Uzun Metraj

Geçmişin Hayaletleri / Ruhun Karabasanları

Oy ver
(0 oy)

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_ezel4435.jpg

Diziler hikayeleriyle beraber kendi kahramanlarını da yaratıyorlar, kimi zaman süper kahramanlarını, toplum için fenomen düzeyine erişen rol modellerini. Genel anlamda sektördeki üretimi değerlendirdiğimizde hikayeyle seyircinin bütünleşmesinin hemen ardından, asıl olarak dizileri fenomenleştirenlerin ana karakterler veya sivri, keskin yan karakterler olduğunu görüyoruz.

Kahramanın popülaritesi yükselişe geçerken, dramatik yapı çoğu zaman kendinden ödünler vererek kahramana ve popülerliğe (ratinge) kulvarlar açıyor. Fakat zaman zaman bazı diziler kahramanlarını cilalayıp popülerleştirirken, hem karakterleri hem de dramatik yapıyı derinleştirmeyi başarabiliyor. Şu sıralar televizyonlarımızda arzı endam eden Ezel dizisi de kanımca ülke dizi tarihimizin hem en iyi hem de en derinlikli ve yaratıcı projelerinden birisi olup, üzerine fazlaca düşünülmeyi hak ediyor. Ezel dizisinin dizi sektörümüz açısından ne yönlerden farklı ve derinlikli olduğunu bazı başlıklar altında incelemek çok daha yararlı olur kanısındayım.

Karakterlerin İkircikli Dünyaları: Görünen/Gizlenen
Ezel’in karakterizasyon çalışmasında gerek kendi türündeki gerekse dizi dünyasındaki diğer dizilerle arasındaki en önemli farklardan birisi karakterlerin çok boyutluluğu dışında ikircikli, kesin kez belli saflara ayıramayacağımız bir biçimde oluşturulmaları. Karakterlerin mutlak iyinin ve kötünün önemli temsilcileri olmadığı, kötücül gözüken bir amacın arka planında çok safça ve kendince iyi niyetli düşünceler olabildiğini de, en baştan itibaren mağdur gördüğümüz, hakkını araması için özdeşlik kurduğumuz karakterin doğasına aykırı kötülük planları kurabilmesini de görebiliyoruz hikaye içerisinde. Ezel karakterinin intikam duygusundaki mağduriyetini anlayıp, hak verirken, tamamen masum Bahar karakterini planının önemli parçalarından biri gibi kullanabildiğine şahit olabiliyoruz. Ya da Cengiz’in neredeyse adım attığı her düşüncede kötülük üretebilmesinin arka planında tüm dünyayı karşısına alabilecek denli bağlandığı Eyşan aşkının varlığını hissedebiliyoruz, belki de aşkın gerçekliğine duyulan saygıyla Cengiz’le dahi özdeşlik kurabilme noktasına gelebiliyoruz. Ya da iyi ve kötünün tam ortasında veya tamamen dışında değerlendirebileceğimiz Tevfik karakterinin durumunu incelediğimizde, üzerindeki mutlak güç ile gitgide bağlandığı, saygı duyduğu düşman güç arasındaki gel gitleri kendisi kadar seyirciyi de diken üzerinde tutmaya yetebiliyor. Duygudan arındırılmış bir piyon vazifesiyle duygularının olduğunu hatırlatıldığı bir başka piyon vazifesi arasındaki tercihi, yan karakter bazında nasıl karakter yapılandırılıp, hikayeye direkt etki edebilecek bir role bürünebilir konusunda diğer dizilere örnek olacak cinsten zengin bir kullanım.
b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_ezel45665.jpg

