Evet efendim bir yaz dönemine daha girdik! Peki bir sinemasever için yaz dönemi neyi ifade etmektedir? Bu son derece göreceli bir soru isterseniz soruya şu şekilde alternatif bir cevap verebiliriz! Hollywood için yaz demek; bütün patlamalı çatlamalı eğlencelik filmleri birer birer ortaya dökerek yaz eğlencelikleri üzerine birer birer oynamak demek. Bu dönem aslen Mayıs başını hareket noktası olarak belirler, Ağustos ortalarına kadar devam eder. Haziran ve Temmuz ayları içerisinde ise doruk noktalarını yaşamaktadır.
Peki yerli izleyicinin hali? Yerli izleyici için ise yazın sinemaya girmek işkence olarak
görülmektedir. Bunun belli başlı sebepleri var...
Bizde nedense yazın sıcağından kaçmak için bile alternatif bir yöntem olarak
görülmez Sinema salonları! Halbuki ne kadar garip! Pek çok salonda artık klima
bulunuyor...Püfür püfür sinema izlemek zor gelir insanlara...Neden? Çünkü
dışarıda güneş vardır. Peki o güneşin tadı çıkarılabiliyor mudur? Kimilerine
göre evet kimilerine göre ise bu sorunun cevabı "hayır"dır. Tabii kapalı sinema
salonları tek başına gerekli delilleri sunamaz bizlere.
Yazlık sinema anlayışının kalmadığı ülkemizde zaten metropollerde böyle bir şey
şehir efsanesine dönüşmüştür. Belli başlı yaz kamplarında hala direnen bir
kültür olmasına rağmen gerekli sayıda seyirciye ulaşamaz bu açık hava
sinemaları. Bu yazlık sinemaların pek çoğuna halı ve araba yıkama merkezi olarak
rastlamaktayız günümüzde. Aslında bu sıcak havalarda yazlık sinemanın
rehavetinin, kapalı fakat klimalı sinemalardan kat kat fazla olduğu zaten
bilinmekte. Yine de şıklardan biri daha doğrudan ya da dolaylı olarak elenmiş
oluyor!
İşin bir diğer önemli kısmı da hiç kuşkusuz ekonomik etkileri. Sinema salonunu
niteliksiz seyirciyle doldursa bile bir şekilde gişelerin hareketlilik kat
sayısını arttıran gnctrcll ya da ona alternatif oluşturacak kampanyaların sona
ermesi zaten bir sıkıntı. Diğer bir sıkıntı da malumunuz sinemaların pek çoğunun
kapalı alışveriş merkezlerinde yer alması. Sigara yasağı ile birlikte bu
alışveriş merkezlerine uğrayanların sayılarının da azalacağını düşünürsek, durum
biraz daha yağmur bulutu topluyor üzerine. Neticede bütün bunları bir tarafından
tutup kampanyanın sona ermesine bağlayabiliriz. Zira bakınız Türkiye'den çıkan
filmler genellikle yaz dönemi filmleri olmaz. Bütün gişe filmlerimiz, bayram
tatillerine ya da sömestr dönemine tıkılmaya çalışılmaktadır. Bunu da yanlış
bulamayız. Nihayetinde herkes kendi çorbasının peşinde değil mi? Bu anlayış
yerleşmiş. Yaz kelimesinin karşısına her zaman deniz, kum, güzel kızlar,
şezlonglar vs vs kodlanmış. Bu kodlananlar da kolay kolay silinmiyor. Sıcağın
altında bir rock grubunun konsere çıkmasını saatlerce bekleyen gençlik, saati
gelince başlayacak olan bir filme girmeye tenezzül etmiyorsa bir yerlerde
eksiklik var fakat birinin ya da birilerinin suçlanma durumu tartışmaya açık.
Belki de Hollywood sinemasında çarkların çok fazla aksamadan dönmesinin sebebi
budur. Çünkü anlamını yitirmiş gibi bile gözükse sinema hala sosyal bir olay. Ne
kadar nitelikli filmler döndüğü ya da izleyici kitlesinin mevcut filmi ne kadar
ciddiye aldığı konusu değil bu! Örneğin gişe rekorlarını alt üst eden Shrek 2'yi
gösterime girdiği ilk haftanın pazartesi günü, Kocaeli'nin en işlek sinema
salonlarından birinde ve saat 20:00 seansında sadece 2 kişi izledik! Hatta gişe
görevlisi bizim için salonu açamayacaklarını falan bildirdi! "'Film izlemek'
istiyorum arkadaşım ne yapayım korsana mı yöneleyim?" seslerini yükselterek,
biraz da demogoji yaparak güç bela açtırdık salonu. Eğer aynı olayı Hellboy
filminde yaşamadığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz.
Yöresel olarak farklar yok mu? Elbette var! Kocaeli'deki rağbet durumu İzmir ya
da İstanbul gibi kentlerin kat kat altında bu bir gerçek. Yine de yaz dönemini
güneye kaçış olarak gören bir kesimin varlığını da hiçe saymamızın mümkünatı
yok ne yazık ki!
Şimdi önümüzde yine bir yaz sezonu var! Genç arkadaşlarımızın pek çoğu LGS ve
ÖSS gibi dertlerden kurtuldu. Pek çoğunun da önünde bir sınav maratonu var.
Yani genç izleyicinin bir kısmının nefes alma ve kafa dağıtma ayları bir
kısmının da tatil sonrası kafalarını kitaplara gömeceklerini biliyoruz. Bu yaz
dönemi onlar için sinemayı takip edebilmek adına da bir fırsat aslında. X-Men
Origins : Wolverine, Melekler ve Şeytanlar ya da Terminator : Salvation gibi
gişe canavarı olacak potansiyeldeki filmleri de geride bıraktık...Peki ya
önümüzde neler var?
Bu yılın en süpriz projelerinden biri G.I JOE...Kült çizgi filmi yeni diziyle
tanıştırmayı hedefleyen film, tam bir yazlık Hollywood vurdu kırdısı! Bunun
dışında Transformers : Yenilenlerin İntikamı'da katlanan aksiyon sahneleri ile
sanki yazın izlenecek film formüllerinin karışımını oluşturuyor. Animasyon
sevenlerin merakla beklediği Ice Age : Dawn Of Dinosaurs'da merak körükleyici
yapımlardan...Başrollerini Johnny Depp ve Christian Bale'in paylaşmış olduğu
Public Enemies, Harry Potter ve Melez Prens de bitiveriyorlar hemen dipte...Bu
arada The Inglorious Basterds'ın akibeti ise henüz belli değil!
Bir yaz sezonu daha kapımızı çaldı. Hatta izin bile istemeden içeri dalıverdi.
Genel olarak bizim salon açtırmakta zorlandığımız (Bakınız Hellboy ve Shrek 2
örnekleri...) bu ölü dönem, Hollywood'a her daim yaramaya devam ediyor. Bu
yazın akibeti şimdiden belli olsa da...Bekleyelim ve görelim...







