Uzun Metraj

Murat Ata

Murat Ata

E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

Salı, 25 Mayıs 2010 11:14

Manga TRT bürokrasisi karşısında

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_manga435454.jpg

Eurovision 2010 kapıya dayandı. Aylar öncesiyle şimdiki durumu karşılaştırdığımızda önümüzde apayrı iki tablo görünmekte. Eurovision’da ülkemizi temsil edecek ekip olarak Manga’yı duyduğumuzda çoğumuzun çok olumlu karşıladığını hatta ileri gidip Manga’nın Eurovision’a bir beden büyük geldiğini dahi söyleyenlerimiz olduğuna şahitlik ettik. Bir de şimdiki tabloya baktığımızda çoğumuzun bir an önce olsa da bitse dediği bir durumdan bahsedebiliriz. Peki, ne oldu da umudumuzu yeşerten Manga ve Eurovision ilişkisi böylesi karamsar bir noktaya geldi?
Salı, 25 Mayıs 2010 11:02

Eurovision nedir? Ne değildir?

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin6_eoru554.jpg

Eurovision kimin müziği en iyi yarışması değildir. Belki vakti zamanında öyleydi ama şu anda geldiği konum siyasi-coğrafi tercihlerin ağırlığını koyduğu, müziğin kalitesinin ve içeriğinin ikinci plana itildiği bir organizasyona dönüşmüştür.
Perşembe, 29 Nisan 2010 15:46

Festival EMEK’miş Aslında

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_istfest5454.jpg

Bir festivalin adının başına ‘uluslararası’ ifadesi gelince üstlendiği sorumluluk da içeriğindeki ağırlık da birkaç kat artıyor sanki. İstanbul Film Festivali’de uluslar arası ifadesinin altını doldurabilmek için kuruluşundan bu yana büyük çaba gösteriyor. Fakat çabalar büyük olmasına karşın, galiba dünya festivali olmak konusunda biraz daha ayrıntılara önem vermek gerekiyor. Festivalin yalnızca dünyanın dört bir yanından kaliteli filmler gösteren bir aktivite olmadığını, yan etkinliklere çok daha fazla yer verilmesi gerektiği kanısındayım.
Perşembe, 29 Nisan 2010 15:40

Festivalin En İyi Filmleri

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_istanbulbaskent2.jpg

Festival sonrası adettendir bir ‘enler’ listesi çıkartmak. Ben de izlediğim filmlerden ve yaptığım gözlemlerden hareketle hem en iyi bulduğum filmleri, hem de farklı başlıklar altında en iyi bulduklarımı ve nedenlerini listeliyim.
Perşembe, 29 Nisan 2010 15:29

Buhranlı Gençler Dünyası

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_fishtank54.jpg

Sinemada gençliğin anlatım ve temsili konusuna baktığımızda, yer aldığı dönemin genel yapısını perdeye yansıtmaya çalıştığını görüyoruz. Son dönemdeki genç kesimin ele alınış biçimlerine baktığımızda bazı temel özelliklerin ön plana çıktığını tespit edebiliyoruz. Festivalde gösterilen gençlik filmlerinin bazıları bu özellikleri kullanımları bakımından benzeşmekteydiler. Aslında sadece festival programı değil, günümüzdeki kullanımlar açısından da benzer yönlere sıkça rastlayabiliyoruz. Andrea Arnold’un yönettiği Akvaryum adlı filmde bahsettiğimiz benzerliklerle yapılandırılmış, günümüz gençliği üzerine önemli ve gerçekçi sayılabilecek tespitlerde bulunan, başarılı bir film olarak öne çıkmakta.
Perşembe, 22 Nisan 2010 12:49

Haydi gelin kamplaşalım!

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_yolda7487894.jpg

Basketbolda ‘el yakan top’ diye bir tabir vardır. Maçın son anlarındaki en kritik topları kullanabilme cesaretliliğini, sorumluluk alabilme yetkinliğini ifade eder. Bu tip kritik zamanlarda top işinin ehli ellerle buluşturulur, çünkü her yürek ve beceri bu anları kaldıramayabilir.
Perşembe, 22 Nisan 2010 12:39

Hem sorunluyuz hem de mutsuz

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_kamping5354.jpg

Bazı filmler vardır, kısa ve öz bir hikayeye sahiptir. Sınırlarını bilir, ona göre konumlandırır kendini, fazla bir şey ummaz ne kendinden ne de seyircisinden. Eğer seyirci olarak iletişime geçebilirsek, hikayenin bir kenarında da kendimize yer buluruz sanki, içselleştiririz filmi, karakterleri. İşte bu noktada basit ve öz sıfatlarının asıl değerini kazanabilmesi için gerekli olan argümanların başında karakterler gelir herhalde. Seyircinin filmle kurduğu ilişkinin aracısı konumundaki karakterler. Bahsettiğimiz formülasyona tıpatıp uyan bir film karşımızdaki: Jacob Bitsch’in yönettiği Kamping.
Perşembe, 22 Nisan 2010 11:58

Bir MİCHAEL GONDRY gördüm sanki!

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_bunny345.jpg

Tüm yaşamının bir evden ibaret olması kişisel bir cennet mi yoksa tam bir cehennem olasılığını mı işaret eder? Bunny ile Boğa’nın baş karakteri Stephen için ev tam bir kaçış yeri.
Çarşamba, 14 Nisan 2010 14:39

Ülkeyi Düşmandan Biz Kurtardık Ey Ahali!

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_serefmadalyasi5.jpg

Romanya Sineması geçmişiyle ve bugünüyle yüzleşmeye devam ediyor. Hatta ülkemize uğrayan filmlerinin ortak özelliği bu yüzleşme ve eleştiri meselesini ortak paydaları haline getirmeleri diyebiliriz. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen, Calin Peter Netzer’in yönettiği Şeref Madalyası filmi de, 2.Dünya Savaşı’nda yer almış olan 75 yaşındaki Ion karakterinin trajedisi üzerinden, ülkenin içinde bulunduğu duruma yerli yerince ve sakin göndermelerde bulunan bir yapım.
Çarşamba, 14 Nisan 2010 14:27

Babalar Oğulların Can Simitleri

b_320_500_16777215_0___images_stories_news_abidin5_getirin5445.jpg

Festival filmlerini anlatım yapıları, üslupları, içerikleri, genel geçer olandan farklılıkları gibi unsurları haricinde, karakterlerinin kendilerine has tavırlarıyla da ayrı bir tabloda değerlendirmek gerekir herhalde. Karakterlerin yalnızca ilginçlikleri veya absürde varan halleri değil, derinlikli çizimleri ve birbirleriyle uyumları da onları öne çıkartan faktörler olmakta.

  • «
  •  Başlangıç 
  •  Önceki 
  •  1 
  •  2 
  •  3 
  •  Sonraki 
  •  Son 
  • »
Sayfa 1 - 3

Online Üyeler »

0 Kullanıcı ve 176 Misafir Çevrimiçi

AKTİV GRUPLAR »