Ayrıca karakterlerin iyi-kötü ayrımı haricinde zayıf-güçlü konusunda gözlemlenen-var olan-gizlenen arasındaki incelikli yer değiştirmeler, yanılsamalar da dikkat çekici. Dokunulmaz, ulaşılmaz, yıkılmaz gözüken mükemmel kişilikler ötesi imajların tek bir hamleyle yerle bir olabileceğini ya da kimsenin dikkate almadığı zayıf bir karakterin belli aşamalar sonucunda gücü kendinde toplayabildiğini, hikayeye direkt ve bilinçli etkilerde bulunabildiğini görebiliyoruz. Karakterlerin duygu ve davranış çatışmalarında ortak olarak aşkın, bağlılığın, ilgi çekmenin maddiyatın önünde rol kapması da, karakterleri mutlak iyi ve kötü noktasının ötesinde, daha itinayla ve özdeşleşme sağlanarak yaklaşılan bir noktaya taşıyor. Ve tüm bu ikircikli karakter yapılanmasının hikaye aktıkça gitgide belirsizleşip, iyi ve kötünün birbirine karıştığı, pişmanlıkların, vicdan muhasebelerinin, kendini affettirme ve meramını doğru aktarabilme çabalarının öne çıktığı bir süreç izlemesi hem hikayeye hem de dizinin psikolojik yapısına güçlü destek sağlıyor.

Siyahın Vicdanı-Beyazın Karanlığı
Ezel’in karakterlerinin nerdeyse çoklu kişiliğe sahipmişçesine kompleks ve gelgitli bir yapıya sahip olmaları iyi ve kötü ayrımı altında birçok duygu ve davranış konusunda da zengin alanlar açıyor. Mutlak iyi ve kötüden bahsedemediğimiz, en kötüde yer bulan iyiliğin en temel insani duyguların ötesinde belleğe kazınabilecek, farklılık yaratabilecek, geçmişle çokça bağlantı kurabilecek, bazen şanssız kaderin ya da yanlış bir kararın tüm doğruların yönünü tersine çevirdiği bir düzen yarattığı bir şekilde ortaya dökülebilmesinden bahsediyoruz. İşte bu noktada siyahlarla beyazların birbirine karıştığı, bazen yer değiştirdiği, bazı uç noktalara savrulunan zamanlarda kontrast olanın devreye girerek normale dönüşün sağlandığı bir işleyiş söz konusu. Vakti zamanında en yakın arkadaşlarının canı uğruna yaratılmış bir lüks hayatının her daim pişmanlık ve ihanet karabasanlarıyla sarsılması, belli dönemeç noktalarında kaçınılmaz geçmişle yüzleşme savaşlarına girilip, her defasında yenilginin daha da ağır şartlarda tadılması ya da karşı cephede tamamen hakkı olarak gözüken intikamı sırasında yavaş yavaş karakterinden uzaklaştığının fark edilmesi, gitgide intikam almaya çalıştığı kişilere benzemeye başlanması, sırf bu çatışmanın ağırlığı altında an be an ezilmektense tüm kurulan planları bir çırpıda silme düşüncelerine sahip olma … İşte bu ve benzeri ayrım ve çatışma noktaları karakterleri tek bir kalemde yargılama veya değerlendirme yanlışlığının önüne geçerek, neredeyse her bölüm daha da labirentleşen bir ilişkiler ve karakterler yumağına dönüşen bir olaylar zinciri sunuyor.
b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_ezel575785.jpg

Bir Femme Fetale: Eyşan
Bir ön kabulle başlarsak, televizyon ve sinema dünyamızda kadının temsili konusunda güçlü, derinlikli, ayakları yere sağlam basan kadın karakterler konusunda bir sıkıntımız olduğunu kabul etmemiz gerek. Ayrıca kara film modelinin en önemli figürlerinden olan femme fetale (öldürücü kadın) yaratımı da neredeyse yok gibidir. Burada kötü kadınla  femme fetale ayrımını yaparak, tuzağa düşmemek gerekir. Femme fetale genelde erkeklerin aklını başından alan, onları peşinden sürükleyen, zeki, oyunbaz, yer yer çıkarcı, politik tavırlı kadın karakterlerdir. En nihayetinde Ezel sayesinde ülkemizde çok boyutlu, bazı anlarda doruk noktasına ulaşan, uçları zorlayan bir femme fetale karaktere kavuştu: Eyşan.

