İNAT... |
| Çarşamba, 22 Ekim 2008 | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
|
Japon şef ise bu tablonun ortasında otomatiğe bağlamış oyuncak gibi ‘Beyler ayakkabılarınızı çıkarır mısınız lütfen? cümlesini yineleyip duruyor. O an milli duyguları kabaran elemanlar, tuvalete sürükledikleri şefi Allah yarattı demeden, o da bir insan evladıdır şeklinde düşünmeden giriyorlar... Üzerinde durduğum nokta, bir araba sopayı bir oturuşta yiyen, kan revan içinde kalan Japon’un ağzından sadece “ayakkabılarınızı çıkarmak zorundasınız” cümlesinin dökülmesi... O kuralı işler hale getirmeye çalışması... Yani inat etmesi. İnat… Koyunlardan bizi ayıran en önemli olmasa da en azından sadece biridir bu özelliğimiz. İnatla yaşamak isteriz, inadına severiz… Bazen inadına ayrılırız sevdiğimizden. Bazen öyle anlar olur yanında değildir sevgilin yanında olması gereken bir zamanda. Ben de onu inatla istiyordum o gün yanımda. Ama o plan yapmıştı. Bir arkadaşına söz vermişti, onunla buluşacaktı. İnatla ona gideceğini söyledi. İnada bindirmiştim ben de. Ve onun başka bir masada benim başka bir mekanda olduğumuz anda taciz atışlarım başladı. Kullanılan alet elbette cep telefonuydu. Bazen karşınızdakinin canını öyle bir yakmak istersiniz ki en ağır cümleleri kurmak gelir içinizden. Kelimelerin ucunu bıçakla sivriltirsiniz. Bir ok gibi hasmınızın (sevgili) kalbine saplanacağını hayal edersiniz… Gizli bir mutluluk verir insana bu hal. Oysa kaçak güreşmişsinizdir her şeyden önce. Telefon etmek yerine kısa mesaj atarak yani yazıyla hücuma geçmişsinizdir. Mesajla tartışmanın ardında başka başka şeyler vardır. Ses, o an nasıl bir ruh halinde olduğunuzu belli eder, kurguyu bozar, savunma yapamayacağınız açıklarınızı orta yere dökmenize neden olur, kontrataklara açık hale gelirsiniz, sizi ele verebilir. Mesaj atmak yerine sesinizi kullanmanız, bu meydan savaşından mağlup olarak ayrılma ihtimalini de beraberinde getirir. Yazıyı kullanarak kavga etme yöntemi çaresizliktendir. Çünkü o bıçak gibi kelimeleri, ancak birinin sesini duymadan, yüzünü görmeden gönül rahatlığıyla kurabilirsiniz. O gece onu oturduğu masada yüzünün şeklini değiştirecek mesajlar atmıştım. Birini attıktan sonra gönderdiğim mesajı defalarca okuyordum. Ondaki etkisinin büyüklüğünü canlandırıyordum kafamda. Duruyordum (Sessizlik, insanın içini bazen kemirir) tekrar yeni bir mesaja başlıyordum. Belki o an sinirlenip yanıma gelebileceğini bile düşündüm. Hiçbiri olmadı. Sustu. Yenilen oldum…Bitti.
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."UYARI! Lütfen yorumda bulunurken, argo ve hakaret içeren kelimeler kullanmayınız. BU GİBİ YORUMLARA ONAY VERİLMEYECEKTİR Kişiler yaptığı yorumdan kendileri sorumludur. Bu gibi durumlar, sitemizi herhangi bir şekilde bağlamaz!!! 439 |
|||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| Son Güncelleme ( Çarşamba, 22 Ekim 2008 ) | |||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
“Taşıyıcı 3” (Transporter 3)... Serisinin şimdilik son halkası…
devamını oku
“Yalanlar Üstüne” (Body Of Lies), adına nedense kirli savaş...
devamını oku
Mafya, uyuşturucu, kara para, cinayet, işkence ve ölümüne bir...
devamını oku
Ayşe Kulin’in yeni çıkan kitabı Umut, Osmanlı’nın son ...
devamı oku