Müzik hayat içindir... |
| Perşembe, 04 Aralık 2008 | |||||||
|
Şarkılarla coşan abimiz başına attığı bir örtüyle dans ederken bir yandan da biten şişeleri kafasında kırmaya başlar. Müzisyenler durumdan hoşnut değillerdir. Para almışlardır, kiralanmışlardır ama birbirlerinin yüzlerine ne yapacağız der gibi bakmaya başlarlar. Bira şişeleri dans eşliğinde birer birer kafada patlarken aniden müzik susar. Bir göz hareketiyle grubu dağıtır ve yürümeye başlarlar. Nereye gittiğini soran aşık adama ayarı verir: “MÜZİK HAYAT İÇİNDİR” der ve uzaklaşırlar. Elemanımız arkalarından bakakalır sadece. “Pardon”, “nasıl?” “Anlamadım” kelimelerini birbiri ardına söyledi uzun saçlı genç. Otobüs şoförü yanından Akbillerini basarak geçenlerle ilgilenmiyordu bile… Kulaklıklığından yükselen müzik sesinden etkilenmiş olan genci sorgulayan bakışlara aldırmadan sanki tek başına konuşuyor gibiydi şoför. Gencin karşısında adeta pandomim yapıyor gibiydi. Kulaklarının sağır olacağını söyledi üniverteye gittiği herhalinden belli olana. “Bu nasıl müzik dinlemektir yahu. Kulağına yazık değil mi evladım…” “Kulağına” derken eliyle gencin kulağını gösteriyordu. Genç, orta koltuklardan birine çöktü. Diğer yolculara belli belirsiz bir bakış fırlattı. Bu bakışın ardında kendisiyle ilgilenilip ilgilenilmediğini fark etme çabası vardı. İnsanların dikkatini üzerine çekmek istemeyenlerden biriydi belli ki. Şoför ondan geçip diğer yolcularla yüksek sesle müzik dinlemenin zararları üzerine konuşmaya başladı. “Takıyorlar kulaklığı bitiyor dünya. Dinledikleri müzik müzik olsa bari. Cıstakcıstak.” Ön koltuğu işgal edenlerin her durumda şoförden yana tavır koyduklarını iyi bilen şoför, kitleleri peşinden sürüklemenin hazzını bir kez daha tadacak gibi görünüyordu. Konu uzunsaçlının bu gidişle kısa bir süre sonra sağır olacağından çıkıp Türk gençliğinin ülke sorunlarına karşı duyarsızlığına vardı. Koltuğunda yaylana yaylana otobüsü süren ve arkadaki araçları aynasından süzen şoför, harlandırdığı alev üzerinde neşeyle atlayan çocuklar gibi şen, konuşmaları dinliyordu. Sonra sanki altında direksiyon yokmuş, saatte 60 km hızla gitmiyormuş gibi başını ön sıraya çevirdi. Bütün gözlerin üzerinde olduğundan emin olduktan sonra “Nerede Zeki Mürenler, Sadettin Kaynaklar… Onları tanımak bile istemiyorlar. Kulaklarını patlatırcasına gavur müzikleri dinliyorlar” dedi bizim şoför. Çıt çıkmadı elbette ön sıralardan. Bizim elemanın ise oturduğu koltuktan içi içini yiyordu. Kendisi hakkında diğerlerinin hem ne konuştuğunu merak ediyordu hem de onları umursamıyor görünüyordu. Onları önce alaylı bakışlar altında ezmeye karar verdi ama beceremedi. Diğerleri daha kalabalıktı. Saçlarının uzun olması onlarda bir antipati yarattığı muhakkaktı. Onun içinde bulunduğu ruh halini anlayabiliyordum. Bütün gözlerin senin üzerinde olduğu ve başkalarının, hakkında sessizce konuştuklarını fark ettiğin, bildiğin anlarda yüzün kızarır. Kaçmak için sesini sonuna kadar açtığın müziğin altında sanki ezilirsin. Terlemeye başlarsın, bir an gelir o teri kontrol edemezsin. Üstüne bir de kızarmaya başlarsın. İnsanın o anda ayakta olması ve başını bir kuğu gibi camdan çıkarması en iyi yöntemdir. Zira rüzgar imdadına yetişir. Ancak gencin böyle bir şansı yoktu o anda. Kurbanlık koyun gibi orta yerdeydi. Çaresizlik içinde kulağını dışarıdaki hayata kapattı, müzikçalarının sesini açıp gözlerini dışarı attı. Birazdan tüm vücudu dışardaydı. Kulağındaki parçayı tekrar tekrar dinlediğini otobüsteki kimse bilmiyordu bile. Bir ayrılık şarkısıydı. Cem Karaca söylüyordu, “Sevda kuşun kanadında…” İneceği durağa geldiğinde rahat bir nefes aldı. Adeta kendini dışarı attı. Yürüdü. Yürüdü. Yürüdü. Büyük bir köprünün bulunduğu yere geldiğinde kaç kez dinlediğini hatırlamadığı şarkı tekrar kulağındaydı. Altında hızla geçen arabalara daldı bir süre sonra. Doktorun “Kanserden kurtulmak için bildiğimiz en iyi yolu uygulayacağız sana, kemoteripiye önümüzdeki hafta başlıyoruz” derkenki yüzünü düşündü. Eli müzikçalarına gitti yine. Hayatında dinlediği en güzel müziklerden biri olduğu düşündüğü parçayı tekrar çaldı. Notalar havada uçuştu. Boşluktaydı artık.
3.26 Copyright (C) 2008 Compojoom.com / Copyright (C) 2007 Alain Georgette / Copyright (C) 2006 Frantisek Hliva. All rights reserved."UYARI! Lütfen yorumda bulunurken, argo ve hakaret içeren kelimeler kullanmayınız. BU GİBİ YORUMLARA ONAY VERİLMEYECEKTİR Kişiler yaptığı yorumdan kendileri sorumludur. Bu gibi durumlar, sitemizi herhangi bir şekilde bağlamaz!!! 159 |
|||||||
| Son Güncelleme ( Perşembe, 04 Aralık 2008 ) | |||||||
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
“Taşıyıcı 3” (Transporter 3)... Serisinin şimdilik son halkası…
devamını oku
“Yalanlar Üstüne” (Body Of Lies), adına nedense kirli savaş...
devamını oku
Mafya, uyuşturucu, kara para, cinayet, işkence ve ölümüne bir...
devamını oku
Ayşe Kulin’in yeni çıkan kitabı Umut, Osmanlı’nın son ...
devamı oku