Eyşan, babasının yanında çıraklık ve kalfalık dönemini geçiriyor sıkı bir dolandırıcılık ve rol yapma eğitimi ile. Zamanla hangi duygusunun gerçek, hangisinin sahte olduğunu dahi karıştırdığı oluyor. Ki öyle bir an geliyor ki, şu anki adı olan Eyşan ile önceki onlarca karakteri arasında gerçeklik sanrılarına kapılıyor, uzun süredir sahip olduğu adı ve yaşamı sorgulamaya başlıyor. En nihayetinde son halini hayatta sureti de kimliği de silikleşmiş, silinmiş, ruhsuz bir et parçasına, baştan kaybetmişe benzetiyor bir bakıma. O hayatla bağlarını kopardığı ölçüde de bir bakıma özgürleşiyor veya öyle olduğunu sanıyor. Bu kimliksiz, belli belirsiz ve gel gitler arasında yapboz misali darmadağın olmuş karakterin tehlikesi de buradan kaynaklanıyor. Öte yandan dizinin iki ana erkek karakteri ona sonsuz bir bağlılık ve tutkuyla, kendilerini kaybedercesine, ruhlarını çoktan teslim etmişçesine, deliler gibi aşık: Ali ve Cengiz ve daha sonrasında Ezel. Eyşan kendisine karşı olan bu ölesiye tutkuya alışık, sonuçta  geçmişinde sayesinde nice yuvalar yıkılmış, insanlar dolandırılmış, hayalleri çalınmış. Attığı her adımın, bakışın, aldığı her nefesin Ali ve Cengiz arasında bir savaşın tetikleyicisi olduğunu biliyor. Ali ve Cengiz’in ona böylesi saplantılı bir şekilde bağlanmalarında esas olarak Eyşan’a tam olarak sahip olamamak, onun gizem perdesini tam anlamıyla aralayamamak, bazı ikircikli davranışları karşısında ne yapacaklarını bilememek, gizemi karşısında daha da büyülenmeleri gibi etkenleri sıralayabiliriz. Ali’nin kendisini hapise yani umutlarının tükendiği yere atılmasını sağlayan Eyşan’a duyduğu aşk ya da Cengiz’in kendisini sevmediğini hatta başkasının çocuğunu kendi çocuğuymuşçasına rol yaptığı Eyşan’a karşı mıknatısın etkisinden bir türlü kurtulamayan demir parçalarını akla getiriyor ya da iplerin çoktan elden yitip gittiği kuklaları. En nihayetinde Eyşan’ın büyüsü ve öldürücü etkisi ikisini de hatta intikam için dönen Ezel’i de cansız, teslim alınmış, mantıkları ele alınmış bedenlere dönüştürüyor.

Eyşan’ın gerçek-sahte kimliği arasındaki kişilik travmaları aşkla olan ilişkisinde de farklı bir boyutta devreye giriyor. Gerçek ve saf aşkı ile sahte, rol yapması gereken aşkı arasındaki gelgitin kaynağı kirlenmiş geçmiş ve ruh ile saflığı arayan temiz ruh arasındaki kavga. Hiçbir zaman temizlenemeyeceği üzerine duyduğu karamsarlık ile Ezel’e duyduğu aşktaki tutku ortaya tehlikeli ve hırçın, yer yer de oldukça kırılgan bir ruh hali çıkartıyor.

