KısaFilm.Tk
Grup Sayfasına Git
Hitchcock'tan Sinema DersleriHitchcock'tan Sinema Dersleri
Tartışma kisafilm tarafından, 20 Nisan 03:18 ÖS tarihinde başlatıldı.
Hitchcock'tan Sinema Dersleri:
Gerilim mi istiyorsunuz, yoksa sasirtmaca mi?
"Bugun size Daphne du Maurier'in Ku$lar kitabinin oykusunu anlatamam. Bu kitabi sadece bir kez ve suratle okudum. Bir yazar, iyi bir roman yazabilmek icin omrunun uc-dort yILInI verir, bu onun tum ya$amidir. Sonra ba$ka insanlar, tumunu ustune alir. Sanatcilar ve teknisyenler, cesitli yanlarini kurcalar ve sonunda yazar tumuyle unutulurken, birisi cikip Oscar'a aday gosterilir. Ben boyle bir seye gelemem."
"Filmlerde sekanslar asla durgun ve sakin olamaz. Sekanslarin, teleferiklerin yuksege tirmanmalarini saglayan dişli carklar gibi, hareketleri ileriye dogru taşimalari gereklidir. Bir film, bir tiyatro oyunu ya da romanla kiyaslanamaz. Kisa oykulere daha yakindir, cunku kisa oyku bir kural olarak, eylemin dramatik geriliminin en yuksek noktasina ulaştigi anda cozulen tek düşünceyi icerir."
Gerilim yaratmanin her zaman kullanilan biciminde, izleyicinin olan bitenin son derece mukemmel bicimde farkinda olmasi gerekir. Aksi takdirde gerilim olusmaz. Izleyicinin dikkatini canli tutmak icin kuvvetli bir oge gereklidir. Bu, durumun kendisinden kaynaklanan bir gerilim olabilcegi gibi, izleyicinin kendi kendine "biraz sonra ne olacak?" sorusunu sormasina yol acan bir gerilim de olabilir.
Benim dusunceme gore, esrarengiz seyler, pek gerilim yaratmaz. Ornegin, "kim yapti" (Whodunit / Who done it) adi verilen filmlerde, gerilim unsuru degil, entellektuel bir bilmece vardir. Bunlar, duygusalliktan uzak bir tur merak ogesi icerirler. Halbuki, duygular, gerilimin temel dayanagidir. ( Bizim notumuz: Bu yuzden de Hitchcock "kim yapti" turu bilmecelerden cok, katilin ya da kotu adamin kimligini -yani gerilim unsurunu / seyirciyi hikayeye bagliyacak olan ogeyi - filmin ilk yarisinda acik eden filmler ceker, katili ya da gerceklesecek olayi seyirciden saklamaz, sonrasinda da tum gerilimi bunun uzerine kurmaya calisir)
Hitler'e yapilan suikastte evrak cantasina gizlenen bomba olayinda, izleyenlerin " cok iyi parca parca olacaklar" demek yerine "bak bir bomba var!" diyeceklerini saniyorum. Bunun anlami, bombanin verdigi korkunun, ilgili karakterlere duyulan sempati ya da nefret duygularindan daha kuvvetli olmasidir. Fakat bunun nedeninin bombanin korkutucu bir nesne olmasindan kaynaklandigini dusunuyorsaniz hataya dusmus olursunur.
Baska bir ornek verelim; merakli bir insan baskasinin odasina giriyor ve cekmeceleri aramaya basliyor. Simdi, o evde yasiyan kisinin merdivenleri cikarak evine geldigini gosteriyorsunuz. Sonra, aramakta olan kisiyi tekrar. Izleyicilerde " dikkatli ol -merdivenlerde birisi var" diye onu uyarmak ihtiyaci duyuyor. Bu yuzden o kisi kotu birisi oldugu halde izleyiciler onun adina endise duymayi surdurebilir. Hele o karakter Rear Window'daki Grace Kelly gibi cekici bir insansa izleyici daha da yogunlasir…
"Gerilim" ile "sasirtmaca" arasinda kesin bir fark oldugu halde hala bircok filmde bu ikisi karistiriliyor. Aciklayayim: Su anda ikimiz son derece masum bir sohbet yapiyoruz. Simdi, aramizda su masanin altinda bir bomba oldugunu var sayalim. Ortada hicbir sey yokken ansizin "boom!" ve bir patlama. Izleyici sasiriyor. Biz bu sasirtmacanin oncesinde, izleyiciye son derece siradan, hicbir ozelligi olmayan bir sahne gosterdik. Simdi bir gerilim durumunu olusturalim. Masanin altina bir bomba konmus ve izleyici bunu biliyor. (Az once bahsettigi, "kim yapti" bilmecelerinden farkli olan seyirciyi bilgilendirme durumu). Belki de anarsistin onu yerlestirdigini gordu. Izleyici, bombanin saat 1'de patlayacagini da ogrenmis; su anda saat bire ceyrek var- dekorda bir duvar saati yer aliyor. Boyle durumlarda, ayni siradan konusma birden bire ilginclik kazanir, cunku izleyicinin olaya katilimi vardir. Izleyiciler perdedeki oyunculari uyarma ozlemindeler. "Boyle onemsiz konulari tartismayi birakin. Altinizda bomba var. Patlamak uzere!"
Birinci durumda izleyiceye patlama aninda 15 saniyelik bir sasirtmaca yasattik. Ikinci durumdaysa 15 dakika boyunca bir gerilim yasar. Buradan varacagimiz sonuc izleyiciyi her seferinde durum hakkinda olabildigince bilgilendirmek gerektigidir. Burada tek istisna isin puf noktasinin sasirtmacaya dayandigi, yani bizzat beklenmeyen sonun oykunun dorukoktasini olusturdugu durumdur.
Film salondaki 2000 koltugun hepsini kapsamalidir. Cunku sinema, dunya uzerinde en cok bilinen ve en kuvvetli kitle iletisim aracidir. Eger bir filmi dogru olarak duzenlemisseniz, duygusal acidan bir Japon izleyici, Hintli izleyici ile ayni anda ciglik atabilmelidir.
Bir roman, baska bir dile cevrilirken ilgincliginden cok sey yitirebilir. Ayni bicimde gala gecesinde cok guzel sergilenen bir oyun, daha sonra ayni basariyi gostermeyebilir. Ama bir film, dunyanin her yaninda yolculuk yapar. Altyazi kondugunda etkisinden yuzde 15, iyi bir seslendirme yapildiginda da yuzde 10 yitirdigini farzedersek, projeksiyon kosullari hatali bile olsa, goruntu tumuyle kalacaktir. Gosterilenler - bunlari hicbir sey degistirip baska bicime sokamaz- sizin calismanizdir ve kendinizi her yerde ayni terimlerle ifade edersiniz.
Kotu adam ne kadar basariliysa film de o kadar basarilidir.
Cevaplar
Cevap yazabilmeniz için ilk olarak bu grubun aktif üyesi olmanız gerekmektedir.
Online Üyeler »
0 Kullanıcı
ve 226 Misafir
Çevrimiçi