada kopmaktadır.

Aşk Tutulması filminin sahil sahnesini izle



Pınar:
- Bazen kendimi koskoca evrende o kadar değersiz hissediyorum ki…
Uğur:
- Neden?
Pınar:
- Sanki yokolup gitsem hiçbir şey değişmezmiş gibi geliyor.
Bomba patlar!
Uğur:
- Ben bir yerde okumuştum: Her insan bir dünyadır yazıyordu. Yıldızlar ve onun yörüngesinde dönüp duran gezegenler. Hepsi birbirinin etkisindeler. Hepsi birbirine bağlı bir zincir gibi… İnsanlar da böyleymiş aslında; bazıları yıldız; tıpkı güneş gibi… Bazıları da gezegen; dünya gibi… Eğer ben bir dünya taşıyorsam yüreğimde, sende benim için bir yıldızsın. Ve eğer sen kayıp gidersen; benim dünyamda yok olur. O yüzden Pınar, sen çok değerlisin.
Pınar bu sözlerin üzerine nefes alamaz. Soluğu kesilir. Hiçbir söz söylemeden elini kaldırır öylece ve Uğur’da o eli sıkıca tutar.
Pınar’ın yüzü güler, tıpkı kapalı gözlerinin içinin güldüğü gibi. Saf aşk, bulunması en zor olandır. Riyadan uzak, sadece ruhların sevişmesi demektir. Ruhlar sevişir ilk önce, ardından yıldızlar geceyle, güneş toprakla... Hiçbir çıkar beklemeden, sadece “aşk” içindir bütün yapılanlar. Aşk’ın gölgesinde huzurla nefes alıp vermek gibidir; Aşk’la birlikte içe çekilen naif bir hava gibidir; saklanan, tadılan, yaşatılan…
Artık günler, okula yeni başlayan çocukların utangaçlık maskesini attıkları, kendi oldukları şen-likler gibidir. Her yeni gün, sevginin sarsılmaz düğümlerinin atıldığı heyecanın zirve noktasıdır. En umulmadık anlarda karşısına çıkan zorlukları da “bağlılığın” düğümlerinde bulunan “ruhla” savar.
Filmin sonunu sizlere bırakıyorum. Umarım izler ve beğenirsiniz ‘Aşk Tutulması’nı…
 

 

Yorum yazabilmek için sitemize üye olmanız gerekmektedir..
Hemen üye olun!


Yasal Uyarı
Kültür Sanat sitemiz 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na uygun olarak yayın yapmaktadır.
Sitemizde yayınlanan haber ve videolar, eğer sitemizin kendine aitse, sitemiz kaynak gösterilmek veya ilgili sayfamıza link verilmek koşuluyla yayınlanabilir.
Aksi durumlarda art niyetli kişi ve/veya kuruluşlar ile ilgili her türlü yasal haklarımız saklıdır..


UzunMetrajTV | Sosyal Ağ | Sinemetraj | Üyelik Sözleşmesi ve Gizlilik Politikası | İletişim