Murat Ata
E-posta: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
Salı, 25 Mayıs 2010 11:14
Manga TRT bürokrasisi karşısında
Eurovision 2010 kapıya dayandı. Aylar öncesiyle şimdiki durumu karşılaştırdığımızda önümüzde apayrı iki tablo görünmekte. Eurovision’da ülkemizi temsil edecek ekip olarak Manga’yı duyduğumuzda çoğumuzun çok olumlu karşıladığını hatta ileri gidip Manga’nın Eurovision’a bir beden büyük geldiğini dahi söyleyenlerimiz olduğuna şahitlik ettik. Bir de şimdiki tabloya baktığımızda çoğumuzun bir an önce olsa da bitse dediği bir durumdan bahsedebiliriz. Peki, ne oldu da umudumuzu yeşerten Manga ve Eurovision ilişkisi böylesi karamsar bir noktaya geldi?
Yayınlandığı yer
Müzik Zevki
Perşembe, 29 Nisan 2010 15:46
Festival EMEK’miş Aslında
Bir festivalin adının başına ‘uluslararası’ ifadesi gelince üstlendiği sorumluluk da içeriğindeki ağırlık da birkaç kat artıyor sanki. İstanbul Film Festivali’de uluslar arası ifadesinin altını doldurabilmek için kuruluşundan bu yana büyük çaba gösteriyor. Fakat çabalar büyük olmasına karşın, galiba dünya festivali olmak konusunda biraz daha ayrıntılara önem vermek gerekiyor. Festivalin yalnızca dünyanın dört bir yanından kaliteli filmler gösteren bir aktivite olmadığını, yan etkinliklere çok daha fazla yer verilmesi gerektiği kanısındayım.
Yayınlandığı yer
SineMasal
Perşembe, 29 Nisan 2010 15:29
Buhranlı Gençler Dünyası
Sinemada gençliğin anlatım ve temsili konusuna baktığımızda, yer aldığı dönemin genel yapısını perdeye yansıtmaya çalıştığını görüyoruz. Son dönemdeki genç kesimin ele alınış biçimlerine baktığımızda bazı temel özelliklerin ön plana çıktığını tespit edebiliyoruz. Festivalde gösterilen gençlik filmlerinin bazıları bu özellikleri kullanımları bakımından benzeşmekteydiler. Aslında sadece festival programı değil, günümüzdeki kullanımlar açısından da benzer yönlere sıkça rastlayabiliyoruz. Andrea Arnold’un yönettiği Akvaryum adlı filmde bahsettiğimiz benzerliklerle yapılandırılmış, günümüz gençliği üzerine önemli ve gerçekçi sayılabilecek tespitlerde bulunan, başarılı bir film olarak öne çıkmakta.
Yayınlandığı yer
SineKritik
Perşembe, 22 Nisan 2010 12:39
Hem sorunluyuz hem de mutsuz
Bazı filmler vardır, kısa ve öz bir hikayeye sahiptir. Sınırlarını bilir, ona göre konumlandırır kendini, fazla bir şey ummaz ne kendinden ne de seyircisinden. Eğer seyirci olarak iletişime geçebilirsek, hikayenin bir kenarında da kendimize yer buluruz sanki, içselleştiririz filmi, karakterleri. İşte bu noktada basit ve öz sıfatlarının asıl değerini kazanabilmesi için gerekli olan argümanların başında karakterler gelir herhalde. Seyircinin filmle kurduğu ilişkinin aracısı konumundaki karakterler. Bahsettiğimiz formülasyona tıpatıp uyan bir film karşımızdaki: Jacob Bitsch’in yönettiği Kamping.
Yayınlandığı yer
SineKritik
Çarşamba, 14 Nisan 2010 14:39
Ülkeyi Düşmandan Biz Kurtardık Ey Ahali!
Romanya Sineması geçmişiyle ve bugünüyle yüzleşmeye devam ediyor. Hatta ülkemize uğrayan filmlerinin ortak özelliği bu yüzleşme ve eleştiri meselesini ortak paydaları haline getirmeleri diyebiliriz. İstanbul Film Festivali’nde gösterilen, Calin Peter Netzer’in yönettiği Şeref Madalyası filmi de, 2.Dünya Savaşı’nda yer almış olan 75 yaşındaki Ion karakterinin trajedisi üzerinden, ülkenin içinde bulunduğu duruma yerli yerince ve sakin göndermelerde bulunan bir yapım.
Yayınlandığı yer
SineMasal
Çarşamba, 14 Nisan 2010 14:27
Babalar Oğulların Can Simitleri
Festival filmlerini anlatım yapıları, üslupları, içerikleri, genel geçer olandan farklılıkları gibi unsurları haricinde, karakterlerinin kendilerine has tavırlarıyla da ayrı bir tabloda değerlendirmek gerekir herhalde. Karakterlerin yalnızca ilginçlikleri veya absürde varan halleri değil, derinlikli çizimleri ve birbirleriyle uyumları da onları öne çıkartan faktörler olmakta.
Yayınlandığı yer
SineMasal
Online Üyeler »
0 Kullanıcı
ve 176 Misafir
Çevrimiçi