Kurgu: Bir Yapbozu İlmek İlmek Çözümlemek
Bir dizinin fısıltı gazetesinde nam salması için belli silahlara sahip olması gerekir duruma göre kullanabileceği. Ezel’in ilk dikkat çeken yönü on yıllık süreçte devamlı gidip gelen, seyircinin kafasını allak bullak eden kurgusal yapısıydı. Klişe gözüken bir intikam öyküsünü allayıp pullama, sağ gösterip sol vurma numaraları gibi okundu kimilerince ya da en baştan böyle bir düşünce olasılıklar dahilindeydi. Fakat dizi ilerledikçe kurgunun en temel mantığının bugünü değerlendirirken geçmişte temelleri atılmış adımların etkilerinin, ağırlıklarının varlığını hissettiriyor oluşu; dün ve bugün arasındaki bağı kurarak yarın üzerine düşünceleri oluşturmayı hedeflediğini görüyoruz. Bugüne ait ufacık bir detayın izinin geçmişte hiç unutulmayacak bir yara olabileceğini ya da düne ait küçük bir mutluluğun bugündeki karanlığın içinde kurtarıcı olabileceğini yıllar, günler, anlar arasında gel gitlerle görselleştirerek, başta karışıklığıyla allak bullak eden kurgusu bir süre sonra mükemmel uyuşumların yakalandığı bir strateji oyununa dönüşerek vurucu olabiliyor. Karakterin alabileceği ve bize mümkün gözükmeyecek kararın aslında karakterin geçmişinin sayfalarında dolaştığımızda gayet mümkün olabildiğini ama bunu ancak derin bakarsak ya da geçmişine gidersek fark edebileceğimizi yine kurgusal uyuşumların yakalandığı sahnelerde görebiliyoruz. Ayrıca filmdeki intikam öyküsünden karakterlerin gizemine kadar birçok öğe kurgu matematiğinin incelikleri sayesinde adım adım açıklığa kavuşuyor. Sinemanın gücünü direkt olarak arttıran görselliği tercih ederken, bunu diyaloglara bu anlarda daha az başvurarak başarmasıysa asıl değerini arttıran unsur. Diyaloglar genelde bugünü ilgilendiren konularda kullanılırken, kurgudan kaynaklı görsel kullanımlar geçmiş ve bugünü birbirine eklemleme anlarında ağırlık kazanıyor.
b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_ezel54657878.jpg

Beylik Laflar Dünyasından Edebiyata Çakılan Selam
Ezel’i içeriğindeki intikam entrikası, içerdiği yüz değiştirme, yeni bir karakter kazanma gibi detayların hikayesindeki ağırlığı, yapım şirketleri, Kenan İmirzalıoğlu gibi konu başlıklarında kendisiyle ortak paydada değerlendirebileceğimiz Acı Hayat, Kurtlar Vadisi, Deli Yürek gibi dizilerle kıyasladığımızda Ezel bazı yönlerden farkını ortaya koyuyor. Öncelikle bu diziler senaryo entrikaları biçiminden birbirlerine benzerken, kullandıkları dilin genelde iddialı, beylik, kahramanlığı öne  çıkartan  hatta yer yer ulusalcı bir kimliğe bürünen, arabeske de türkülere de arabeskleştirilmiş şiirimsi cümlelere de fazlasıyla paye veren dil, Ezel’de farklı bir formda kullanılıyor. Yukarıda adını andığımız diziler kullandıkları bazı diyalog ve cümlelerle özellikle halkın belli bir kesiminin dikkatini çekmiş, günlük hayatın diline dahi hemen giriveren kullanımlara rastlamıştık. Ezel’de ise Ramiz Dayı’nın kişiliğinden de güç alarak dillendirdiği sözler fenomen olmakta gecikmedi. Fakat Ezel’in diğer dizilerde olduğu gibi damarlara saplanma hedefli ağır arabesk ya da aşkla yoğrulmuş türkümselere, acıklı, ağdalı, bol bol sevgiliye öfke kusan, hemen ardından sevgileri sevgilinin ayaklarına seren kahramanca sözlerine karşı, Ramiz Dayı dünya klasiklerinden alıntılanmış, çok daha evrensel kelamlar ediyor. Peki  burada tek kriter dünya yazar ve şairlerinden alıntı yaparak farkını ortaya koymak mı? Kesinlikle hayır. Edilen kelamlar evrensel olması yanında hikayenin ve karakterlerin can alıcı noktaları hususunda devreye giren, durumu özetleyen, gizemin perdesini hafifçe aralayan ya da perdeyi tamamen kapatıp gizemi tüm ağırlığıyla üzerimize salan yani dramatik yapının gidişatına ve düğüm noktalarına göre şekillenen, hikayeye hizmet etme işlevselliği yanında derinliği de fazlasıyla katan bir kullanım olarak takdiri hak ediyor. İntikamın, vicdanın, iyinin, kötünün, belli belirsizliğin, aşkın, kederin birbiriyle savaşıp dans ettiği bir hikayede Hayyam’ı da Oscar Wilde’ı da selamlamak, doğru bir şekilde hikayeye şırınga etmek sinema ve edebiyat arasında kurulabilecek bir bağ olarak da değerlendirilmeli.

Murat Ata

Yazan: Murat Ata

E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 145 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »